Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,77 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,36 / Satış: 6,39

“Ördeklerin başarıyla indiği yere artık uçak inemiyor…!”

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 06.11.2019
  • 307 kez okundu

Hatay gerçekten çok şansız bir il. Ticaretiyle, kültürüyle, esnafıyla, insanıyla ülkeye elinden geldiğinden çok daha fazlasını veren Hatay ne yazık ki talan ve yalan alanına döndü.

Dün dikkatle okuduğum haber beni biraz gerilere götürdü. İsterseniz önce Antakya Gazetesinde yer alan haberi okuyalım;

“Geçtiğimiz Cuma akşamı yaşanan yağışlar ve yıldırım düşmesi olayı sonrasında, ilimize gelen uçaklar, Hatay Havalimanı’na inemedi. Edinilen bilgiye göre, 1 Kasım Cuma günkü Ankara-Hatay 23.50 uçağı, başkentten gecikmeli kalkarken, Hatay semalarında ise elverişsiz hava koşulları nedeniyle havalimanına inemediği bildirildi.

Olayı anlatan bir yolcu, şunları söyledi:

Gecikmeli olarak 01.30’da havalanan 23.50 Ankara-Hatay uçağı, Hatay Havalimanı’ndaki olumsuz hava koşulları nedeniyle, önce havada bekleme yaptı. Yakıtımız azalınca da Adana Havalimanı’na indi. Bizi burada uçaktan indirmeye karar verdikten kısa süre sonra, yakıt ikmali yaparak yola devam edeceğimiz söylendi. An itibariyle, Adana Havalimanı’nda uçakta bekleyip, hava koşullarının düzelmesi için dua ettik. Kısa süre sonra uçağımız Adana’dan havalandı ve Hatay Havalimanı’na sağ salim yetiştik.”

Aslında hava alanımız 9 Aralık 2007’de açıldı. Havaalanı yapılma kararı alındığında hepimiz çok sevinmiştik. Ancak yer tespiti için söylentiler başladığında sevincimiz yerini endişeye ve hayrete bırakmıştı. İskenderun’a 45 km, Antakya’ya 25 km. uzaklıkta bir alan belirlediklerini söylediklerinde önce kulaklarımıza inanamadık. Çünkü bu alan kurutulup tarıma kazandırılan Amik gölünün bir devamıydı. Ve her kış Antakya’nın o uzun yağmurları başladığında bu alan yarı göle döner ve sular çekildikten sonra burada kısmi tarım yapılırdı.

Bölgede bulunanları aradık ve sorduk; “Neden havaalanı daha uygun bir yere değil de ısrarla bu göl havzasına yapılıyor” diye. Aldığımız yanıt bizi çok şaşırtmıştı; Şehre biraz daha yakın ve üst tarafta son derece uygun araziler varken havaalanının yapıldığı bu arazi tarla iken sahipleri tarafından tek tek siyasi iktidara yakın iki isim tarafından toplanmış ve sorumlu bakanlığa 30 kata yakın bir fiyatla satılmıştı. İşin içinde; “Bir otel sahibi tanınmış bir iş adamı, bir genel başkan yardımcısı ve bir de bölgede tanınan etkin ve yetkin bir siyasetçinin” isminin geçtiği iddiaları vardı. Bunlar iddiaydı ama iddialar sonuçlarla doğru orantılıydı.

“Aman ha yapmayın bunu bu memlekete yazık olur Hatay’a” demeye kalmadı ki arazi bakanlığa devredildi tescil edildi ve havaalanının inşasına başlandı. O sıra SABAH gazetesinde çalışıyordum. Jeoloji Mühendisleri Odasından tutun İnşaat Mühendisleri Odasına kadar bir çok sivil toplum kuruluşundan görüş alıp haber yaptım. Tek bir satır bile gazetede yer almadı.

Birileri işi sıkı tutuyordu. Ortada çok büyük bir rant vardı ve kimsenin bunu engellemesini istemiyorlardı.

İşin garibi; “Havaalanını istemiyor” konumuna düşmemek için muhalefet partileri de o dönem bu haberlere pek yüz vermedi ve sesini çıkarmadı.

Bakın Hatay havaalanını onlarca kez su bastı. Ana yoldan havaalanına giden yol göl oldu yolu yükseltmek zorunda kaldılar. Uçakların indiği pistte balık bile avlayanların olduğu iddiası şakanın sınırlarını aşıyordu.

Gelinen nokta;

“Kendisine; araziyi ucuza kapattık diye gölün içinde havaalanı veren iktidara Hatay halkı 17 yıldır aralıksız oy vermeye devam ediyor…!”

O zamanlar buna hiç sesini çıkarmayan muhalefet ise; “Ekmek elden su gölden” misali; “Dağın bu yanı, yok ta öte yanı” diyerek her seçimde Hataylının bam teline basıp halkın sorunlarını dile getirecek gerçek temsilcilerini itip kakmaya devam ediyor.

Yani memleket sahipsiz kaldı…

Ne yapsın peki bu garip Hatay’lı derseniz;

“Valla şimdilik onu ben de bilmiyorum…!”

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ