Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,91 / Satış: 5,93
€ EURO → Alış: 6,55 / Satış: 6,58

“Ört ki ölem…!”

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 08.01.2020
  • 283 kez okundu

Türk Dil Kurumunun sözlüğüne baktığınızda “Ört ki ölem” sözünün karşılığında şöyle yazar;

“Çok önemli şeyleri elde edemeyen kişilerce ‘Nasıl yaşarım’ anlamında kullanılan bir söz.”

Milletin ve memleketin hali şu an bu…

Bunu ben söylemiyorum; “Türkiye’nin Dünyadaki Yeri” başlıklı bir araştırma söylüyor…

İsterseniz hala kendini İsviçre’de yaşıyor zanneden ve hala bu iktidar zamanında her şeyin değiştiğini ve güzelleştiğini savunan başını kuma sokmuşlara bir hatırlatalım;

“-Milli gelir açısından 1985-2002 arasındaki 17 yılın ortalama büyüme artışı 4.3 kat iken, 2002-2019 arası milli gelir artışı 3.1 katta kalmıştır. Demek ki, koalisyon ile geçen yıllarda da daha fazla büyüme görülebilmiş.

-Dolar cinsinden kişi başına gelire baktığımızda; 1985-2002 arasında kişi başına gelir artışı 2.7 kat iken; 2002-2019 arasında kişi başına gelir artışı 2.5 katta kalmış. Tek parti iktidarı ve tek adamlık sistemi ekonomiye yaramamış. Kişi başına gelir 2010’da 10 bin 476 dolar iken, 2018’de 9 bin 405 dolara geriledik, toplam milli gelirimiz 2010 seviyesine geri düştü.

-İşsizlik açısından;1985-2002 arasında ortalama işsizlik yüzde 8 iken; 2002-2019 arasında ortalama işsizlik 10.9 oldu. Kaldı ki bugün reel işsizlik yüzde 17 civarıdır. İş aramayı bırakan, ne eğitimde ne de istihdamdaki nüfusu da kattığımızda gerçek işsiz sayımız 8.5 milyonu bulmuştur. Genç işsizliği yüzde 30 sınırına dayanmıştır.

-Bütçe dengesi bakımından; Bütçe dengesinin milli gelire oranı 1985-2002 arasında yüzde 5.9 açık verirken, 2002-2019 arasında bütçe açığının milli gelire oranı ortalama yüzde 2.9 a inmiştir. Ancak özellikle 2017’den bu yana bütçe açığının milli gelire oranı 2 katına çıkmıştır.

-Cari açık bakımından; İthalatla büyümenin, özel sektör dış borcuyla hormonlu kalkınmanın sonucu şudur: Bütçe dengesini yani devletin borçluluk oranını düşür, istihdam yaratmayan bir ithalat politikasıyla özel sektörü borçlandır. Cari açığı artırmak pahasına (ithalat – ihracat farkı) kamunun borcunun milli gelire oranını düşür. 1985-2002 arası cari açığın milli gelire oranı yüzde 0.7 iken, 2002-2019 arasında bu oran 6 buçuk katına çıktı ve yüzde 4.5 açık verdik.

-Dış borç bakımından;1985-2002 arasında artış 2 kat olurken, 2002-2019 arasında artış 3.4 kat oldu.

-Dünya ekonomisi sıralamasında; 2005’te 17. İken, 2019’da 19. Sıraya düştük. Adalet Bakanlığının kör baktığı dış dünyada, verilerle Türkiye’nin hangi sıralara itildiğini anlatıyoruz, kapsamlı bir adalet reformuna, yapısal reforma, Türkiye’yi orta gelir tuzağından hukukun üstünlüğü ile çıkaracak bir çözüm paketine ihtiyacımız var.

Peki feraseti yüksek halkımızla yapılan her ankette önem sırasına göre dördüncü ve beşinci sırada çıkan hukukun üstünlüğü ve yolsuzluklarla ilgili durumumuz ne derseniz;

“-Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 126 ülke arasında 109’uncu sıradayız,

-Hükümetin gücünün sınırlandırılabilmesi açısından 123. Sıradayız

-Yolsuzlukla mücadele açısından 57. Sıradayız

-Temel haklar alanında 122. Sıradayız

-Kişilerin can ve mal güvenliğinde 96. Sıradayız

-Hukuki ve idari düzenlemelerin uygulanabilirliğinde 106. Sıradayız

-Vatandaşların adalete erişiminde 96. Sıradayız

-TÜİK verilerine göre 2018 yılında adalet hizmetlerinden memnuniyet oranı yüzde 56,3’tür. Yasaların herkese tarafsız ve adil uygulandığını düşünenlerin oranı 2014 yılında yüzde 31,86 iken 2018 yılında yüzde 38,1 olmuştur.

Ne demiştik;

“Ört ki ölem…!

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ