Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,74 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,37 / Satış: 6,39

“Ortadoğuda bir cennetten cehenneme; Hatay…!”

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 27.11.2019
  • 389 kez okundu

2011’de Suriye savaşının ilk kıvılcımları Suriye’nin Dera kentinde çakılmaya başladığında, Hatay, Ortadoğu’nun Avrupa’ya açılan ilk gösterişli ve parlak kapısıydı. Türkiye’nin 13. büyük ili, sosyoekonomik gelişmişlik açısından Türkiye’de 46. sırada umut veren bir kentti.

Okuma yazma oranı inanılmaz derecede düşüktü. Erkeklerde 7 bin, kadınlarda 27 bin okuryazar olmayan nüfus vardı. Kadınlar ve çocuklar gece saat 1’lere, 2’lere kadar parklarda, Asi kenarında özgürce dolaşırdı. Huzur vardı, refah vardı, uygarlık vardı…

1 Milyon 690 bini aşan nüfusuyla Hatay için bugün bunları söyleme şansımız var mı?
Kentin 2011 yılı başlarında üç ana ekonomi dinamosu vardı; Uluslararası Taşımacılık (filolar, nakliye, insan taşımacılığı), verimli ve münbit topraklardan alınan ürünlerin başka ülkelere ihracı ve sınır ticareti.

Özellikle Antakya; günübirlik olan Halep ve Şam kentinden gelen Suriyelilerin alışveriş noktası olmuştu. Bir Cumartesi günü kente alışveriş için gelen Arap turistleri taşıyan otobüs sayısı 300’ü geçmişti. Yıllık sadece Hatay’dan yapılan ihracat 8 milyar doları aşmıştı. Hataylı ne üretse, mutlaka bir müşterisi çıkıyordu. Suriye dışında Lübnan ve Ürdün’den de tatil ve alışveriş için gelenler vardı.

Türkiye’de siyaset yaptığını zanneden bir avuç maceraperestin; “Emevi Camii’nde namaz kılacağız” (ki bugün Emevi Camisi yerle bir olmuş, bombalanmış, harabeye dönmüştür) rüyasıyla uygar ve çağdaş bir Arap ülkesi olan Suriye’nin böğrüne hançeri saplaması ile Hatay’da sarsıldı.

Anlaşılmaz bir biçimde, aklın ve mantığın kabul etmeyeceği bir anlayışla Hatay’ın sonunu getiren bu siyasi anlayışa, Hataylı, adeta intihar eder gibi, siyasi desteğini acımasızca Suriye’ye ihanet eden bu siyasi akıma vermeye devam etti.

Hatay soyuldu, talan edildi, iğdiş edildi tanınmaz hale getirildi. Bütün Türkiye, “Doğunun Kraliçesi” olarak tarihte tanınan, bir zamanlar dünyadaki 4 büyük kentten biri olan Antakya’yı, “Ali Dibo” rezaletiyle tanıdı.

Rüşvet, iltimas, kayırma diz boyuydu.

Dün, Türkiye Kurumlar Vergisi rekortmenleri açıklandı. Türkiye genelinde en fazla vergi beyan eden 100 mükellef listesini açıkladı. Buna göre, 2018’in kurumlar vergisi rekortmeni Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nı; Ziraat Bankası, Garanti Bankası, Türkiye İş Bankası, Türkiye Petrolleri A.O., İskenderun Demir ve Çelik A.Ş., Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş., Türkiye Vakıflar Bankası, Yapı ve Kredi Bankası ile Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü izledi. Hatay’dan, İskenderun Demir Çelik Fabrikaları, kurumlar vergisi rekortmenliğinde Türkiye 4.’lüğü sırasını aldı.

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından “En fazla Kurumlar Vergisi” ödeyen ilk 100’de isimleri açıklanan mükelleflerin sadece birisi Hatay’dan çıktı.

Peki, neredeydi bizim o dev firmalarımız, bereketli topraklarımızdan yılda 6 kez alınan tarım ürünlerimiz, filolarımız, esnafa dayalı imalat sanayimiz?

Hatay’ın Demir-Çelik dışında koca bir HAS firması vardı eskiden. Yine vergi rekortmenliği zorlayacak yaş sebze ve meyve ihracat şirketleri vardı; Eskiocaklar gibi. Mobilya, Ayakkabı, konfeksiyon ürünlerini bölgeye satan ve pazarlayan dev şirketleri vardı Hatay’ın.

Peki, ne oldu?

Üç-beş kişinin bedavaya karnı doyacak, avantadan yaşayacak, alın teri dökmeden hayatını sürdürecek diye, Hataylıya kim ya da kimler bu ağır bedeli ödetti?

Bakın; Hatay’ın ihracatı sekizde bir düştü…

Kentte, ne olduğu belli olmayan, kayıtlı-kayıtsız 600 bin sığınmacı var. Bu sığınmacılardan vahşi bir karaktere sahip bazıları ilk geldiğinde; taksici esnafı, iş yeri sahipleri, ev kadınlarını acımasızca öldürdüler.

Ütü kordonuyla adam boğulduğunu dehşet içinde duydu, uygarlığın göz bebeği Antakya…

3 bin yıldır bu topraklarda yaşayan Yahudi komşularımın, kardeşlerimin mezar taşları kırıldı…

Kapı komşumun ibadet etmek için gittiği kiliselerimizin kapısına kalleşçe, haince saldırılar yapıldı…

Komşu komşuya, dükkan dükkana düşman edildi…

Hiç kimse şunu sormadı; “Ne işimiz var bizim Suriye’de, ne işi var Suriyeli milyonların Türkiye’de”…

Akıl ve vicdan durmuş, korku, kin ve nefret ortalığı sarmış…

Hala size ve kentinize bu bedeli ödetenlerden hesap sormayacak mısınız?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ