Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,03 / Satış: 6,06
€ EURO → Alış: 6,54 / Satış: 6,57

“Resmi Gazete eki olarak Karınca Duası da verecek misiniz…?”

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 26.12.2019
  • 423 kez okundu

Türkiye giderek tuhaflaşan bir görüntüye kavuşmaya başladı. Var olan hukukun hemen yanıbaşında paralel bir hukuk oluşturulurken bu paralel hukukun gereği olarak da “Paralel Devlet” yapılanmasına gidiliyor.

Aslında bu paralel devlet suçlaması FETÖ dönemlerinden kalan bir terim. Cemaat yanlılarının yasama-yargı-yürütme üçgeninde; cemaati bu yapıların tam göbeğine koyarak var olan devletin yapısını yavaş yavaş bozarak yeni bir devlet ve sistem kurma çabaları AKP’nin bugün geldiği noktaya çok benziyor.

Bundan ne çıkar derseniz öncelikle “kaos” ardından da Türkiye’de “Yeni Bir Suriye” örneğinde olduğu gibi toplumsal iç çatışma çıkar.
Olayı kısaca bir hatırlayalım;

“Geçtiğimiz hafta içinde Resmi Gazetede de ilan edilen “Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından Faizsiz Finans Kuruluşlarının Denetimini Yürüten Denetçiler İçin Etik Kurallar” uygulamasının Şer’i Hükümlerinin yasal mevzuata bu yolla dahil edilmesi.”

İsterseniz Resmi Gazetede yayınlanan bu metnin bir kısmını sizlere aktarayım;

“Muhasebe, İslam dininin Farz-ı Kifaye olarak gerekli kıldığı mesleklerden biridir.Teknik tanımlarına ilaveten muhasebe; Fıkhî hükümlerin yerine getirilmesinde, haklarınadil biçimde kaydedilmesi, ölçümü ve hak sahipleri arasında dağıtımı için kullanılan bir vasıtadır. Adil olma kavramı (adalet), Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette** geçmektedir; {Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder…} 1 ve {Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor…} 2 . Adalet kavramının muhasebe felsefesinde “önyargı taşımama” olarak bilinen bir karşılığı da vardır. “

Şimdi soru şu; “Hukuk bu metnin neresinde. Diyelim ki insanların uyması gereken kurallar ve yurttaşların çıkarı söz konusu olduğunda hangi usul ve esas bu çıkarılan yasaya uyacak kamu çalışanlarını bağlamaktadır. “

“Saldım çayıra mevlam kayıra” mantığıyla yasa yapılır mı…?

Din bir vicdan meselesidir. Osmanlı imparatorluğunda bile Şeri kıstaslar asla yazılı hukukun önüne geçmemiştir. Kadılar önce yazılı yasayı ardından bu yasaların İslama uygun olarak verilecek kararını belirlerdi.

Peki bu kafa hangi kafa…?

Örneğin yarın öbürgün bir kişi hırsızlık yapsa hakim ayetlerden örnek verip; “Boş ver Allah cezasını nasıl olsa verir. Zaten ayet diyor ki bunlar öbür dünyada asıl cezayı görecektir. Biz vermesek de olur” derse buna nasıl bir yanıt vereceğiz.

Ya da; var olan ekonomik kuralları belirleyen karışık ve çapraşık ticaret hukukunda biri yasal olarak kendisine düşen sorumluluğu yapmazsa şöyle mi diyeceğiz;
“42. ayetin 6. bölümüne göre çok ayıp. Bir daha yapma. Yaparsan da Allah cezanı verir…?”

Bakın laik sosyal hukuk devletini; dışarıdan bir tek işadamı ya da Allahın kulu böyle tartışmalı, anlamsız, gücünü sadece kutsal metinlerden alan bir hukuk anlayışına inanıp da bu ülkeye beş kuruşunu getirir bırakır mı?

Ya da sizi adam yerine koyar mı?

Cahilliğin bile bir sınırı vardır…!

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ