Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,84 / Satış: 6,86
€ EURO → Alış: 7,68 / Satış: 7,71

“Rusyanın Türkiyeden ‘Domates’ intikamı…!”

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 21.02.2020
  • 883 kez okundu

Rusya, çok ilginç bir ülke. Örneğin, eğer onu kızdırdıysanız ya da istemediği bir siyasetin alt yapısını “ona karşı” oluşturduysanız, yandı gülüm keten helva. Sovyet döneminden gelen o süper güç edasıyla, topluca hücuma geçiyor. Ne ekonomi, ne sanayi, bazen de turizmi bile göz ardı edebiliyor.

Bunun son örneği “domates” krizi. Haber şöyle;

“Rusya Federasyonu’nun 150 bin tonluk domates kotasının dolması üzerine, Ukrayna- Rusya tampon bölgede domates yüklü yaklaşık 250 TIR’ın bekleyişinde 10’uncu gün doldu. Raf ömürleri de dolmak üzere olan domatesler alınmazsa, yaklaşık 5 bin ton domatesin çöpe gideceği, 20-30 milyon dolar arasında zarar oluşacağı belirtildi.”

Bu ülkeyi yönetenlerin öyle; “Çiftçi”, “Köylü”, “Esnaf”, “Sanayici” gibi bir endişeleri veya ihracat, gelir kapısı, kalkınma gibi bir kaygıları yok.

Örneğin İdlip’teki 60 bin cihatçı, kafa kol kesen eli silahlı adamların değeri 83 milyonun çok üzerindedir. Antalya’daki, Hatay’daki domates üreticinin ise tabi ki çok önündedir.

Domates üreticisinin ihracatı, Rusya’yı tercih etmesinin iki nedeni var. Birincisi; kendisini enayi yerine, aptal yerine koyan aracı ve kabzımalların kendisine uyguladığı “ucuza vermezsen, istediğim fiyattan yapmazsan ürününü tarlada çürütürüm” dayatmasından kaçmak, ikincisi ise parasını peşin alıp yeniden tarlasına yatırım yapmak.

Aslında Rusya, bir dönemden beri tarıma yönelik yatırımlar yapıyor. Özellikle iklimi uygun bölgelerde sebze üretimi konusunda çabaları var. Yani kendi domatesini, kendi salatalığını ve kendi biberini tamamen kendisi üretmenin peşinde.

Onun için belirli bir kota uygulaması yaparak, kendi üreticisinin kısıtlı ürünün de tezgahlarda yer alması için ithalata bir vana koymuş, istediği kadar kapatıp istediği kadar açıyor. Çünkü Rusya’da kendi üreticisinin çıkarlarını savunan bir yönetim anlayışı var. Hiç bir Rus vatandaşı, “Bana ancak bunlar avanta verir” diyerek, kendisine kötülük eden bir siyaset anlayışının peşinde öylece sürüklenip gitmez.

Ne zaman Rusya ile Türkiye arasında ipler gerilse, bundan en çok zararlı çıkan yine köylü, çiftçi, ihracat yapan sanayici oluyor. Bir ülkenin uyguladığı akıl almaz yanlışlarla dolu, salakça bir dış politika, kendi ülkesindeki insanlara bu kadar mı zarar verir… Kendi üreticisini, kendi sanayicisini bu kadar mı sıkıntıya sokar…

Bir hükümet, kendi yurttaşlarının çıkarını ve selametini bu kadar mı düşünmez…

Bakın Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkanı Hakkı Bahar ne diyor;

“Biz BAİB olarak, bütün üyelerimize kota ile ilgili uyarıları yapmıştık. ‘Kota 148 ton oldu, ‘Kota 149 ton oldu’, ‘Kota 149,5 ton oldu’ ve ‘Kota doldu’ diye, mesaj yoluyla tüm üyelerimizi bilgilendirmiştik. Ancak 50 bin ton daha ek kota kararı alındığı haberleri üzerine, ihracatçılarımız ürün göndermeye devam etti. Hem gemi açıkta bekletildi, hem de TIR’lar tampon bölgede bekletiliyor.”

Hatay’ın çektiği sıkıntı Antalya’dan geri mi…?

En az 20 bin ton domatesi Rusya gümrük kapısında bekliyor…

Dışişleri Komisyonu’nun önceki günkü toplantısında, Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran’a, başta Hatay CHP Milletvekili Mehmet Güzelmansur tarafından bu soru soruldu. Dışişleri Bakan Yardımcısının yanıtı ne, biliyor musunuz?
“Her hangi bir ilerleme yok. Bakanlığımız konuyla ilgili çalışıyor. Bunun takipçisi olacağız.”

İnsan hayatında en ucuz şey olan aklı biraz olsun kullanmamak ve kendi geleceği ile ilgili kararlar alırken durup da bir düşünmemek.

Ne diyorlardı; “Durmak yok yola devam…!”

“Hadi hayırlı yolculuklar…!”

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ