Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 8,66 / Satış: 8,69
€ EURO → Alış: 10,31 / Satış: 10,35

Salgın kadar tehlikeli yeni tehdit; “Suç Örgütleri…!”

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 17.05.2021
  • 274 kez okundu

Türkiye yeni bir alacakaranlık kuşağına girdi. Aslında dikkatle baktığınızda ne zaman ortada bir “kara para” ve “illegal kazanımlar” yükselirse mafya yeniden can bulur ve yeniden harekete geçer.

Bir ülkede anayasaya, yasalara, yönetmeliklere uyma oranı ne kadar düşerse illegalite o kadar yükselir.

Bu matematik gibidir. Asla değişmez…

AKP”nin iktidara gelişinin ardından özellikle 2006 yılından itibaren FETÖ ile işbirliği yapmaya başlamasından sonra iki şey erozyona uğradı…

Birincisi devlet kurumları, ikincisi devleti var eden temel kurallar…

Yargı, TSK, Mülkiye, Bürokrasi önemli ölçüde işgale maruz kaldı. Bir kişinin emrindeki biat kültürüne sahip işgalci güçler bütün hevesleriyle devletin tüm kurumlarını işgal için harekete geçtiler.

Ardından AKP’nin içinde başlayan derin yolsuzluk ve usulsüzlükler hem devleti işgale başlayan bu talancı cemaat yapılarını güçlendirdi hem de cesaretlendirdi.

Çünkü onlara kapıyı açan “hırsız” çıkmıştı…

İlk büyük girişimleri 2013 yılında 17-25 Aralık’ta ellerindeki birikmiş yolsuzluk dosyalarıyla hücuma geçmek oldu.17-25 Aralık’ta gerçekten hükümetin içindeki çok büyük yolsuzluklara ulaşan bir bilgi birikim vardı FETÖ’nün ellerinde.

Ayakkabı kutularında milyonlarca dolarlar, çikolata kutularında milyonlarca Euro’lar, tapeler, ses kayıtları, Rıza Zarrab’lar, altın kaçakçılıkları, rüşvet alan devletin 4 bakanı.

Akıl almaz bir talan ortaya çıktı…

Kanalizasyon patlamıştı…

İlk gedik burada açıldı. Mafya’nın ilk kez gözü burada açıldı.

Çünkü 1996 yılında Susurluk ile başlayan kaza sonrası o zamanki güçlü ve etkin meclis kurduğu komisyonla mafyanın önemli ölçüde belini kurmuş ve devlet içindeki önemli sır sahibi karanlık isimlerden biri olan Mehmet Ağar’ı hapise göndermiş, Özel Tim üzerinden kurulan çeteyi dağıtmış, JİTEM ve MİT’e sızan çeteleri tasfiye etmişti.

Son 3 yıldır ise artık devletin beli yeniden kırılmıştı. Yasalar, anayasa, kurumlar kimsenin umurunda değildi. Ortada müthiş bir kara para ve haram dolaşıyordu.

Rüşvet, yolsuzluk ve usulsüzlük milyarlarca doları bulmuştu. Merkez bankasının bile 128 milyar doları kayıptı. 5 şirket aldığı olağanüstü ihalelerle Türkiye’yi kasıp kavuruyordu. Türkiye’nin Cumhuriyetin kurulmasından beri 100 yılda kuruş kuruş biriktirdiği “kefen paraları” yağmalanıp gidiyordu.

Olan oldu ve sonunda mafya yeniden hortladı ve şöyle dedi; “Benim payımı da verin…!”

Demin de söyledim Türkiye şimdi hem genel siyaset açısından hem de güvenlik açısından bir “Alacakaranlık kuşağına” girdi.

Yani; “Ya devlet tekrar başa, ya kuzgun leşe”…

Kimse oturup bütün bunlardan bir şey olmayacağı gibi saflık veya bilinçli aptallık rolüne girmesin.

Bu son fasıldır…

Ya yeniden parlamenter, demokratik, uygar ve çağdaş Türkiye,

Ya da bu sefer gerçekten “Kuzgun leşe…!”

Karar bu büyük ulusundur…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ