Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,85 / Satış: 6,88
€ EURO → Alış: 7,78 / Satış: 7,81

Savaş doğruyu söyledi; “Bu topraklar, bu millete anasının ak sütü gibi helal…!”

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 06.03.2020
  • 982 kez okundu

Rusya’nın Sovyet döneminde uzaya fırlattığı ilk uydusu Sputnik’in adını taşıyan haber ajansının Hatay’la ilgili yaptığı haberin yankıları geçmeden, CHP’li Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’tan, “80 yıl önce Fransa’dan çalınan eyalet, Suriye’nin eyaleti Hatay” yorumuna tokat gibi bir yanıt geldi.

Aslında Hatay’ın hemen yanı başında süren bu acımasız savaşın mutlaka bölgeye bir faturası olacak. Ama o hesabı Türkiye ve Hatay üzerinden görmeye çalışanların unutmaması gereken çok önemli bir şey; bölgede, devlet-millet ikilemine, yani büyük bir ulus olma özelliğine sahip tek ülke Türkiye.

Suriye’de “özgürlük” adı altında emperyalist ülkeler tarafından yok yere başlatılan, başta IŞİD, El Kaide ve El Nusra olmak üzere bölgeye sokulmuş eli kanlı katillerden oluşan bir çapulcu sürüsünün başlattığı savaşın nasıl biteceği konusunda hala tam olarak bir netlik yok. Ne zaman sona ereceğini de kimse bilmiyor.

Bilinen iki şey var. Bir; Arap Baharı adı altında İsrail’e bölgede kafa tutacak bütün ülkelerin başı koparıldı, Suriye ve Libya gibi. İki; bölgedeki Baas döneminin baskıcı yönetimleri, kendi egemenliklerini sürdürmek adına emperyalist ülkelerin kucağına oturup, yeni dengelere oynadı.

Bunun ilk örneği, ne yazık ki ülkesine yapılan haksız saldırıya ulusuyla birlikte direnmek yerine, direnişi bir emperyalist ülkenin tekeline bırakıp kendi ülkesinin yakılıp yıkılmasına göz yuman Beşar Esad oldu. Ülkesinde laik ve modern bir yönetimi baba Hafız Esad’dan devralan, bölgedeki etnik ve mezhepsel tırmanışları doğru okuyamayan, halkının arasındaki anlaşmazlıkları ve çözümsüzlükleri kaba kuvvetle bastıracağını düşünen Beşar Esad, Suriye’nin de sonunu getirdi.

O güzelim Halep… Uğruna Antakya türkülerinin yakıldığı, kimi zaman gelin başına benzetilen, gözümüzün nuru, o toprakların ışığı Halep… İnsanın içi yanmaz mı? İnsanın, düşündükçe içi sızlamaz mı? Ata toprağı Halep’im benim.

Bölgede bu kadar çağdaş, modern, yüzyıla uygun, batı uygarlığına benzer bir yaşam biçimi kurmaya aday bir Suriye, ne yazık ki Türkiye’den kötü bir hale geldi.

Türkiye, emperyalizmin oyunlarına ve büyük Ortadoğu planlarına hala direniyor. Mevcut siyasal İslamcı iktidarın, bölgede artık güç kaybına uğramış, erimeye yüz tutmuş Müslüman Kardeşlerin son temsilcisi olmaya soyunan AKP’nin verdiği büyük zararlara ve erozyonlara karşı Türk Ulusu, canına dişine takmış, ülkesini böldürmemek adına direniyor.

AKP’ye rağmen direniyor, ne yazık ki MHP’ye rağmen direniyor…

Yine bu toprakları korumak, bu ülkede, ulus çatısı altında Atatürk’ün ışığında yaşayan halkların barış ve kardeşlik adına ortaya koyduğu büyük iradeyi omuzlarına almak, ülkenin kurucu partisi CHP’ye düştü.

Elbette yanlışlar vardır, elbette eksiklikler söz konusudur. Ancak kökü Kuvayı Milliye’den gelme bir siyaset oluşumunun temel ideolojisi, “Fikri hür, vicdanı hür bir ülke yaratmak”‘tır.

Yine İYİ Parti’nin bu zor günlerinde ülkeye verdiği desteği de yabana atmamak lazım. Bu ülkede artık etnik kimlik ya da inanç üzerinden insanları ayrıştırmanın bir anlamı kalmadı.

Bu topraklarda iki tür insan kaldı; yurtseverler ve işbirlikçiler…

İşte bu çerçevede, Hatay Büyükşehir belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın Hatay’la ilgili sözleri tarihi derecede önemli.

Yurtseverce söylenmiş sözler. Bakın Savaş ne diyor;

“Millet olmayı devlet olmaya tercih eden biz Hataylılar, öz yurdumuzda, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşamaktan onur ve gurur duyuyoruz.”

Ne demek, “millet olmayı devlet olmaya tercih edenler”… Hatay’ın, kendi devletine, kendi parlamentosuna sahipken, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “40 asırlık Türk yurdu düşman elinde esir kalamaz” sözlerini esas alarak, anavatana bağlanmak konusunda tüm varlığından vazgeçmesidir. Bu gönüllü vazgeçiş, bu büyük özlemi bitirip vuslata eriş, her Hataylı için 23 Temmuz’da bir bayram olarak kutlanmaktadır.

Devam ediyor Sayın Savaş;

“Çalıntı yakıştırması kimsenin haddi değil. Ata’mız Gazi Mustafa Kemal’in şahsi meselesi olarak gördüğü ve ‘Namusum’ dediği şehrimiz için çalıntı yakıştırması yapmak, kimsenin haddi değildir. Anadolu’nun işgalinde ilk kurşunun sıkıldığı, bağımsızlık ateşinin yakıldığı bu topraklar, Türk Milletinin anasının ak sütü gibi helaldir.”

Hatay’ın birliğini, beraberliğini, huzurunu, barışını bozmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Uygarlıkların buluştuğu yer olan “Doğunun Kraliçesini” hiç bir gerici, ırkçı, bölücü güç diz çöktüremeyecektir.

Nokta…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ