Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,69 / Satış: 6,71
€ EURO → Alış: 7,22 / Satış: 7,25

“Sayın Savaş’ı da üzmeden CHP örgütü bu sorunu çözmeli…!”

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 07.02.2020
  • 942 kez okundu

Cumhuriyet Halk Partisi’nin sözcük anlamı, “Örgüt Partisi“‘dir. Elbette Kuvayı Milliye’den gelmiştir. Elbette bu ülkenin “kurucu ordu-kurucu meclis” ikilisini tamamlayan bir üçüncü ayağıdır. Ancak CHP’yi CHP yapan, örgütten gelen gücüdür.

Aslında Cumhuriyet Partisi’nde siyaset yapanlar için öncelikle vazgeçilmez ve değiştirilemez bir örgüt hedefi vardı, o da önseçim. Ama ne yazık ki, CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olduğu ilk yıllarda sıkı sıkıya sarılarak düstür haline getirilen “Demokratik Önseçim” artık yok.

Bu yolun kapanması, hem parti içindeki hizmet/liyakat sürecini önemli ölçüde olumsuz etkilemiştir, hem de var olan bütün siyasi partilerden kendini ayrı bir kulvarda konuşlandırılan Cumhuriyet Halk Partisi’ni daha da sıkıntıya sokmuştur. Çünkü örgüt demek, halk demektir. Halkın tercih ve beklentilerini partide yönetim kademelerine, belediye başkanlıklarına ve parlamentoya taşıyacak olan, örgütün eğilimi ve gücüdür.

CHP’nin önseçimden vaz geçilmesinin temel iki nedeni vardır…

Birinci neden; anayasa değişikliği ile kabul edilen ve hala uyum yasaları tam olarak çıkarılamadığı için bir türlü yürürlüğe giremeyen “Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi”‘dir. Partilerin bir ittifak modeli etrafında toplanıp, bir anlamda “zorunlu cepheleşme” çerçevesinde bir arada durması ve seçimlere bu güç birliğiyle girmesi, parti içi demokrasiye büyük zarar vermiştir.

Çünkü siyasi partiler; kendi örgütlerini, programlarını ve halktan kaynaklanan demokratik güçlerini ikinci plana atıp, Cumhurbaşkanlığı için yapacakları işbirliğini bahane gösterip, parti içi demokrasiyi askıya almışlardır.

Çünkü milletvekilliği ve belediye başkanlığı; artık bir partinin örgütünün ya da ona oy veren seçmen tercihinin güdümünde değil, ittifak partilerin kendi aralarında yaptığı ikili, üçlü, dörtlü işbirliği çerçevesinde bir pazarlık unsuru haline gelmiştir. Siyasi partiler, seçim bölgelerinde kendi örgütlerinin gücünü ikinci plana atıp, ittifak üyesi partilerin istek ve temennilerini önseçimin önüne çekmiştir.

Kimse bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi yönetimini ya da genel başkanını doğrudan suçlamamalı.

İkinci neden ise partinin yönetilmesinde sözü olanların, partinin aday göstereceği organlarda daha çok söz sahibi olma eğilimidir…

Ancak asıl sorun şu; ön seçim yerine getirilen merkezi yoklamada, ne kadar liyakata ya da emeğe, alın terine yer verildiği, değer verildiğidir.

İşte CHP’deki sorun burada yatmaktadır…

Yerel bazda söylüyorum; kimse kendisine göre bir siyasi parti oluşumunu dizayn etmemelidir. Kimse kendi beklentisine ya da kişisel siyasi geleceğine göre parti kurullarına el atmamalıdır. En azından örgüt, kendi yöneticilerini kendisi seçmelidir. Milletvekilini seçemeyen, belediye başkanını belirleyemeyen, hatta belediye meclis üyelerini belirlenmesinde bile dikkate alınmayan parti üyeleri ve delegeleri, kendi yönetim-yürütme kurullarını oluştururken özgür bırakılmalıdır.

Bunun bir tek koşulu vardır; eğer sizin siyaset yaptığınız o ilde, sizin partinizin adına görev yapan ve sizin partinizin kimliğiyle o kentin yönetimini üstlenen yerel erk varsa, onunla uzlaşacaksınız.

En azından onun da görüşünü alacaksınız. Çünkü partinin yerelde güçlenmesi ve destek bulması, genelde de o partiyi bir yerlere taşır.

Eğer yerel yönetici, partinin güçlenmesi için değil de kendi siyasi erkinin daha uzun soluklu olması için örgüte baskı yaparsa, bu da ters teper.

Yine eğer parti örgütü, kendi yerel yönetim ve yürütme kurullarını oluştururken, partisinin adına görev yapan yerel yönetim erkini dışlar ve dikkate almazsa, bu da olmaz.

Hatay’da yaklaşan il başkanlığı ve il örgütü seçimlerinde, CHP il örgütü, mutlaka Sayın Lütfü Savaş ile masaya oturmalıdır. Sayın Savaş da, Cumhuriyet Halk Partili olmanın verdiği haklı gurur ve onur ile davranıp, örgüt emekçilerine ve parti kimliğine gereken saygıyı göstermelidir.

Kırgın, sıkılı yumruklarla, kızgın ve öfkeli bir il kongresinin bu partiye hiç bir yararı olmaz…

Bakın, Türkiye, gerçekten tarihinin en kötü dönemlerini yaşıyor. Felaketle yatıp felaketlerle kalkıyoruz. Her gün insanlarımızı, değerlerimizi, cumhuriyetle yaşıt kurumlarımızı kaybediyoruz. Yolsuzluk, usulsüzlük, kibir ve aşırı taassup, ülkeyi yiyip bitirmektedir.

Böyle bir ortamda, bu partiden çok şey bekleyen halkın umutlarını lütfen kırmayın.

Hatay’ın ikinci dönemdir seçim kazanan belediye başkanı Lütfü Savaş’ın da görüşlerini alarak, örgütün sesine kulak verin.

Unutmayın, genelde seçim kazandıracak en büyük formül, “Örgüt-Yerel Başkan” ikilisidir…

Kongre öncesinde;
“Sayın Savaş’ı da üzmeden, CHP örgütü bu sorunu çözmeli…!”

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ