Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,71 / Satış: 5,73
€ EURO → Alış: 6,32 / Satış: 6,35

Şehrim Ne Haldesin?

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 11.06.2018
  • 471 kez okundu

Tarih boyunca devletin yapılanmasında iki temel unsur önemini daima korumuş. Birincisi insan, ikincisi mekan…
İnsanı ve mekânı ciddiye alan devletler kalıcı oldukları gibi eşit paralellikte gelişmişler.

İnsan için mekân denince önce evi ve yaşadığı kent anlaşılmış. Evlerin konumları, caddelerin alt-üst yapısı, bulvarların şekilleri her zaman dikkate alınmış.

Tabiat ananın yarattığı nehirlerin,ırmakların,çayların yatakları kendi doğalarına aykırı şekilde değiştirilmeksizin planlı ıslah edilmiş.

Yeşil alanlar bencilliklere kurban edilmeden korunmuş. Yapılaşma planlarının hoyrat kullanımlardan uzaklaştırılmasını hedef alınmış.

Araba yolları, yaya yolları, araba park yerleri ve insan dinlence yerleri uzun yıllar önce günün ihtiyaçlarına cevap verebilmesi sağlanmış.

Yukarıda kısa değindiğim hususlar sıradan bir batı ülkesinin belediyecilik anlayışının tezahürü.

Bir Kentin insanla yaşamı ile bir insanın Kent ile yaşamına ilham veren zenginliğin kazanç hanesine yazacak yeteneklerden yıllarca mahrumuz.

Kadro eksikliği, araç gereç eksikliği, para eksikliği yıllardır duyduğumuz bahaneler. Bürokratik engeller de cabası.

Kendi benliğimi kazandığım andan itibaren duymaya başladığım ve hala da duymakta olduğum tekerlemeler mevcut.

Sorunlar hala ortada çözülemiyor. Bunca şehir planlamacısı, danışman, mühendis, mimar ; şehri yaşanabilir hale getirecek bir disiplin yaratamamış.

İster araçla ister yaya bir yerden bir yere normal şekilde yol almanız mümkün değil. Kaldırımlar döküntü.
Yollar köstebek yuvası. Kazıların sonu gelmiyor. Yazları tozu dumana katıyor. Kışları çamur deryası molozlar arasından kurtulmaya uğraşılıyor.

Ortam sağlığımızı tehdit ediyor, ruhumuzu kasıyor.

İşyeri sahipleri siftah etmeden dükkânı kapatıyor, ev sakinleri toz toprak silmekten sinirleri bozuluyor.

Yol yapımlarında mühendislik hatalarının varlığı gölet gibi sular birikince belirginleşiyor. Yapılan yollar hayrını görmeden ilk yağmurda çöküyor.

Asfalt kaplanıyor, bir kaç gün sonra tekrar kazılıyor.

Kent sakini olarak gına geldi.

Bir Şehrimizi süzüyorum; üzülüyorum. Bir de yukarıda belirtiğim batı kentleri.

Batı kentlerini geçiyorum.

Ülkemizden daha 30 sene önce bizimle aynı ölçütlerde bulunan şehirler, sorunlarını büyük ölçüde aştılar.

Fiziki gelişmişlik, estetik peyzajlar, düzenli trafik ilk gözünüze çarpan özellikler. Marka kent olma özelliğini kazanmışlar.

10 yıl kadar önce bazı yöneticilerimiz şehrimizi Marka şehir payesine eriştireceklerini iddiasında bulundular.
Her yerimiz açıkta. Geldiğimiz nokta ortada.

Şu an bizler Marka kent olma farazisini bir tarafa bırakalım. İlk etapta Köy kent olmaktan kendimizi kurtaralım.

Lafla, hamasetle marka kazanılmıyor.

Kazanılsaydı sittin sene evvel Kentimiz çoktan Marka olmuştu.

Seçim meydanlarında verilen vaatler karşısında siyasi parti adaylarını ayakta alkışlayıp avuç patlatan bizlere de bu sorunları çözebilecek aday(lar) seçmede önemli görev düşüyor.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ