Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,74 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,33 / Satış: 6,36

Sevda Ne Hoş Bir Duygusun.

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 25.06.2018
  • 547 kez okundu

Eski zamandaki sevdalar mı daha yoğunlukluydu, sevdalılar mı daha tutkuluydu?

Aşıkların yazdıkları şiirler mi duygusaldı, maşukların duyguları mı daha samimiydi?

Saçının teline, teninin rengine kaşının yayına, kirpiğinin okuna yazılan türküler akıllardan düşmez.

Bir tebessüm, gözbebeklerindeki şavk, uzaktan da olsa sevilirdi yar. Gönül dağlarında boran olunca dahi aşkın sihrini ‘’kalpten kalbe giden gizli giden yol ‘’lu söylerlerdi büyük ozanlarımız.

Bir aslanın karşısında cesurca duran kalp, bir kumru ürkekliğiyle yakınlaşmaya çalışılırdı sevdalısına. Bir pehlivanı deviren el, yârin elini tutmaya cesaret edemezdi çoğu zaman.

Yüreğinde saklardı sevdasını, küçücük bir hatıraya sahip olmak dünyaya bedeldi. Sarayı, köşkü neylesindi o sadece cananını yanında isterdi.

Bir mektup aylarca yastık altında saklanır, her gece okunurdu. Bir gül veya karanfil kitaplar arasında kurutulur, sürekli koklanırdı.

Hele bir fotoğrafın kelimelere sığmayan anlamı vardı. Kendi küçük dünyalarında sınırı olmayan hislerin titreşimlerini duyumsarlardı.

Bazen de inceden sitem edilirdi, yardan yüzünü göstermesini isterdi aşık. Zülfün teline bağlardı canını.

Canan da kendi dünyasındaki aşkın yüceliğinde kalbinin sesine kaptırırdı kendini. Sevdalısına özlem duyduğunda saçını taramaz, aşkının ateşinden sofraya dahi oturmazdı. Hayali bir an kavuşmak, muradı vuslata ermekti.

Bir an önce murada ermek isterlerdi can ile canan. Lakin kader denilen yazgı, kısmet denilen talih ters yüz olabilir, sevdalıları birbirinden ayırabilirdi.

Lakin aşk mülk değil tapusu yoktu. Sevda ise mal değil uçup gidebilirdi.

Kara kediler ise her çalılığın arkasında sinmiş yeryüzünün en büyük günahını işlemek üzere fesat pusunda fırsat kollarlardı.

Hayatın en güzel sevdalılarını, en yoğun duygularını, en hoş anılarını yok etmek acı çektirmek insanlığın yüz karası.

Benim kuşak aşkları buna benzer serüvenlerle yaşadı, yaşananlara şahit oldu.

Siyah beyaz resimlere bakarak, postacının getireceği mektupları okuyarak bir nebze hasret gideren, gözlerinin içi parlayan bir neslin sevda dünyasıydı.

Tek başına kaç cümleye bedeldi kelimeler bizim zamanımızda. Bir mektup yeterdi aylar süren ayrılıkların sessizliğini kapatmaya.

Şimdi çocuklarımız değişen dünyada, değişen şartlarda hayatın güzel duygularının keşif nöbetindeler.

Yeni aşklar nasıldır şimdi ?

Dijital teknolojinin uçsuz bucaksız imkânlarında aşklar da dijitalleşti mi acaba?

Her gün, her saat, her dakika dijital ortamda yazışmak, ve konuşmak mümkün.

Ya billur saflığında duyguları, titreyerek atan kalpleri, uğruna söylenen sevda türküleri, buram buram aşk kokan samimi ezgileri nasıl anlatmalı?

Sanki bugün kelime cömerdi, duygu cimrisi olmuş bugünün insanı.

Belki de kendi açılarından haklılar, çünkü bir koşuşturma, bir telaş almış başını gidiyor.

Gençler ne olursa olsun siz siz olun, sevdanın o güzelim dünyasını keşfederseniz dört elle tutun, hiç bırakmayın. Doya doya yaşayın o muhteşem duyguları.

Nâzım şiirinde “Kopardım portakalı dalından/ Ama kabuğu soyulamadı/ Sevdalara doyulamadı…”diye yazar

“Doydum” diyen görmedim ki ben. Hiç doyulmaz ki zaten…

Her Can ile Canan’ın murada ermesi dileği ile.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ