Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Sevgi ve Tolerans

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 01.04.2019
  • 303 kez okundu

İnsanın davranışlarında çelişkiler yumağıyla sarılı birçok özellikleri var. En çelişkili özelliği başında kendini yücelten duyguların aksine davranış sergilemesidir. Bu özelliği çözebilmek kolay değil. Bir taraftan sevginin her tonunu dilinden düşürmez, bir taraftan sevginin yerine hıncını gösterir.

Hayatın genel hatlarıyla çelişkilerle birbirine bağlı olduğunu yazarım. Bazı çelişkileri anlar ve anlatabilirim.

Fakat sevgi duygusunun ihtişamını bildiğimiz halde, bu duyguyu zedeleyecek tavırları takınanları anlamakta hep zorlanırım. Gök kubbenin altında sevgiyi tatmayan ve tattırmayan insanın hayatının nasıl bir anlamı olur ki? Sevgi üretmeyen bir insanın yaşamı boşlukta savrulan toz zerreciklerinden farksızdır.

Bu üç günlük dünyada sürekli didişen, kargaşa çıkaran insanoğlu haset, kıskançlık gibi şeytani dürtülerin esiri olup önümüze çıkıyor maalesef. Sevginin ihtişamlı rezonanslarını keşfedemeyenlerin ortak kabalığıdır bu tavırlar.
Her şeyi kaba kuvvetle halledecekleri sanrısı sevginin yuvalandığı insan idealiyle uyumlu değildir.
Bilakis insanlar arasında cereyan eden birçok sorunun nezaket toleransıyla çözülebilmesi mümkündür.

Etrafa, çevreye bir bakış attığımda; sevgi duygusunu kasıtlı köreltmeye çalışan bir mühendislik çalışması şüphesi aklımı kurcalıyor.
Televizyon kanalları, yazılı basın sosyal medya özel görevlendirilmişçesine; kin, intikam, şiddet vs.içeren yayın akışlarında bir birlerini geçme yarışındalar.

Belirli televizyon kanalları her türlü şaklabanlığı destekliyor. Çamur at izi kalsın türü düşünce ve eylemleri revaçta. Çalışmadan zenginliğin, köşe dönmeciliğin sahteciliğin okulu olabilecek tarzda programlarla sevginin atar damarları kesiliyor. Sevgi düşmanlığı sunaklarda kurban ediliyor.

Siyaset dünyasının merkezinde kavga hiç eksik olmuyor. Baptan mihraba kadar birbirlerini tökezletmeye programlanmış canlı robotlar gibi birbirlerine abanarak sevgi dünyasından uzaklaşıyorlar.

Sevgisiz yaşamanın anlamı yoktur efendim. Sevgiyi katlederek elde edilen bir mevkiinin insani gönüllerde ne anlamı olabilir?

Siyasi rekabet, rakibinden daha iyi bir şey yapabilme yerine, tamamen, rakibini çelmelemeye dönüşmüş.

Uygar mücadele yerine iftira ve karalama kampanyaları prim yapar duruma gelmiş.

Sevginin boy vermediği makamlarla abat olunmaz.

Ne oluyor, neyi anlayamıyoruz? İnsanlarımız bir şeyleri paylaşamıyor. Gıpta kıskançlığın kolunda kimse hakkına razı olmuyor. Trafikte, sırada, olası normal kuyruklarda kişi olmayan bir hakkını elde etmeye, bir dirsek hareketi ile veya vuruşu ile bir öne geçmeye çalışıyor. Başkasının hakkını gasp ediyor.

Sevgi duygusu kadirşinaslık duygusunu besler. Dolayısıyla sevgi duygusunu ruhunda taşıyan kişi kadirşinas davranarak hak teslim eder.

Çoğu zamanlar sevgi damarları kurumuş insanlar, kurumlar; çıkarları zedelenince masum ve sevgi dolu kitleyi haksızca, pervasızca karalıyor.

İftira bir yerlerde hoşgörü ile bir karşılanıyor. Müfteri gözü kapalı destekleniyor.
İftirayı savunacak mahiyette sevgi yoksunu bireyler karşımıza çıkıp ahkam kesebiliyor.
Siyasi arenada aynı doktrinleri paylaşan partilerin birbirleriyle uzlaşması şöyle dursun, kendi iç bünyelerinde dahi bir konsensüse varamıyorlar.

Televizyondaki veya başka yerlerdeki tartışmalarda; sevgi yoksunluğu, saygı noksanlığı, terbiye fakirliği dışa vuruluyor.

Yukarıda yazdığım gibi sanki birileri bizlere sevginin yüceliğini mezara gömdürme projelerinin satırlarını dikte ettiriyor.

Çare, sevginin ihtişamının farkına varmaktır. Sevgisiz birey, sevgisiz toplum zamanla beraber evrilir, zalim bireye, zalim topluma dönüşür. Bizler sevgisizlik üzerine kurulmaya çalışılan düzene sevgi dolu frekanslarımızla direnç gösterebiliriz. Yüce yaradan, bizlere ruh üflerken sevginin tohumunu da yüreklerimize yerleştirmiş. Dünyadaki her inananış sevgi ile temellendirilmiş, saygı ile tahkim edilmiş; öğütlerle desteklenmiştir.

Anadolu’muzda sevginin dilini, sevginin ihtişam ahengini yüzyıllardır erenler, ozanlar, şairler, yazarlar dile getirir.

Sevginin muhteşem diliyle gönüllere varmışlar. Toleransın safi suyuyla kalpleri arındırmışlar.

Yunus Emre’nin şiirindeki bir mısradaki ruh sedasına bir bakar mısınız: ?
Gelin tanış olalım, işi kolay tutalım;
Sevelim sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ