Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,10 / Satış: 6,12
€ EURO → Alış: 6,59 / Satış: 6,61

Siyaset dik durma sanatıdır sözü boş bir söz değildir…!

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 25.05.2017
  • 1.759 kez okundu

Dostlarımın ve beni seven izleyicilerimin merakla beklediği ilk kitabım hemen hemen bitti. Ufak düzetmelerden sonra yakında raflarda yerini alacak. Kitabın adı “Türkiye Nereye-1”. Neden “Türkiye Nereye” derseniz bu sorunun yanıtını zaten kendiniz de verebilirsiniz çünkü Cumhuriyetten bu yana ülke hiç böyle savrulmamış, hiç böyle geleceğin endişesine ve toprak bütünlüğü kaygısına düşmemişti.

Bu kitabın ilk kısmında AKP’nin nasıl kurulduğuyla ilgili daha önce hiçbir yerde görmediğiniz ve tanık olmadığınız bilgi ve belgeler var. Bakın “bilgi ve belge” diyorum; asla duyum ya da iddia değil. Yani anlayacağınız tamamen bilimsel, arşivlere bağlı ve ilgili kişi ve röportajlarından yola çıkılarak hazırlanan bir kitap.

Bir yıla yakın bir zamandır sürdürdüğüm bu kitap çalışmalarında dikkatimi çeken en önemli hususlardan biri “Siyasette dik durma sanatı”’dır. Yaptığınız iş yanlış da olsa doğru da olsa, gittiğiniz yol memleket için hayırlı da olsa bir felakete de kapı açsa dik duran siyasette her zaman hem mesafe hem de ivme kazanıyor.

Yaptığım araştırmaların en önemli kısmında; AKP’nin kuruluş yıllarında Amerika’nın -aralarında ciddi bir kısmı Yahudi örgütleridir- önemli kuruluşlarıyla bir araya gelen, onlarla pazarlığa oturan, onlardan söz alıp söz veren kişinin aslında Recep Tayyip Erdoğan değil Abdullah Gül olduğu gerçeğidir. Tabi ki bu pazarlıkların bir parçası da o zamanki konumuyla Recep Tayyip Erdoğan’dır ancak ödün verme konusunda sorumsuz ve sınırsız davranan Abdullah Gül’dür.

Deyim yerindeyse o zamanki ABD kuruluşlarına karşı Abdullah Gül’e göre daha dik duran Recep Tayyip Erdoğan olmuş, ancak o da bu pazarlıklarda masanın bir ucunda yer almıştır.

Bunları niye anlatıyorum; siyasetin sonuç alacak hamlelere sahip olması için siyaseti yapan insanların dik durması ve ilkeli olması olmazsa olmaz kurallardan biridir. Zıpladıktan sonra; gittiğiniz yerin, havası size uymaz, ilkesi size uymaz, kadroları size uymaz, içinize sinmez, zorunuza gider, dünyalığınızı yaptıktan sonra da ağır gelmeye başlar.

Ersin Ramoğlu’nu bilmem tanır mısınız. Aslı Trabzon’lu, bir dönem Sabah gazetesindeyken Ankara ekinin sorumlusu olarak kendisiyle beraber çalışmıştık. Mesleğe emeği geçmiş biridir. Bana 15.05.2017 tarihli bir yazısı ulaştı ve sonra da aradı (yazıyla ilgilenenler şu linki tıklayabilirler:http://www.sabah.com.tr/yazarlar/bolgeler/ramoglu/2017/05/15/adil-oksuz-kandile-hataydan-mi-gitti )

Yazıyla ilgili pek detaylı konuşamadık ama sanırım konu bununla ilgiliydi.

Yazıyı okumayanlar için özetlersek; Adil Öksüz’ün şu meşhur FETÖ’cü darbecinin aslen Kahramanmaraş’lı olduğu ancak Hatay Dörtyol’la ilgisinin bulunduğu anlatılıyor ve olay bir yerden gelip Hatay Büyükşehir belediye Başkanı Lütfü Savaş’a bağlanmaya çalışılıyordu. Hatta geçtiğimiz günlerde tutuklanan Mustafa Kemal Üniversitesi eski rektörü rektör Prof. Dr. Salih Güder’in duruşma hâkime, “Ben ne yaptıysam Hasan Kaya ve Lütfü Savaş ile birlikte yaptım. Ben içerdeyim onlar neden dışarda?” diye sorduğu da bu yazıda dile getiriliyordu. Buradan bir dönem Rektör yardımcısı ve danışmanı olarak görev yapan Doçent Doktur Lütfi Savaş’a olay bağlanmaya çalışılıyordu.

Şimdi bu olaya gerçekçi bir çerçeve ile bakarsak; SABAH gazetesi “Havuz medyası”’nın en önemli organıdır. Mütteahitlerin oluşturulduğu 600 milyon dolarlık havuzun en kıymetli en nadide yandaş gazetesidir. Bu yazının amacı sadece CHP’de bulunan Lütfi Savaş’a darbe vurmak olabilir. Ancak; bu yazıyla ilgili deneyimli gazeteci Ersin Ramoğlu’nun bilgi ve belge olarak neye güvendiği, neye dayandığı konusu bana göre muallak. Bunun daha da netleştirilmesi lazım. Örneğin Mustafa kemal Üniversitesi eski rektörü Prof. Salih Güder’in mahkemedeki zabıtlarında bu söz varmıydı, varsa tam olarak nasıl geçiyordu. Ben öncelikle sayın Savaş’ın yerinde olsam bu gazeteye mutlaka bir dava açardım. Eğer açtıysa sözüm yok.

Sayın Savaş’ın Hatay’a hizmet etmeye gayret ettiği konusunda kuşkum yok. Elinden geleni yaptığına inanıyorum. Ancak iki şey beni biraz üzdü.
Bunlardan biri; 13 Mayıs 2017 tarihinde Lütfi Savaş’ın konuğum olarak Halk TV Türkiye Nereye’de yaptığı konuşma. Bir dönem önce AKP’den CHP’ye gelen sayın Savaş; CHP’nin kendisi aday olmadan önce yüzde 19’luk bir oya sahip olduğunu kendisiyle birlikte ancak seçimi kazanacak noktaya geldiğini belirterek tek başına kendisinin oy potansiyelinin CHP’nin en az iki katından daha fazla olduğunu ima etti. Bu tam olarak gerçekleri yansıtmıyor. Her durumda Lütfi Savaş’ın arkasındaki CHP’nin oy desteği yüzde 35’ten asla aşağı düşmedi. Kendisinin bu durumdaki desteği yüzde 8-9 arasındadır. Yayında kendisine söylediğim gibi siyaset biraz “vefa ve sadakat”’da gerektirir.

İkincisi ise; benim; “Yerel yöneticiler seçimle işbaşına geldikten sonra önceliklerini halka hizmete ve liyakat sahibi kadrolara verirler. Ancak yine de Hatay’da seçilmenizi sağlayan büyük CHP’li çoğunluğa sanki biraz haksızlık yapıyorsunuz gibi geliyor bana” dedim.
Lütfü Savaş’ın yanıtı ise beni hem çok üzdü hem de çok düşündürdü; “Kadroların yüzde 70’ini onlara bıraktım. Çok üzerime gelirlerse çeker giderim”.

Şimdi siyasette halka hizmet Hakka hizmettir amenna. Ancak; iki şeyi asla unutmayacaksınız; birincisi sizi oraya getiren ve halka hizmet yolunu açan oy ve yurttaş desteğinin niteliğini ve kimliğini, ikincisi ise kadro dağıtımında liyakat ve sadakat’a ne kadar uyduğunuzu.

Umarım Lütfi Savaş; Hatay’ın bu yeni büyükşehir deneyiminde son derece başarılı olur ve halkın temel gereksinimlerini, bir Hataylıya yakışacak düzeyde kentsel ihtiyaçlarını karşılar ve Eskişehir’de Yılmaz Büyükerşen , Aydın’da Özlem Çerçioğlu’nda olduğu gibi yerel yönetimlerde açık ve şeffaf sosyal demokrat belediyecilik anlayışını tarafsız ve ayrımsız bir şekilde duvarına asar.

Ha; “Üzerime gelmesinler yoksa çeker giderim” sözü siyasette söylenecek bir söz değildir. Size bu emaneti veren Hatay halkı gel dedi ve geldiniz, eğer gitmek ister gibi bir çizgi belirlerseniz size “git”’te demesini bilir.

Umarım bunlara gerek kalmadan Hatay halkı yerel yönetimlerden gereken hizmetleri almaya devam eder ve Lütfi Savaş’ta diğer CHP’li büyükşehir belediye başkanları gibi başarılı olur.

Fatih Ertürk

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ