Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,79 / Satış: 5,81
€ EURO → Alış: 6,51 / Satış: 6,53

Siyasetin Düzeyi Böyle Olmamalı

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 25.03.2019
  • Siyasetin Düzeyi Böyle Olmamalı için yorumlar kapalı
  • 144 kez okundu

Sanırım sizlerin arasında benim gibi, siyasetin genel gidişinden kaygılı olanlar az değildir. Daha önceleri de yazdım. Her yazıyı kaleme alışımda siyaset dilinin ve taktiklerin yumuşamalarını umdum. Her gün daha da karamsarlığa yiten olayların koyu siyaset gölgesinde nobran söylemler, ithamlar ve iddialar kampanyaların yakıcı ateşini fişekliyor.

Vatandaşların serinde siyasetin ‘S’sini duymaktan artık gına geliyor. Bir an önce seçimlerin nihayete ermesini, ülkenin normal gündeme gelmesini sabırsızlıkla bekliyor. Lakin çok partiliye geçtiğimiz yaklaşık yetmiş yıllık seçim kampanyalarının en hırçın, en sert ve belki de en acımasız argümanlar birbirleriyle çarpışıyor.

İçte ve dışta ülkenin bu kadar sıkıntılı dönemlerinde siyasi kadroların neredeyse hınç seviyesinde birbirleriyle kavgaya tutuşmaları hayra hizmet etmiyor, ülkeye yarar getirmiyor.

Vatandaş derdine merhem arıyor. Kanayan yarasının fitil ihtiyacını gidermeye çabalıyor. Siyasetin aktörleri ise kendi bekalarını perçinlemenin rıhtımında oy hesabı yapıyor.

Siyasetin meydanında nezaketin, zarafetin esamisi yok edilmiş, yerine adaletsiz, kaba dönemeçli oyunların sahneleri almış. Siyasi terbiye unutulmuş.

Sade bir vatandaş olarak bu dönemeçler beni hem tedirgin ediyor, hem de kaygılandırıyor.
Demokrasinin ruhuna uymayan siyaset biçimi bizleri farkına varmadan çürümeye götürüyor. Birlik beraberlik ülküsünü örseliyor.
Siyaset, Makyavellist yöntemlerin zehirli damarlarından besleniyor. Bu damarlarda bulunan ve değerlerimizi parçalayabilen tehlikeli atıkların etkisi beni korkutuyor.

Maalesef bu tehlikenin farkında olan iktidar mensupları pek konuşamıyorlar. Konuşma yetkinliğinde bulunanlar ise sanki de tehlikenin farkında değillermiş gibi rol yapıyorlar.

Ekonomi felçli hale gelmiş belini doğrultamıyor. Ama bize tam tersini yutturmaya çalışıyorlar. İşsizlik rakamları tavan yapmış, ağızlarına getirmemeye uğraşıyorlar.
Her emtianın fiyatı el yakıyor, vatandaş geçinemiyor. Dünyanın bilmem şu kadar güçlü ekonomilerinden biriymişiz. Bize ninniler eşliğinde masallar anlatılıyor.

Doğada her şey simbiyotiktir. Yani birbirlerinden beslenir ve birbirini besler. Cehalet, çürümüşlüğe sebebiyet verir. Çürümüşlük yıkıma. Bunların temelde sebepleri vardır ve alenidir. Vaktinde farkına vardığımızda önlemek olasıdır.
Zamanında farkına varamazsak, etkilerini yıllarca ağır bir bedel ödeyerek yaşarız.

Dünyada bazı ülkelerin neden geri kaldıklarını bazılarının ise ilerlediğini öğrenmek hiç zor değil.
Hepsinin temelinde eğitim yatar.
Şüphesiz iyi bir eğitim sistemini fonksiyonel hale getirmenin karar mercileri siyasi iradedir. Siyasi iradenin niteliği bir bakıma ülkenin kaderi rolündedir.

Siyasi iradenin iyi eğitilmiş toplumlarda hata yapma olasılığı daha azdır. Çünkü eğitimli bir toplumun yanlışlara anında verilecek cevapları olur. Zamanında fark edilir ve düzeltici yollara girilir.

Bizim ülkemizde maalesef eğitim düzeyimizin malum olduğu gerçeğini kimse görmezden gelemez. Burada sadece okullarda verilen eğitimden bahsetmiyorum. Eğitimi bir bütünlük içerisinde görüyorum. Eğitim çocukluk döneminden itibaren başlar. En önemli eğitimi annelerimizden alırız. Eğer annelerimizin iyi bir eğitim düzeyleri almışlarsa kuşkusuz bizi de iyi eğitirler. Okullarda bu eğitimleri taçlandıran sistemler vidalanır.

Yukarıda yazdığım gibi bu ritimler simbiyotiktir.

Siyasetçilerin dizayn ettiği Türkiye’miz zor günler geçiriyor. Yıllarca yapılan hataları, kusurları görmezden gelmenin sebep olduğu travmatik dönem yaşıyor.
Bu dönemi atlatmanın reçeteleri elbette var. Rahmetli Demirel ‘demokrasilerde çareler tükenmez’ derdi.
Evet, reçetenin ilk satırında hukuk ve demokrasinin sacayaklarını oturtmak şarttır. Demokratik, laik, hukuk sisteminin aksadığı veya aksatıldığı yerlerde insanca yaşama iddiası olamaz.

Liyakatin yerine nepotizm, yani akraba, dost, tanış, yandaş kayırma ile şekillendirilmiş bir yapı, haksızlığa, hukuksuzluğa yol açar.

Adaletin olmama duygusu tüm kötü gidişatın anasıdır. Adalet, ilahi ve vicdani bir duygudur. Bu duygunun sarsılması durumunda soylu ve onurlu yaşam yok olur.

Laiklik olmadan din ve vicdan hürriyetinden bahsedilemez. Laiklik bir ulusun ortak yaşam çimentosu, harcıdır.

Yıllarca her seçim sürecinde ülkemin ilerlemesini sandıktan demokrasinin daha da güçlenerek çıkmasını arzuladım. Bu saikle siyaseti yakından takip etmeye çalıştım. Açıkça belirtmeliyim ki maalesef mizacı bu kadar gaddar, bu kadar hakaretamiz, bir o kadar da yaralayıcı, öfke dolu bir kampanya görmedim.

Kuvvetle muhtemel, benim gibi takip eden yurttaşlar da görmemiştir. Ondan dolayı son zamanlarda siyaseti gönül rızamla takip etmemeye çalışıyorum. Tesadüf eseri gördüğüm düzeysizlik karşısında daralıyorum.

Siyasetin karakteri bu seviyeye düşmemeliydi diye kendi kendime hayıflanıyorum.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ