Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Soframızın aşı, artık gözyaşı…

Soframızın aşı, artık gözyaşı…
  • 15.04.2017
  • 2.139 kez okundu

Deniz Kakanaş /Toplum Geliştirme Derneği

(Konuk Yazar)

Hayaller bir düşünce ürünüdür, üzerinde yürüdükçe gerçeğe dönerler. Gerçeklerse, içine girildiğinde derinler. Düşersek, ne boğuluruz ne de kurtuluruz, çıkmak için hayatımız boyunca çırpınız dururuz.

Dünyada yanlış olan bir çok yöntem vardır, hepimize yanlış öğretilen. Hepimiz biliyoruz ki tüm dünyada bu böyledir. Yaşananlar dışarıya çıkmaz. Çıkarsa ne olur rezillik. Rezillik olmazsa ne olur, VEZİRLİK…

Dünyanın gelişmişliğini anlamak için kendimize ve çevremize bakmak yeter. Çözmek için, söylenmekten başka ne yapmışız. İstediğimiz kadar mükemmel olalım karşılaşacağımız şey belli, GÖZYAŞI…
Kötülüklerin masum hayatlarla yolda karşılaşması, tanıdık olsun veya olmasın insanı kahrediyor. Çıkıp sorsak şu acı kazanını karıştıranlar kim diye, hiç kimseyi bulamayız. Çünkü ortada yoklar ancak onlar iç benliğimizde bir yerdeler, ailemizde, komşumuzda, iş yerimizde, mesleğimizde, cebimizdeki ekonomide, midemizden geçen yemekte, sindirilen atıklarda, her yerdeler… Geçmişte insanlar kendilerine doğru gelen birçok yanlışı kafalarına koymuşlar ve büyük topluluklar oluşturarak mecburi, keyfi, metezori şekilde hedefledikleri dünyanın peşinden koşmuşlar. Ellerine geçirdikleri fırsatları sonlarını ve bizleri düşünmeden değerlendirmişler. Kazanan da kaybeden de büyük bedeller ödemiş.. Yenenler kurtulmuş, yenilenler içlerindeki savaşı durduramamışlar dolayısıyla genlerine kadar işleyen nefret, kuşaktan kuşağa gelerek devamlılık arz etmiş. Rahat durmamışlar ve her sofraya intikam yemeğini pişirip sunmuşlar…

Tarihe dönüp bir bakın, kitapları okuyun, filmleri mutlaka izleyin göreceksiniz ki, insanın insana yaptığı zulüm akıl alır gibi değil, hep gözyaşı… Hangi kültürün tenceresine kepçe atsak, tabaklara hüzün doluyor. Sofradaki kavganın gürültüsü neden bitmiyor biliyor musunuz? Çünkü karınları tok olduğu halde, paylaşamadıkları şeyler çok… Ye dediler yedik, sus dediler sustuk, yapma dediler yapmadık sevdiklerini sevdik, nefret ettiklerinden nefret ettik, korkuttular korktuk, bizi kurtaran lider şudur dediler inandık, peşinden gittiler giderken bizi de, sürüklediler, gittik. Sonra vazgeçtiler, gidelim mi, geri mi dönelim şaşkına döndük. Ne dedilerse yaptık. Hatta az çalıştıklarından gerçekleştiremedikleri hayalleri yüzünden kendi sevdikleri meslekleri seçmemizi istediler ancak sonradan onlarda pişman oldular ki, ne yaptıklarının farkında değiller. Benliğimizi içimizdeki umutlardan kopardılarıp bizi ortada bir yerde bıraktılar. Ne ileriye gidebiliyoruz, nede geri dönmeyi göze alabiliyoruz. Arıyoruz fakat,kendimizi bir türlü bulamıyoruz. Saf ve temiz geldiğimiz şu güzelim dünyada birçoğumuz hayata bir şekilde yanlış başladık. Hikayeler aynı fakat kişiler farklı. Yalanı ilk kimden öğrendik ailenin birbirine söylediği yalanlardan, çalmayı, aldatmayı, hileyi, kavgayı, küfür etmeyi, elbette birilerinden… Sevmeyi de nefret etmeyi de bize öğreten, büyükler… Geçmişte şahidi olmadığımız birçok şeyden habersiz, masum bir şekilde umutlarımızla yol alırken karşılaştığımız çirkinlikler, bizim suçumuz değil arkadaşlar. Bir devir sona ermiş, suçlu göçüp gitmiş, suç vasfını yitirmiş. Beyaz mermerler arasında, herşey susmuş kendileri gibi. Yüzyıllardır süre gelen anlaşmazlıklar bizim suçumuz değil. Bizler kuşak olarak masumuz..

Bizim hatamız hiç değil… Bilmediğimiz olaylar hakkında nasıl yorum yapabiliriz. Hep aynı şeyler.

Artık doğru-yalan tüm haberleri paylaşıp insanları derinden üzen bir kesim oluşmuş ve ortalığı karıştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar ancak bir yandan dünyada devam eden birçok zulme engel olamıyorlar. Kötülükler sözle durdurulabilir mi. Hayır. Elle durdurulabilir mi, mümkün değil. Deneyin isterseniz. Görmek istemediğimiz kötülükleri bir kesim sayesinde görüyoruz ve insanların içindeki çok az kalan güzel umutların yitirilmesine sebep oluyoruz.

Doğru veya yalan birçok planı pişiriyorlar önümüze sürüyorlar. Lütfen artık her duyduğunuza inanmayın ve olayı anlamak için kendinize biraz zaman tanıyarak duyarlı olun. İstersek nefretin yerine sevgiyi pişirebiliriz… Her şeyden ve herkesten vazgeçebiliriz… Her şeye yeniden başlayabiliriz. Her hastalığın taşıyıcısı olduğu gibi her kötülüğünde bir aracısı vardır. Arılar gibi bilim ve ilimin üzerine konup tozlaşmak lazım artık… İyi maya çoğaldığında, kötülükler baskı altına girer bunu unutma… DUR! YAPMA. BİRKEZ DAHA DÜŞÜN… HİÇBİR KÖTÜLÜĞE ARACI OLMA… VATAN DA EVİMİZ GİBİDİR DOKUN TOPRAĞINA… KUR SOFRANI 15 NİSAN ŞEF BAYRAMINDA… PİŞİR YEMEĞİNİ “ZAMAN AŞIYLA”.

GELECEK KUŞAĞA GÖZYAŞINI TAŞIMA. 15. Şef bayramında vatana, mutfağa, ve üzerindeki elbiseye layık tüm arkadaşların bayramını kutlar, insan sağlığı için çalışan bir şef olarak kapımıza geleni, sevgi eliyle yemek pişirip karşılayalım, kültür diliyle uğurlayalım. Saygılar.

Etiketler: / / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ