Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,74 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,33 / Satış: 6,36

Su sümbülleri ve çöplerimiz

Su sümbülleri ve çöplerimiz
  • 14.11.2018
  • 1.155 kez okundu

Dibe batmayan son halimiz

Muğla’da, yaklaşık 4 yıldır “Denize en çok mavi yakışır” sloganıyla düzenlenen deniz dibi temizliği çalışmasında, şu ana kadar küvet, klozet, televizyon, mangal, çöp konteyneri ve alışveriş araçlarının da aralarında bulunduğu 22 tona yakın atık çıkarılmış… Peki, “Asi’ye en çok…” ne yakışır, diye sorsak mı? Sorarken de, su sümbüllerinin üzerinde birikmeye devam eden çöplerimizi sorgulasak!

Önce, nehre karışan atık suları toparladık… Buna dair tesisleri aktif hale geçirdik… Kirli suları temizleyip, ardından Asi’ye karıştırmaya başladık… Ama bunu yapmadan önce, kuruyan nehir yatağında biriken çöpleri temizlemeyi akıl edemedik… Var olanların üzerinde suları yükselttik… Taban araştırması mı? Hiç yapmadık… Aylar öncesinde eski Roma’ya dair mimari kalıntıların çıktığı nehirde ‘acaba…’ noktasında durmayı istemedik… Temizlenen Asi Nehri’nin kent merkezi kısmına ‘temiz tutalım’ noktasında uyarılar ekledik, ama ‘ceza’ kısmını es geçtik… Ardından, biriken su sümbülleri için nehir sularına tekne indirdik… Temizlik için teknelere bindirdiklerimize ise yüzme bildikleri için ‘can yeleklerini’ giydirme gereği hissetmedik… Ama haber yapılıp da eleştiri gündeme geldiğinde de, bahse konu can yeleklerinin teknede olduğunun altını çiziverdik… Ve finalde de ‘temiz bir Asi’ hayal ettik! Peki, hayal denen şey gerçek oldu mu?

-ÇÖPLER!-
Hatay Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı ekiplerce daha önce yoğun bir çalışma çerçevesinde temizlenen ve iş makineleri yardımıyla da nehir sularından uzaklaştırılan su sümbülleri, bugün yine temizlendikleri noktalarda birikmeye devam ediyorlar. Büyükşehir Belediyesi, temizlik çalışmasına tekrar başlar mı bilinmez ama, bugünlerde su sümbüllerinin oldukları alanlarda birikmeye başlayan başka şeylerimiz daha var!
Bu konuda konuşan bir vatandaş anlatsın mı o şeyleri?
“Bir kere yapılanlara bakıp da gerçekten de teşekkür etmek gerekiyor. Eski zamanları bilenler bunu yapıyor zaten. Bir kere, nehir kendisine bakılır halde bile değildi. Yanı başında yürümeye müsait ne yol vardı ne de kaldırım… Şimdilerde her şey daha güzel, daha iyi. Ama yapılanları ‘yaptık ve bitti’ diye kaderine terk etme alışkanlığımızı da bir kenara bırakmamız gerekiyor. Onca milyonluk yatırımı bitirip de, temizliği Allah’a havale etmek, akıllı insanın işi değil! Tamam, uyarı levhası da asmışsın, bu da güzel! Ama yeterli mi? Yetmeli mi?
Cevap, nehrin kendisi…
Su sümbüllerinin olduğu, biriktiği yere baktığınız mı hiç? Su görünmüyor! Adeta yeşilden bir tarla gibi! Görsel olarak güzel, ama… Sağlıklı mı? Değil, diyorlar… Ama daha da kötüsü ne, biliyor musunuz? Suyun üzerinde yeşilden kalın bir örtü gibi serili olan bu bitkileri artık atılan çöpleri de üstünde biriktiriyor. Millet, çöp atma alışkanlığını terk etmedi ki! Mucize mi bekliyorsunuz? Durum eskisi gibi! Ama bu defa, bitkiler yüzünden, kirimizle ve çöpümüzle yüzleşiyoruz…
Neler yok ki, o bitkilerin üzerinde! Koca karton kutular, poşetler, plastik şişeler, hatta bir tane de şu beyaz köpük denen malzemeden büyük bir parça… Bu çöplerin olduğu yerler, Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin ‘uyarı’ levhasının astığı yere yakın yerler. O uyarıda ‘lütfen’ diyor, belediye… Lütfen! Ama dedim ya, iş o ‘lütfen’ ile olmaz! Devlet bile vatandaşına kanunu, kuralı, yönetmeliği sunarken, ‘aksi halde cezası bu…’ diyor.
Ama biz ne yapıyoruz? ‘Lütfen’…
Olmaz! Bu şekilde temizlik olmaz! Ceza yetkisini bir köşeye iterek, nehri de kenti de temiz tutmak olmaz! Çünkü halimiz ortada… Görüntü değişmiyor! Değişiyor mu?”
-YETKİ YOK MU?-
Bilindiği üzere, gerek 5393 sayılı Belediye Kanunu, gerekse diğer kanunlarda, belediyelere verilen görev ve sorumlulukların gereği gibi yerine getirilmesini sağlamak amacıyla, belediyelere para cezası verme yetkisi tanınmış durumda. Bu bağlamda belediyelerin kesmeye yetkili oldukları para cezalarının yasal dayanaklarını şu şekilde sıralamak mümkün:
1) 5393 sayılı Belediye Kanunu
2) 5326 sayılı
Kabahatler Kanunu
3) 3194 sayılı İmar Kanunu
4) 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu
5) 1608 sayılı Kanun ve söz konusu kanun ile diğer kanunlarda düzenleme yapan 5728 sayılı Kanun
6) 2872 sayılı Çevre Kanunu
7) 6301 sayılı Öğle Dinlenmesi Hakkında Kanun
8) 5957 sayılı Sebze Ve Meyveler İle Yeterli Arz Ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun
9) 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun.
10) 1489 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu
11) 4925 Sayılı Karayolu Taşıma Kanunu
12) 6585 Sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun
13) 831 Sular Hakkında Kanun
14) 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu…
5326 sayılı Kanun’a göre, Hatay’da belediyeler tarafından idari para cezasını uygulanmasını gerektiren fiil ve hallerden biri de ‘çevre kirliliği’ başlığında. Peki, neden mevcut ‘yetkiler’ yaşanan kirliliğe çözüm başlığında devreye sokulmuyor?
Bu konuda paylaşılan tespit ise şu:
“Belediyelerin ceza verme yetkilerini tam anlamıyla kullanamamalarının ardında yerel baskılar, popülist politikalar, teknik ve beşeri kapasite yetersizliği, mevzuat bilgisi eksikliği gibi etmenler yatmaktadır. Belediyelerin söz konusu yetkileri kullanmaları zorunlu olup söz konusu yetkilerin hukuka uygun şekilde tam anlamıyla uygulanması hem belediyelerin hem de belediye halkının müşterek yararına olacaktır.”
-ENCÜMEN!-
Hangi kanun hükümleri gereğince kesilirse kesilsin, belediyenin ceza vermeye yetkili olduğu tüm para cezaları belediye encümeni tarafından kesilir. Zira 5393 sayılı Kanun’un “Encümenin Görev ve Yetkileri” başlıklı 34’üncü Maddesi’nin (e) bendinde, kanunlarda öngörülen cezaları vermek Encümen’in görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Her ne kadar para cezası verilmesini gerektiren fiil ve haller ‘belediye zabıtası’ tarafından tespit edilip bildirilse dahi, kesilen cezalar, belediye encümeninin onayı ile hüküm ifade eder.
O zaman, Hatay Büyükşehir Belediyesi Encümeni’nin, bahse konu haberin ana başlığı noktasında ‘nerede’ olduğunu soralım mı? Ya da mevcut ‘ceza verme yetkilerinin’ şu ana kadar ne derece kullanıldığının cevabını isteyelim! Kurumsal cezaların ötesinde, ‘vatandaş’ nezdinde kesilen cezaların devrede olup olmadığını da…
Finalde de, su sümbülleri üzerinde birikmeye devam eden çöplerimizi konuşalım! -Tamer Yazar-

Etiketler: / / / / / / / / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ