Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,69 / Satış: 6,71
€ EURO → Alış: 7,22 / Satış: 7,25

Suriye’de Savaş On yıldır Devam Ediyor.

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 17.02.2020
  • 465 kez okundu

Her insan yaratılışı itibariyle fikirlerinde ve görüşlerinde haklı çıkmak ister.
Ancak nadir durumlarda haksız çıkmayı ümit eder.
Çoğu zaman haklı çıkmanın ülkemizde çokta işe yaramadığını da söyleyeyim.

Her şey bir tarafa ben, Türkiye’mizle dertlenirim. İnsanıyla, taşıyla toprağıyla, ağacıyla dalıyla içime işlemiş.

Bu dertlenmem ile ‘’keşke haksız çıksaydım’’ düşüncesi aklımdan gitmiyor.

Lakin öyle bir duruma geldik ki, ister içeride, ister dışarıda; nereye baksan için daralıyor, nereyi tutsan elinde kalıyor.

Gelen şehit haberleriyle kahroluyorum. Allah gani, gani rahmet eylesin. Başımız sağ olsun.

Suriye’de dokuz yıl önce baş gösteren olaylarla ilgimizin, ilişkimizin olmaması gerektiğini o zamandan itibaren anlatmaya çalıştık. Tarihten ibretamiz kesitler verdik. Emperiyal devletlerin sinsi oyunlarının bir parçasını sergilediklerini yazdık, anlatamadık.

Dış politikanın hülyalarla, ham hayallere dayanan ‘’ben istediğimi yaparım’’ oldu bittisiyle hayırlı sonuçlanmayacağını dile getirdik, izah edemedik.

‘’Bir gece ansızın gelebiliriz’’ retoriğinin mümkün olduğunu, ancak bin bir gecede çıkılamayacağının acı gerçek olduğunu dilimiz döndüğünce söyledik, dinletemedik.

Vekâlet savaşının nereye varacağını hiç kimse tam olarak kestiremez. Her ülkenin kendine uygun kurnazca hesabının olduğu, dünyada her devletin pozisyonunu kendine doğru yontma üzerine kurduğu bir dünya düzeninde, akıl ve tarihi tecrübelerin öğretileriyle sağlam bir duruşla tehlikeler savuşturulur.

Dış politikada hamasete, kabarmalara, köpürmelere kimse itibar etmez. Stratejik hamleleri ve taktiksel manevralarını adım adım hayata geçirirler.

Dikkat ederseniz gerek Rusya, gerek İran gerekse Suriye’nin devlet başkanlarının pek konuştuklarını gözlemleyemezsiniz. Amerika’nın akıl hocası olan İngiltere’nin varlığından pek kimsenin haberi bile olmaz.

Güçlü olmanın yanı sıra akıllı olanların felaketlere sebebiyet veren olaylarda kaybedenlerin kimler olduğunu ve yansımalarını hatırlamadan bizi bekleyen tehlikelerin derinliğini anlayamayız.

Nitekim Afganistan ve Irak’ta yaşananlar tüm dünya için adeta tahlil laboratuvarı niteliğinde.

1979 yılında SSCB, Afganistan’a sözde “huzur ve barış” getirmek amacıyla başta 85.000 kişilik bir orduyla karadan ve havadan Afganistan’a girdiler. Koskoca SSCB’nin masada yaptığı planlar Afganistan’ın topraklarında tutmadı.

SSCB’nin Afganistan işgali üzerine, ABD, SSCB’yi çevreleyen “Yeşil Kuşak” projesini uygulamaya soktu. Taliban El Kaide gibi, sözde mücahit hakikatte radikal İslami terör örgütlerini kurdu. Ardından silah ve eğitim desteği sağladı. Nihayetinde SSCB harap olmuş bir Afganistan’dan 1989 da çıkmak zorunda kaldı.10 Yıl boyunca savaşan SSCB bir yıl sonra dağıldı.

Afganistan’da yaşananlar felaketler komşu Pakistan’a bela olarak yansıdı. Peşaver denilen cehennem yarattı. Aradan 41 yıl geçmesine rağmen o coğrafyadaki cehennemin ateşi hiç sönmedi.

Keza Irak’ta Saddam döneminde yine ABD’nin kışkırtmasıyla 8 yıl boyunca İran’la savaşın ardından.1991 de Kuveyt’i işgalle başlayan tehlikeli oyunun bedeli yüzbinlerce insanın ölümü ve Irak’ın parçalanmasının etkisi 19 yıldır devam ediyor.

Suriye’de şartlar daha farklı olsa da, odak merkezinde Emperiyal devletlerin çıkarlarını önceleyen ajandalar aynıdır.

Hedefledikleri coğrafyayı destabilize etmek..

Bunun en kısa yolunun, etnik ve mezhepsel alanları kaşımak suretiyle insanları birbirlerine düşürmek olduğunu gayet iyi biliyorlar.

Dün kendi elleriyle Afganistan’da Talibanı, El Kaideyi, bugün Suriye’de Deaş’i, HTŞ’yi ve buna benzer yüzlerce radikal terör örgütlerini yarattılar, silahlandırdılar ve vekaleten savaştırdılar.

Suriye topraklarında Mehmetçiklerimiz şehit düşüyor. Her kim Mehmetçiğimize saldırmışsa ona lanet okumak, misliyle karşılık vermek belki de kabaran öfkeye pansuman olabilir.
Ama asıl olan Kahraman Mehmetçiklerimizin saçlarının bir tek teline dahi zarar gelmeden sorunu çözmek olmalıdır.

Sıradan bir vatandaş olarak yıllar önce Suriye üzerine kurulan tezgahlara ‘’aman ha dikkat bu coğrafyaya müdahil olmayalım’’ demiştim.

Ben ve benim gibi tehlikelere dikkat çekenler maalesef haklı çıktılar. Keşke çıkmasaydık da, kimsenin burnu dahi kanamasaydı.
[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ