Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Suriyeli Mülteciler ve Sorunlarımız

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 07.01.2019
  • 479 kez okundu

Arap baharının savurduğu buz gibi esen rüzgarı bizler ensemizde yumru gibi hissetmeye devam ediyoruz.

Batı emperyalizminin kendi vatandaşları dışında yabancı devletlerin halklarına demokratik bir yaşam sunmasını beklemek hayalcilikten öteye gitmemiştir.

Ne yazık ki , Araplara bal tasından içirilmek istenen, ağudan (zehirden) başka bir şey değildi.

Yazımın konusu direkt Arap baharıyla ilgili değil.

Yazımın konusu Arap baharı üzerine üretilen politikaların Suriye’den gelenlerin etkisi ve ülkemiz üzerine yansımasına dair kısa bir değinme şeklinde.
Malum, komşumuz Suriye’de patlak veren iç savaşın dayattığı acılardan sonra mültecilere ülke olarak kucak açtık. O günlerde sonu öngörülmeyen dalgalar halinde ülkemize kaçan muhtelif yaşlarda insanlar, önce sınır boylarımızdaki şehirlere ardından da yurdun dört bir yanına dağılıp hayatlarını idame etmeye çalıştılar.

Doğrusu başlangıç günlerinde hepimiz, yaşama tutunmaya çalışan Suriyeli göçmenlere yardım etmeyi insani vazife olarak gördük. Her ne kadar şehrimizde fink atan işidvari sakallılardan, terörist kılıklılardan rahatsızlığımız olmuşsa da, her mülteciyi aynı kefeye koymayan sağduyuya sahiptik.

Bugüne gelene kadar köprünün altından çok sular aktı. Artık mülteci konusu sosyal, siyasi, kültürel ve ekonomik manada içinden çıkılması her geçen gün zorlanılan bir hal aldı.

Bu mesele bazı siyasetçilerin dilinde lehte ve aleyhte dolandırılıyor, seçim malzemesi niyetiyle kullanılıyor.

Oysa bu mesele siyasetin üstünde hepimizi hem bugün hem de atide ilgilendiren ve acilen çözülmesi gereken meseleler arasında.

Böyle bir sürecte izlenilen politikalar bu vahim gelişmeleri önleyecek bir akılla uygulanmalıdır. Elbette hakkı feda eden bir anlayış feda edilsin demiyorum. Bilakis her kesin hakkı korunsun. Fakat hak konusunda Suriyeli vatandaşların, özellikle sağlık ve eğitim konusunda bizim Türk vatandaşlardan daha da önemsendiği gerçeğini yaşadığımız pratiklerden biliyoruz.

Bu gün karşı karşıya kaldığımız, Suriyelilerin, vatanımızda sosyal dokuyu nasıl etkilediği göz ardı edilmemeli, açık yüreklilikle tartışılmalı. Şimdi buradan yazdıklarımdan yola çıkarak, sakın ola ki, Suriyelilere karşı ırkçı bir duruş sergilediğim sonucu çıkarılmaya çalışılmasın. Şiddetle ret ederim. Zira benim optiğimde sadece insan vardır.

Fakat gerçekçi bir sorun varsa onun mutlaka çözüm odaklı tartışılması gerekliliğini savunurum. Sorunların, siyasi görüş ve ideolojik bakış açısından uzak, diyalog ile çözüm yollarının aranması gerekliliğine inanırım.

Sorunlara, Türk vatandaşların hasiyetlerini nazara almadan sağlıklı çözüm bulunmayacağını sanırım belirtmeğe gerek yoktur.

Göç idaresi genel müdürlüğünün verileri ışığında demografik yapıya bakalım: Ülkenin genelinde 3 milyon 615 bin civarında kayıtlı Suriye vatandaşları yaşıyor. Hatay’da ikamet edenlerin sayısı yaklaşık 445 bin. İlimizde bu mültecilere suretle vatandaşlık verildiğine dair haberlerle daha sık karşılaşır olduk.

Bu tablo karşısında düşünen, idrak edebilme yetisine sahip vatandaşlarımız koskoca ‘’acaba’’ sorularını sormaya başlıyorlar. Neden özellikle son zamanlarda mültecilere verilen vatandaşlıklar hızlandı? Vatandaşlık alan mülteciler, önümüzdeki zaman zarfında hayatımızı nasıl etkiler? Siyasi tasarrufla verilen vatandaşlık ülkemizin kaderini belirlemede nasıl bir rol oynar?
Buna benzer soruları çoğaltmak mümkün.

Göç idaresinin demografik projeksiyonuna göz atalım:2018 yılında mültecilerden ülkelerinde dönenlerin sayısı 291 bin civarında olmuş. Buna rağmen 2018 yılında, bir önceki yıla nazaran mülteci sayısı 187 bin dolaylarında artmış.

Oransal olarak bir yıllık artış % 5,5’e dayandı. Bu artışın kaynağı geri dönüşlerden ziyade yüksek doğumlara dayanıyor.
Bu bağlamda Türk vatandaşlarının nüfusu 2016-2017 yıllarında yaklaşık %0,13(Binde 13) dolaylarında artarken, mültecilerin nüfusu %5,5 (Yüzde 5,5) artış olduğu saptanmış.

Bu çarpıcı rakamlar bize önümüzdeki 10 yıl içerisinde projeksiyonda,Türkiye nüfusunun 91,5 milyon civarında olacağı, buna karşın eğer dışardan hiçbir göç gelmese dahi, Suriyeli mültecilerin nüfuslarının 6 milyon 200 bin civarında olacağı hesaplanmış. Bu rakamlara göre ülkemiz nüfusunun % 6,3 dolaylarında Suriyeliler tarafından oluşacak.

Özetle dramların hiçbir zaman eksik olmadığı coğrafyanın komşu ülkesiyiz. Her hangi bir övgü veya yergiye mahal vermeden acilen çözüm bulma ihtiyacımız var. Bu tabloya Pro Suriyeli ve Anti Suriyeli şeklinde bakmak bizleri çözümden uzaklaştırır.

Sorunun künhüne varmadan, hakkaniyeti görmeden kısır suçlamalarla mesafe alınamıyor.

Akıl, vicdan hukuk üçlemesiyle çözülür mü? Sarihen çözülmediği takdirde, korkarım çok daha derin sonuçlar doğuracak.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ