Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,75 / Satış: 6,78
€ EURO → Alış: 7,29 / Satış: 7,32

“Tanı kiti yok, solunum cihazı yok, 20 hasta var, ancak hala akıl yok…!”

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 25.03.2020
  • 495 kez okundu

Virüs salgını ile ilgili kötü haberler peş peşe geliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, virüs için defansa geçmenin en etkili yollarından biri evden çıkmamak, diğeri ise sağlık kuruluşlarından tam destek almak.

Deutsche Welle Türkçe televizyonuna konuşan Michigan Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Türk asıllı Prof. Dr. Onur Başer, koronavirüs tedbirlerindeki eksiklikleri vurguladı ve “Türkiye’de 32 milyon kişinin koronavirüsünden etkileneceğini gösteriyor” diyerek, aslında yolun başında olduğumuzu söyledi.

Türkiye’de alınan önlemlerin eksik ve yetersiz olduğunu söyleyen Prof. Onur Başer, şöyle devam etti:

“Türkiye’de 65 yaş ve üstü 7 buçuk milyon kişi var. Sadece 1 milyonu tek başına yaşıyor. Geri kalan 6 buçuk milyon kişi aileleriyle yaşıyor. Ailedeki insanlar dışarı çıkıp geldiklerinde, virüsü getirebilirler. Bunlar, düzensiz önlemler. Artış hızını azaltacak önlemler değil. Vakaların nerede olduğu hakkında bilgi verilmemesi ve bunun saklanması Türkiye’ye mahsus. Diğer ülkeler yapmıyor. Salgınla en iyi başa çıkan Güney Kore, Singapur ve Hong Kong’da biliyoruz vakaların hangi bölgelerde olduğunu. İtalya’da biliyoruz. İnsanlar, ona göre tedbir alıyorlar. Maalesef Türkiye, salgın olan bölgeleri ne açıklıyor ne de insanları uyarıyor. Önlemlerin teker teker geç olarak başlaması, bizim epidemik verimizi çok yükseltecektir.”

Prof. Başer, en kötü tabloyu ise hasta ve ölüm sayılarında açıkladı:

“En düşüğünü bile alsak, Türkiye’de 32 milyon kişinin koronavirüsünden etkileneceğini gösteriyor. 32 milyon kişinin etkilenmesi, 150 bin ile 600 bin arasında bir ölüm olacağının habercisi. 1.6 milyon hastanın yatış olacağını gösteriyor. Türkiye’de yatak sayısı 200 bin kadar. En az 640 bin hastanın yoğun bakım ünitesine ihtiyacının olacağını gösteriyor. Ki bu sayı Türkiye’de 40 bin civarı. 640 bin hastanın da en az 320 bininin solunum cihazı ihtiyacı olacağını gösteriyor. Makine bağlanmazsa, bu hastaların ölüm oranı yüzde 90.”

Gelelim ülke gerçeğine. Örneğin Hatay…

Eğer virüsü kaptıysanız, yandınız. Tanı kiti yok, hastanelerde solunum cihazı yok. Bugün özel hastanelerdeki solunum cihazı yoğun bakım üniteleri 20’yi geçmiyor. Üniversite ve devlet hastanelerinde durum bundan parlak değil. Hatay’da hasta sayısı, bilindiği kadar 20…

Diyelim ki hastalıkla ilgili şüphe oluştu. Test lazım. Bin ambulansa, ver elini Adana. Adana dediğiniz, 2 saatten aşağı değil. 200 kilometre.

Bütün bunlar bir kenarda dururken, Hatay AKP İl Başkanı Mehmet Yeloğlu’nun verdiği demece bakın:

“Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Sağlık Bakanlığımız, koronavirüsle mücadele etmek için gece gündüz çalışıyor. Sadece Hatay’da son 18 yılda bin 478 olan yatak sayımız, bugün itibari ile dört bin 201’e yükselmiş. Tüm Hatay genelinde 3 ambulansımız bulunurken de, 2020 yılı itibari ile bu sayı 88 ambulansa yükselmiştir. Tüm bu gelişmeler ve alınan tedbirlerle, Covid19 virüs salgınını da en hafif şekilde atlatacağımıza inanıyorum.”

Tanı kiti yok, solunum cihazı yok, ilaç yok, destek yok, ciddiye alan yok. Yatak sayısıyla günü kurtarmaya çalışan bir siyaset anlayışı var.

En tehlikelisi ise; Hatay’ın ilçelerinden biri Yayladağı’nda. Ajanslara düşen haber şöyle:

“Yayladağı ilçesindeki bir yurtta, 6 Türk vatandaşın dün karantinada olduğu bildirildi. Yayladağı’nda, karantinadaki 6 Türk Lübnan’dan geldi.”

Peki, bunlara sınırı geçerken kimse sormadı mı, “Kardeşim hoş geldiniz, ama salgın var. Hasta mısınız değil misiniz bakmamız lazım. Gelin size bir test yapalım”diye?

Bakın, bizi bu virüs değil;

“Vurdumduymazlık, dünyanın son 100 yılının en büyük salgını karşısındaki neme lazımcılık, böyle bir hastalık karşısında hala popülist siyasetçilik, bu telaş içinde selden kütük kapma” telaşı öldürecek…!

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ