Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 9,28 / Satış: 9,32
€ EURO → Alış: 10,82 / Satış: 10,86

Tarihe adını yazdırmış şansız kentler…!

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 20.09.2021
  • 553 kez okundu

Diyeceksiniz ki “Kent şanslı olur mu”?

Evet olur…!

Eğer o kenti yönetmek adına yetki alan, görev üstlenen, kendi halkı için bedel ödemeye hazır olan insanların eline geçerse o kent şanslı olur.

Örneğin Eskişehir şanslı bir kent. Çünkü Yılmaz Büyükerşen gibi bir Anadolu dervişinin dokunduğu, bozkırda bir vaha misali pırıl pırıl parlayan ve geleceğini şimdiden kuran bir kent. Ankara’dan hızlı trenle 1,5 saatte Eskişehir’e gidip kenti gezip dolaşıp gelen milyonlarca insan var. Müzeleri, sanat evleri, parkları, ildeki tek su kaynağı olabilecek Porsuk nehrinin kıyısına kurulan plajlarıyla insanın başını döndüren güzelliklere sahip. Elbette tarihte adı ve yeri var ama bir uygarlık merkezi olma şansının tarihinde yakalayamamış olmasına rağmen bugün uygarlığın ve çağdaşlığın ta kendisidir Eskişehir.

Örneğin Aydın; Özlem Çerçioğlu ile başlayan değişim kenti bir başka güzel yapmış. Üreticiye nefes aldıran kooperatifler, kentin güzelleşme ve yenileşme çabaları Aydın ilini Roma’lılardan bu yana bölgenin çekim merkezi haline getirmeye yetmiş.

Örneğin Ankara; Melih Gökçek Ankara’nın üzerinden buldozerle geçmişti. Rant için kentin geleceği paramparça edilmiş, çarpık yapılaşma ve çirkin kentleşme alabildiğine kenti kaplamış, başkentin 20 yıllık halk lehine olması gereken İmar rantı 20 kişinin üzerine çevrilmiş, bir kent yok edilmişti.

Ankara’ya Mansur Yavaş geldiğinde iki önemli ayrıntı dikkat çekti. İlki dürüst ve namuslu yönetim anlayışıyla bütün hortumları kökünden kesmek, 5 milyonu aşan kendin tüm alt ve üst yapı hizmetlerini belediyenin kendi kaynaklarıyla karşılayıp ahlaksız tekliflere kapalı, namussuz rant sağlama çabalarını önünü kesecek önlemler almak. Mansur Yavaş’la Ankara en azından bunu başardı.

Elbette Mansur Yavaş; çağdaş kentleşme ve tarih yazma konusunda Yılmaz Büyükerşen’in eline su dökemez ama yine de en azından Başkent Ankara’yı 40 haramilerin elinden kurtardı.

Örneğin Muğla; Osman Gürün yeni bir kent inşa etti. Türkiye’nin gözbebeği turizm merkezlerine sahip bu kenti baştan aşağı yeniden imar etti. Özellikle kışın bir milyonu biraz geçen nüfusuna karşın yazın nüfusu toplamda 4 milyona yaklaşan bu doğal güzellik merkezini tepeden tırnağa yeniden düzenledi. Muğla’nın 20 yıllık alt yapı sorunun tek başına hükümetin desteği olmadan çözdü.

Örneğin Hatay; demek isterdim ama ne yazık ki diyemiyorum…!

Medeniyetlerin buluştuğu nokta olan Hatay ne yazık ki bir türlü kozasını kıramadı, bir türlü kabuğundan çıkamadı. Rant ve kişisel çekişme uğruna gerici sağ iktidarların uzun yıllar kente verdiği zararı tamir etmek mümkün olmadı. Kaldı ki kenti hala bu anlayış kente sahip.

“Yaşayan ve yaşatan bir kent” olmak için tüm özelliklere sahip Hatay; ki denizi., gölü, nehirleri, dağları benzersiz güzellikte olan ancak bir türlü kendini anlatmayı beceremeyen tarihe adını yazdırmış bir kent.

İster Hititlerden, ister Hitay’lardan alın bir dönem “Doğunun Kraliçesi” olarak anılan güzellikler beldesi. Bugün ne yazık ki “Bozkırın ortasında bir vaha yaratan” Yılmaz Büyükerşen gibi üstadların yanında; “Vahada Bozkır yaratan beceriksizliklerin kurbanı”.

Yazık oluyor güzelim kentime…

Sorumuza geri dönelim…

Bir kent “şanssız” olabilir mi”?

Evet Hatay ne yazık ki şanssız bir kent….!

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ