Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 8,30 / Satış: 8,34
€ EURO → Alış: 9,69 / Satış: 9,73

Tarikat ve Cemaatlerin Mahalle Baskıları

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 07.09.2020
  • 629 kez okundu

Güçlü devletler herhangi bir yapı karşısında taviz vermez, müsamahakar davranmaz. Her yapıyı hukuk nosyonuyla değerlendirir.

Hem kendi devlet tarihinden elde ettiği tecrübelerden, hem de dünyanın diğer devletlerinin bulgularından faydalanır.

Özellikle son dönemlerde ülkemizden tarikatlardan-cemaatlerden geçilmiyor. Bu yapıların, akla ziyan taleplerinin ardı arkası kesilmediği gibi, buyurgan bir dil kullanmaları elde ettikleri veya kendilerine vakfedilen güçten/imtiyazlardan kaynaklanıyor.

Önce FETÖ denilen cemaatin devleti ele geçirme teşebbüsünü hatırlatayım. Eğer FETÖ denilen cemaat imtiyazlar, kendilerine vakfedilen manevra alanları olmasaydı bu kadar güce kavuşmaları mümkün olur muydu?

Ülkemizde AKP iktidara geldiği andan bu yana cemaat-tarikatlarla ilgili toplumun kaygılarını gidermek yerine, cemaatlerin-tarikatların devlet korkularını giderdiğini söylemek yanlış olmaz.

Çünkü hiçbir hükümet döneminde bu cemaat-tarikat yapılanmalarına hizmet hareketi, ilim yuvası, din medresesi gözüyle bakılmadı. Bunlar potansiyel irtica tehlikesi barındıran odaklar olarak tanımladı.

AKP, maalesef duyarlı ve kaygılı vatandaşlarının uyarılarına kulaklarını kapattı. Bu tür cemaatlerin çok yüksek ihtimalle ülkenin başına bela kesileceğini umursamadı.

O dönem Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan kendilerine yöneltilen sorular karşısında irtica tehditlerinin abartıldığı yönünde demeçlerini hala hatırlarım.

Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün; ‘’ korkacak bir şey yok “Türkiye Malezya olmaz”, demek süratiyle aslında var olan irtica tehlikesini görmezden geliyordu.

Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan ise, “Kadınlar korkmasın” diyordu.

Dönemin aydınları, yazarları akademisyenleri; o zamanlardan beri cemaatlerin-tarikatların düşünce dünyalarını, hedeflerini ve niyetlerini isabetle öngörmüştü. Hükümeti uyarıyor ama nafile kürek çekiyordu.

Örneğin Ünlü akademisyen rahmetli Prof. Şerif Mardin hocamız ‘’mahalle baskısı’’ kavramını üretmişti. Mahalle baskısı çok geniş bir alanı kapsıyordu. Sadece sıradan vatandaşların uğradıkları baskıdan bahsetmiyordu hoca.

Merhum Şerif Mardin hoca şunu vurguluyordu:
“…Mahalle havası dediğimiz şeyin bu İslami alt-çevrelerle yeni bir şekil almış olduğuna inanıyorum. Bu yeni şekil AKP’yi döver. Demek istiyorum ki eğer böyle bir hava gelişirse AKP ona biat etmek zorunda kalabilir…”

Bu uyarısı, “Mahalle İslam’ı” karşısında, iktidarın da güçsüz ve çaresiz kalabileceğini belirtiyor.

Tarihin ve siyasal olayların bize öğrettiği bir genel ilkeyi herkese anımsatmak istiyorum: Din, mezhep gibi araçları siyasette kullanan iktidarlar, sonunda bu her iki aracın da denetimini ellerinden kaçırıp onlara teslim olur.

Şerif Mardin hocamızı doğrular nitelikteki en bariz örneğini, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta büyük patlamadan sonra dünyaca ünlü yazar entelektüel Amin Maulof’un ağzından dinledik.

‘’Ülke cemaat liderlerinin elinde, demokrasi bu değil, olamaz. Bir yere adam alınırken artık yeteneğe ve liyâkata bakılmıyor, o kişinin hangi cemaat veya tarikata bağlı olduğuna bakılıyor. Üstelik o cemaatte bile o göreve en lâyık ve yetenekli olan değil, cemaat şefiyle en yakın siyasi ve dini ilişkisi olan seçiliyor. Bu, demokrasinin çöküşü demek. Maalesef on yıllar böyle geçti ve bir yerde koptu işte Lübnan bu yüzden kargaşalardan kurtulamadı ve en sonunda ipler koptu.’’

Lübnan’da yaşanan cemaat-tarikat imtiyazları size çağrışımda bulunuyor mu?

Cemaat-tarikat veya belirli bir parti üyeliğinin, liyakatin, yeteneğin önüne geçtiği bize ne uzaktır ne de yabancıdır. Çok yakın ve çok tanıdıktır.

Cemaat-tarikatlara verilen tavizlerin bugün hangi noktaya getirdiğini Mısır’daki sağır sultan duydu. Fizan’daki kör emir gördü.

Cemaatler bu iktidar döneminde gücün zirvesine geldiler. O zirvenin hazzını geniş manada aldılar. Hayallerine gelmeyecek mevziler elde ettiler.

Türkiye Cumhuriyeti’ne kast etmeye niyetli olan tarikat şeyhlerini devlet protokolünde ağırlanırken gördük.

Ne hazin değil mi?

(Not: İğrenç ve rezil cemaatlerin, çocukları cinsel suiistimalleri, sonraki yazımın konusu olacak)

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ