Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Tarikatlar-Cemaatler Doludizgin

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 09.09.2019
  • 281 kez okundu

Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammet döneminde, Müslümanlıkta tarikat yoktu; İslam’da bu marifet sonradan ortaya çıktı.
‘Tarik’ yol anlamına geliyor, sözüm ona yol gösterici bir ‘şeyh’ ortaya çıkıyor, Müslümana diyor ki:

– Ben Allah ile senin aranda komisyoncuyum!.. Cennet’e gitmek istiyorsan benim örgütüme gir!. Allah’ın sevgili kulu olmak istiyorsan sözümün dışına çıkma, bana itaat et.
Bak bende enva-i çeşit ürün var. Kabir azabından koruyan kutsanmış su var. Yanmaz kefen var. Peygamber efendimizin ayak izini taşıyan terlik var. Okunmuş daireler var. Kerametli dükkânlar, ofisler var.

Bitmedi.. Özel seanslarla hastaya şifa, kızlara koca, her türlü dertlere deva bizim işimiz. Her türlü çarpılmaya karşı muska yazarız, işlenen günahları kapatırız.

Peki, tarikata girmeyen, şeyh-meyh sözü dinlemeyen, ürünlerini ve hizmetleri almayan Müslümanlar Cehenneme mi gidecek?

Zamanla İslam’da bir kamyon dolusu tarikatlar oluştu.

Atatürk bunları Tekke ve Zaviyeler kanunuyla yasaklamıştı, ama şimdi ortalıkta tarikattan geçilmiyor, ülkemizde bugün için Nakşibendi, Kadiri, Menzilci, Halveti, Nurcular, Süleymancılar, Cerrahiler, Işıkçılar vs.. Türkiye haritasının hemen hemen her ilinde, her renginde merkezler, şubeler kurdular.

Bugünlerde Tarikat-Cemaat tartışmaları gündemimizden düşmüyor. Gündemden düşmesinin de imkânı yok.

Çünkü birçok saltanatın ana damarı bu ana kaynak yapılanmasından besleniyor.

Dini duygular üzerinde bina edilmiş yapıların kolları ahtapot gibi her tarafı sarmış.

Bir lokma, bir hırka retoriğinin arkasında dini inançların çarpıtılmasıyla sömürme ve semirme çarkları gece demeden, gündüz demeden dönüyor.

Sahtekârlığı meslek haline getirenler, kendini evliya tayin ederek sahnelerde cirit atıyor.

Sahte olmayan neler kaldı ki?

Sahte para var, sahte altın, sahte kimlik, sahte tablo, sahte elmas. Sahte olmayan, sahtesi yapılmayan bir şey kalmadı gibi.

Sahte din adamları, sahte solcular, sahte sağcılar, sahte milliyetçiler, sahte muhafazakârlar, sahte yöneticiler say say bitmiyor.

Sahtecilikte en tehlikelisi, dini referans yaparak elde edilen mevzilerdir. Sömürü tezgâhı bu pazarda kurulduğu andan itibaren din suiistimale uğrar, sahtekârlar darphane gibi para basar.

Üstüne üstlük siyasete karıştı mı açılmayacak kapı kalmaz, kârlar şelale gibi akmaya başlar.

Din duygularının ve dince kutsal kavramların siyaset adına kullanılması ile din, din olmaktan çıkar, siyasetin aracı olur.
Siyaset ticarete, ticaret siyasete, din de her ikisine araç edildi mi, artık bu sömürünün sonu gelmez…

Din ticareti ile meşgul olanlara bakın, hemen hemen hepsi Karun gibi zengin. Yalnızca Türk Lirası ile milyoner değil bunlar, Dolar milyoneri, Euro milyoneri olmuşlar birçoğu.
Oh ne kolay; alın teri yok, akıl teri yok. Özel meziyete gerek yok, üstün yeteneğe ihtiyaç yok. Tarikat-Cemaat oluşumlarına denetleyen, denetleyebilen yetkili yok.

Hastaneler, finans kuruluşları, inşaat şirketleri ve bu finans kuruluşları ve şirketler aracılığı ile kazanılan büyük paralar.

Bir kolları siyasette, öbür kolları bürokraside, bir ayakları da tarikatlarda öbür ayakları ticarette..
Dörtlü saç ayağını tam isabetle oturtmuşlar.

İşte bunlar dindarın sahtecileridir.. Zavallı yoksul Müslüman inançlı vatandaşların kanlarını emenler bunlardır. İnanç sömürücüleridir bunlar..
Tarikatçılığın iyice dal budak sardığı Türkiye’de bir de cemaatçilik mesleği müthiş gelişti .Holding sahibi oldu bir çoğu.

Bir lokma, bir hırkayı temel alıp, ilahi dünyasını mana ile zenginleştirmeye adayan eski tasavvuf erbabı sizlere ömür.

Artık bu tezgâhta büyük hacimli ticaret ve etki alanı geniş siyaset var.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ