Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 7,38 / Satış: 7,41
€ EURO → Alış: 8,95 / Satış: 8,98

Temiz Eller Niyetinden Mafya Düzenine

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 23.11.2020
  • 891 kez okundu

Mario Nessi’nin ‘’La Piovra’’(Ahtapot) romanı 80’li-90’lı yıllarda Avrupa’nın birçok ülkelerinde ‘’Mafyaya Karşı Tek Başına’’ adıyla, TV. dizilerine uyarlanarak gösterime sunuldu.10 etap ve 46 seriden oluşan bu dizide mafya tarafından öldürülen polis şefinin yerine genç komiser olan Corrado Cattani’nin karşılaştığı ve yılmadan, cesaretle mücadele ettiği mafyanın kirli yöntemlerini konu alır.

Uyuşturucu, cinayet, haraç, şantaj gibi klasik mafya yöntemlerinden elde edilen kirli paranın aklanması için kurulan yasal finans ve yatırım şirketleriyle elde edilen müthiş sermayenin imkânı ile birçok sorunu çözebilecek güce erişirler.

Komiser Cattani göreve ilk geldiğinde, siyasi erki satın alabilen, hakim ve savcıları para veya şantajla hizaya sokabilen, polislere gözdağı verebilen örgütün yöntemleri karşısında önce afallar daha sonra kendini toparlar ve amansız mücadele eder.

Yukarıda yazdıklarım romandan esinlenerek kurgulanmış. Fakat bu kurgular hakikatlerin yansımalarının özeti gibidir.

Hafızaları tazeleyelim: İtalya’da ‘’temiz eller operasyonu’’ dendiğinde ünlü Antonio Di Pietro,’yu hatırlayacaklardır. İtalya’da aralarında siyasi parti liderlerinden, bürokratlara, büyük şirketlerin yöneticilerine değin binlerce kişinin rüşvet, irtikâp, şantaj, suiistimal vs. gibi suçlarını ortaya çıkarmış ve ceza almalarını sağlamıştı.

Türkiye’ye umut ışığı olmuş ve yıllarca bizlerin de Di Pietro gibi cesur bir süper savcımızın tayin edilmesi ‘’temiz eller operasyonu’’ yapılabilme formülleri üzerinde konuşulmuştu.

Sonuç: Ala Turca; sanki sadece zaman öldürmek için ‘’ temiz eller operasyonu’ ’nu konu etmişliğimizle kaldık.

Bırakın ‘’ellerimizi temizlemeyi’’, sadece ellerimiz değil, tüm vücudumuz kirlendi. Bırakın savcıların hukuka riayet edip cesur davranmalarını, daha da korkuldu ve sinildi.

Gün sonunda elimizde sağ meşrepli siyasetin güdümüyle himaye edilenler ile hapishaneden tahliye edilen mafya başlarının siyasi liderlere akıl almaz biçimde hakaret edip tehdit eder vaziyetler kaldı.

Sağduyu sahibi her insan, bunun nereye evirilebileceğini iyi düşünmek zorundadır. Ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu’na yapılan tehditin nereden ve kimden geldiğine bakılmaksızın, tüm siyasi parti liderlerinin hukuk devleti olmanın refleksiyle derhal tepki vermeleri gerekirdi. Aksi takdirde, son zamanda iktidar partisinin ağzına pelesenk olan ‘’yol olur’’ ifadesi hakikate dönüşür.

Aslında bir bakıma bu yol yıllar önce birkaç defa açılmıştı. Meclis koridorunda uğradığı yumruklu saldırı, Ankara çubukta şehit cenazesinde linç girişiminin faillerinin ceza almamaları, hatta bir kesim tarafından himaye edilip neredeyse kahraman ilan edilmeleri, bu kirli yolu açan zihniyetin tezahürüdür.

Hukuk devleti olmanın esasları kişiye veya partiye göre değişmez. Değişirse kaosa zemin hazırlar. Asalet kaybolur, bayağılık hüküm sürer. Güçlü olan hasmına saldırır. Nerede son bulacağı bilinmeyen felaketlere sebep olur.

Yazıyı kaleme alırken, yine yıllar önce okuduğum Shakespeare’in ünlü Perikles trajedisinde adalet tiradını sizlerle paylaşmak istiyorum..

Hatırladığım kadarıyla ana hatlarıyla mesnetsiz suçlamalar karşısında Perikles, ünlü miğferini çıkarır ve sesini yükseltir: “Hareketlerim, düşüncelerim kadar şereflidir. Asla bayağı bir soyun izlerini taşımadım…”

Perikles bunu söylediği zaman, devletin varlığını tehdit eden günümüzün mafya örgütleri değil, o dönemin gözü dönmüş eşkıyaları vardı ve bunlara karşı savaş açmıştı. Demokrasinin, adaletin dokusunu bozan her hareketin karşısındaydı. Sözlerinde gerçeği arayan mücadelenin cesareti, hareketlerinde bu cesareti güçlendiren ahlakın ısrarı vardı.

Akla durgunluk veren kötülükleri tezgâhladığı günlerde bu savaşa girişmişti: “Adaletin ahlakında oturup susmak değil, inandığı doğrular için mücadele cesareti vardır; devleti yücelten karakter budur” diyordu.

Türkiye uzun yıllardır kötülükler üzerinde kurulan tezgâhların tehlikeleri altında yaşıyor.

Farklı hedefleri olan örgütlerin-çetelerin- tarikatların devleti sardığı gerçeği ve tehlikesini göz ardı edecek zafiyete düşersek, her hareketin gerisinde hukukun, adaletin perişan edildiği ahlak soygunu iştihası peydahlanır.

Meydan onlara kalır. Devleti yücelten ahlak ve karakter kaybolur.

O vakit ne Komiser Cattan’nin ne de Savcı Di Pietro’nun yapabileceği bir şey kalmaz.

Hatta Perikles’in tiratlarında bile bu doku bozukluğu düzelemez.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ