Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 8,12 / Satış: 8,15
€ EURO → Alış: 9,59 / Satış: 9,63

Toplatıldı mı?

Toplatıldı mı?
  • 16.09.2017
  • 1.840 kez okundu

Dağıtımda mı?

Kitapçığın 50 ve 51. sayfalarında yer alan ve Samandağ Saint Simon Manastırı diye verilen fotoğraf, Suriye’den bir manastır kalıntısına ait… Kitapçığın 61. sayfasında yer alan ve İmma Kalesi (Reyhanlı) diye verilen fotoğraf ise Bakras Kalesi’ne (Belen) ait… İki Hataylı Fotoğraf Sanatçısına ait görselleri ise ‘izinsiz’ kullandığı ortaya çıkan Bakanlık imzalı bu Hatay kitapçığında ‘bugün’ neredeyiz?

Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü tarafından 81 İl’e yönelik olarak her sene hazırlanan çok sayıda kitapçık, Türkiye’nin tanıtımına ciddi bir ivme katıyor. Bakanlığa bağlı Genel Müdürlüğün web sitesinde yer alan ve, “Ülkemizin doğal, kültürel ve tarihi değerlerinin yurtiçi ve yurtdışında tanıtımını yaparak dünya seyahat endüstrisinden daha fazla pay almamızı temin edecek tanıtım ve pazarlama politikalarını geliştirmek ve sürdürmek; Türkiye’nin dünya turizm pazarındaki imajının geliştirilerek bir Türkiye markası yaratma yolunda çalışmalar yapmak; ülke içinde kültür ve turizm değerlerimiz konusunda toplumsal bilinç oluşturmak ve seyahat kültürümüzün olgunlaşmasını sağlayacak çalışmalar yürütmek” şeklinde paylaşılan misyon da buna karşılık. Peki, bu misyona uygun olması şartıyla hazırlanan Hatay tanıtım kitapçığının kamuoyuna yansıyan son halinden damlayanların biriktiği yerde oluşan ‘sonuç’ ne oldu? Bilen var mı? Ya da buna dair konuşan!
-KULLANIMDA MI?-
Pazarlama hedefleri içinde, “Türkiye’nin pazar payının ana pazarlarda ve gelişmekte olan pazarlarda artırılması, olgun pazarlarda korunması… Normal koşullar altında toplam ziyaretçi sayısının artırılması… Ülkemize gelen üst gelir grubu ziyaretçilerin payının artırılması… Kişi başı harcamanın ve kalış sürelerinin artırılması… Mevsimselliğin azaltılarak turizm talebinin 12 aya yayılması… Kültür, golf, kış, kongre, yatçılık, şehir, gençlik, sağlık ve eko turizm gibi turizm çeşitlerine yönelik talebin arttırılması… Turizmin bölgelere dengeli dağılımının sağlanması” gibi öncelikleri sıralayan Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılan son kitapçıklardan biri, bilindiği gibi “Mozaik Diyarı Hatay” ismiyle çıkartılan ve toplamda 22 bin adet basılarak Türkiye’nin her yerine dağıtımı sağlanan ‘kitapçık’ oldu.
Ancak, hatırlanacağı gibi, Hatay tanıtımı adına ciddi paralar harcanarak ortaya konan bu emeğin tartışmalı ve sorgulatan kısımları dikkati çekmiş, hatta sayfaları arasında kullanılan belirli sayıdaki fotoğrafın Hataylı bazı fotoğraf sanatçılarına ait olduğu ve izinsiz kullanıldığı ortaya çıkmıştı.
Konunun ya da ‘telif’ hakkı başlığında ilerleyen tartışmaların ne aşamada olduğu ya da söz konusu Hataylı Fotoğraf Sanatçılarına bu anlamda bir ödeme yapılıp yapılmadığı bilinmiyor. Bilinen ve dönülemeyen hatalar noktasında ne yapıldı, işte tam da bu kısım merak ediliyor.
-HATALAR-
Hatay’ın inanç turizmindeki eşsiz yeri tartışılmaz bir gerçek. Ancak bu gerçeğin fotoğrafında ‘net’ bir şekilde durması gereken söz konusu kitapçık, Samandağ Aknehir’de 500 rakımlı bir tepenin zirvesinde yer alan Saint Simon Manastırı’nı karelemek yerine, Suriye’deki Saint Simon Citadel’i paylaşmış. Eldeki denetim ve kontrolün Bakanlık nezdinde elden kaçırıldığının altına da imza atmış! Ancak hatalar bunlarla da kalmamış ve aynı kitapçık içerisinde yer alan ve İmma Kalesi (Reyhanlı) diye verilen fotoğraf da bu halkaya eklenmiş. Çünkü Bakanlık kitapçığının ifade ettiği ve ve İmma Kalesi (Reyhanlı) diye verdiği fotoğraf, Bakras Kalesi’ne (Belen) ait.
Düne dair sorguladığımız eldeki hataların karşılığında bekletilen Hatay adına soralım mı?
-TOPLADIK MI?-
Konuya ilişkin konuştuğumuz, ancak ismini vermek istemeyen bir turizmci, o soruyu herkes adına, hepimiz adına sorarken, şunları söyledi:
“Hatırlıyorum… Haberi okumuştum. Ama devamı gelmedi! Açıkçası merak edenimiz çok oldu. Çünkü bizler tanıtım yapmak için bu kadar koştururken, bize dair bu tanıtımı ‘resmi’ düzeyde üstlenenlerin bu ‘inanılmaz’ hatalar zinciri açık açık ayağa kurşun sıkmaya benziyor. Hani küçük bir matbaada bir iş yaptırmıyorsunuz ya da iş bilmez acemilerle yola çıkmıyorsunuz… Koskoca bir Bakanlık’tan bahsediyoruz ve yapılmaması gereken hatalardan.
İçine baktığınızda Hatay Valisi Erdal Ata ile Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı (Hataylı) Hüseyin Yayman’ın umut veren yazılarını okurken, her şeyin sayfaların sonuna kadar o umutla gitmesini hayal ediyorsunuz, ama olmuyor.
O yüzden sorumuz net, ki sanırım haberiniz de buna dair… Binlerce basılmış ve ciddi miktarda para harcanmış böylesi bir çalışmanın rafa kaldırılıp kaldırılmadığını merak ediyoruz açıkçası. Bizi diğerlerine içindeki hatalarla anlatan bir kitapçık hala ‘tanıtım ayağında’ kullanılıyor mu, işte buna cevap istiyoruz. Çünkü Hatay dünden bugüne çok şey kaybetti. Kaybettiklerini toparlama konusunda ise ne yazık ki hem çok şanssız hem de çok beceriksiz. Garip olan, bu ‘affedilmez’ hataların gündeme taşındığı bir zamanda kalkıp kimsenin ‘ne oluyor kardeşim’ dememesi, biliyor musunuz?
-NE DEMİŞLERDİ?-
Tartışmalı kitapçıkta, hatırlanacağı gibi Hatay adına 2 önemli ismin ‘yazıları’ bulunuyor. Bunlardan biri,
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Hüseyin Yayman. Hatırlayalım mı, Sayın Yayman’ın kaleme aldığı sayfaya eklediklerini?
“Hatay’a dair anlatılabilecek sayısız efsane ve hikâye var. Ama benim de doğup büyüdüğüm bu toprakları anlatmaya başlamak için belki de en doğru kelime, hoşgörüdür. Söz konusu Hatay olduğunda, empati, gelişi güzel seçilmiş bir sözcük olmaz. Çünkü Hatay, 21 yüzyılda bile barışa kardeşliğe aç bir dünyaya, binlerce yıldır, eşine az rastlanır bir hoşgörü dersi vermekte. Hatay’da, binlerce yıldır; Türkü, Arabı, Kürdü, Müslümanı, Hristiyanı, Yahudisi barış içinde yaşıyor. Hatay, birlik ve kardeşlik içinde bir arada yaşama kararlılığına sahip. Bunu, Hatay’ın her sokağında, her insanında hissedersiniz. Hatay, hikâyesi olan bir şehirdir.”
Yazının finali ise daha samimi, daha içten…
“Şimdi size doğup büyüdüğüm, yollarında yürüdüğüm derelerinde yüzdüğüm, hayallerimin şehriye Hatay’ımızın güzellikleriyle baş başa bırakıyorum…”
Hatay Valisi Erdal Ata mı? O da umudunu paylaşmış aynı kitapçık içerisinde ve demiş ki;
“Hatay; Türkiye’nin Ortadoğu’ya, Ortadoğu’nun da Akdeniz’den dünyaya açılan kapısı. Binlerce yıllık tarihiyle medeniyetlere ev sahipliği yapmış yeşilin ve mavinin eşsiz kenti bir tarafta, Amanos Dağları ve yaylaları diğer tarafta, başta Amik Ovası olmak üzere verimli ovaları ile bir doğa cenneti. Zeytini, pamuğu, narenciyesi ile tarımın, demir-çelik üretimi ile sanayinin, kültürel mirasıyla ve daha birçok değerleriyle de turizmin Akdeniz’deki yükselen yıldızı.
Hatay’ın Turizm potansiyeli son derece zengin. Çünkü yörenin turizm potansiyelini besleyen kültürü ve kültürel değerleri alabildiğine yoğun ve geniş. Tarihte sözü edilen 23 medeniyetinin 13’ünün izlerini bu bölgede görmek mümkün. Bu da, Hatay’ın medeniyetler yönünden çok köklü – çok zengin bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Anlatmakla bitiremeyeceğimiz zenginlikleri hakkında bir bilgi bağlamında hazırlanan bu eki ilgilenenlerin faydalanacağı bir çalışma olarak beğeninize sunuyoruz.”
-SÖN SÖZ BİZDEN!-
Son haberimizin finali ile bitirelim mi? Dün dediğimiz gibi; Cevaplar henüz bilinmiyor! Ama bilinen bir şey var ki, olmamış… Yapılan, hiç olmamış! Kent dinamikleri adına kimsenin ’22 bin adet basılan’ bu hatalarla dolu tanıtım çabasına tek bir açıklama bile eklememesi mi? Bakın o da hiç şaşırtmamış…  -Tamer Yazar-

 

Etiketler: / / / / / / / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ