Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,74 / Satış: 5,76
€ EURO → Alış: 6,54 / Satış: 6,56

Trollerin İftira Maskaralığı

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 03.06.2019
  • 391 kez okundu

Teknolojinin bize sunduğu imkânlarla gönüllü veya görevli insanlar tarafından yazılanlar, çizilenler, paylaşılanlar haysiyet linçine, itibar suikastına dönüşürse tepkiniz ne olur?

Siyasal tartışmalarda genellikle sonuç doğuracak nitelikli fikirlerin özü gözden kaçırıldığı için, rakip kişilerin üzerine amansızca abanılıyor hayasızca iftiralar atılıyor.

Tezvirat adeta sıradanlaşan bir hal almış, adımlarını hızlandırarak hedeflerini kalleşçe vuruyor.

Bu ortam iklimi zehirliyor, demokrasi felsefesini ayaklar altına alıyor.

Hedefe konulan şahıslar, demokratik mücadeleyi bir tarafa koyup, müfterilerin ahlaksız labirentlerinde ömür tüketiyorlar.

İftira, tezvirat yargısız infaz gibi terbiyesiz haller, insan ahlakıyla, dini inançlarla bağdaşmadığı gibi, usul ve öz itibarıyla günahtır.

Bazıları tarafından bu günahlara çanak tutan hatta teşvik eden sakat bir siyasi ortam maalesef enerjimizi emiyor, bizi ‘’biz’’ olmaktan alıkoyuyor. Başka bir ‘’biz’’ yaratıyor.

Tabiri caizse düne kadar karşıt siyasi görüşte olanlara, bizim niteliklerine hürmet ve takdirlerimizi sunan saygı hudutlarımız vardı. Bu hududun içerisine art niyet taşıyan kişilerin girişlerine izin verilmez, hudut ihtimamla korunurdu. Sadece hakkını verebilecek insanlara hudut içerisinde görev verilirdi. Rakiplerin haysiyeti, onuru, izzeti nefsi, kendi değerlerini koruduğu kadar önemsenir, centilmence kozlar paylaşılırdı.

Fikirler, düşünceler tartışmaların merkezi olur, bel altı vuruşlara itibar etmeyen bir ahlak disiplini hakim olurdu. Böyle bir ‘’biz’’ her partiden, siyasetin yollarında ağır aksak da olsa yürüyerek demokrasinin ışığını yayma çabasıyla uğraşıyorduk.

Manevi zenginliğimiz olan bu ihtiram, bu hürmet adeta yaşamın değerler haziresinden sökülüp atıldı. Saygı kibrit suyuyla yok edildi. Sevgi melanet denizinde boğduruldu. İşte dünkü ‘’biz’’ bu şekilde mezara konuldu.

Maskaralık, prim yapan meslek kategorisine yükseltilerek, troller orduları türetildi.

Bu maskaralıktan nemalanan koca koca adamlar bugün utanmazlıktan siyasi rant devşirmeyi maharet sayıyorlar.

Kumpaslar, iftiralar, hukuk tanımazlık onları ırgalamıyor, siyasi oy hesabı tüm insani değerlerin üstünde tutuluyor.

İftira dahil her türlü desise elbisesini giymekten imtina etmeyen olduğu sürece bu maskaralık maalesef azarak ve azdırarak devam eder. Siyaset kendi doğallığını yitirir ve bu troller sürüsünün peyki olur. Bundan öte siyaset kendi mecrasında değil, trollerin yarattığı kraterlere sıkışır kalır.

Siyaset trollerden derhal imtihaz olmak zorunda. Aksi takdirde bu çürüme bizi, hepimizi yiyip bitirir. Bizi ‘’biz’’ yapan değerleri yüceltecek manevi iklimi yaratmak özellikle siyasi erklerin öncelikleri olmalıdır.

Çaldılar iddiasının ispatı olmadıkça dillere dolamak ağır bir itham hatta büyük bir iftiradır. ‘’Bunu söylemek zorunda kaldım, çünkü sesimi duyuramıyorum’’ gibi savunma refleksleri; ancak eski deyimle ‘’şüyuu vukuatından da büyük’’ tabiri ile izah edilir. Yani özrü kabahatinden büyüktür. İnsan nefsinin terbiye aldığı hiçbir ortamda bu gibi inkisara tahammül edilemez. Çünkü bu edep dışı davranışın kök salma ihtimali güçlenir. Ve önüne gelen herkes herkesi zan altında bırakacak ithamlarda bulunarak toplumu suç ve suçlu türetir hale getirebilir.

Türkiye’de liderler ellerindeki malzemeyi çok iyi bilirler, çünkü kendileri de aynı malzemeden yapılmışlardır.

Siyasi erkler gerçekten halkı düşünüyorlarsa, “iftira’ ve ‘’itham’ konularında mutlaka ispat etmek zorundalar.

Meşrutiyetin adalet ahlakında üç kelime vardır: “Beraat-ı zimmet asıldır” .Yani; ‘’ İspatsız, sadece iddiaya dayanan hüküm ahlaksızlıktır”.
Devam eder, “müdafaayı dinlemeden verilen hüküm” soysuzdur.

Salt kendi çıkarları açısından bakıp, ülkenin ve toplumun değerlerini linç kültüründen medet ummaları kadar fenalık olamaz.
Sağduyunun taraftarı olmak için yüce insan olmak gerekmiyor. Sade ve haluk olmak yeterlidir.

Asil düşünce yüceliği yanında yer alanlar er geç kıymet kefesinde ağır basacaktır. Müfteri defterleri kabarık olan ahlak cüceleri ise tahrip ettikleri değerlere muhtaç hale gelecekleri günlere çok uzak değildir. Çünkü bu fırtınaların yarattığı dalgalar önüne kattığı her şeyi yutar, götürür.

Bugün başımıza giydirilen en acınası ve iğrenç olan olaylar, yalanların değer yargılarımıza karışıyor olmasıdır.

Güce dayalı kaba ihtiraslar başımıza beladır. Yarı bilmiş siyasilerin, yarı bilmiş medya akımının, yarı bilmiş sosyal medya maydanozlarının bağnazlık ve kötülükler önünde secdeye varmaları utanç verici olmanın yanı sıra, binlerce yıllık ahlak kültürümüzü, edep anlayışımızı, adalet terazimizi tahrip ediyorlar.

Umarım sorumlu ve yetkililer akıllarını başlarına, ellerini vicdanlarına koyarlar.

Maskaralıkla vezir olan yoktur. Lakin maskaralıkla rezil olanları tarih gerçek bir şekilde yazacaktır.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ