Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Üç Silahşor Antakya’mızı Anlatıyor.

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 18.09.2019
  • 496 kez okundu

‘Üslubu beyan, aynıyla insandır’ demiş eskiler. Bir bilge kişi de, ‘Konuş da kim olduğunu anlayayım’ demiş.

İş kaba lafa gelince, mangalda kül bırakmayan tavırları ezelden beri kahramanlık şeklinde algılarız.
Sesin gürlüğünden, tavrın hırçınlığından, üslubun kabalığından fayda bekleyen gaflete düşürürüz kendimizi..
Nezaketin, inceliğin, zarafetin zafiyet sayıldığı coğrafyada ömür tüketiyoruz.

Evde, yolda, kırda-bayırda söylediğimiz sözcükleri tartmadan gözümüzü yumarak ağzımızı açıyoruz. Kelimeleri beynimiz ve kalbimizde terbiye eleğinden süzmeden fırlatıyoruz.
Oysa insanın terbiye dünyasının birinci sınıf davranış kalıbı nezakettir.
Nezaket bir unvan değildir. Herhangi bir ülke kültürünün yarattığı makam da değildir.
Bütün ülkelerin kültürlerinde, nitelikleri ve davranışlarıyla başkalarına örnek olacak etkinlik ve değer kazanmışların erdem hükmüdür.
Yücelik ahlakında insan değerlerinin zarafet ölçüsüdür.
İncelik, hür ve adil bir iradeye sahip olanların gösterdiği takdir ifadesidir. İnsanı insan yapan, uygar bir varlık haline getiren kişilerin, birbirleriyle gönül rızasıyla kullandıkları hitabet kuralıdır.
Nezaket, incelik, zarafet; her bir kavram kendi içinde liyakati takdir eden insan terbiyesinin, hakşinaslığının ve saygınlığın ortak tanımıdır.

Kısaca bu kavramlar, insanın ruhunu yansıtan karakter kimliğidir. Bilgisinin, görgüsünün ve irfanının aynasıdır.

İnsanın parlak zekâsıyla aydınlanan, ahlakının yüceliğiyle parlayan, terbiyenin doruklarıyla yansıyan bu güzel niteliklerin bütün insanlığın aklına, diline ve yüreğine yerleşmesini temenni ediyorum.

Efendim, geçen haftadan süregelen üç silahşorların mecralarına geçiş yapmanın vakti geldi.

İngiliz gazeteci, Valiara’nın Röportajı resmen başladı. İlk rutin soru bana yöneltildi. Önce kendimi tanıtmam istendi.
Efendim ben Elli dört yıl önce Antakya’da doğdum. On dört yaşına kadar memleketimde yaşadım. Aynı yaşta Almanya ‘ya gittim. Orada, on beş yıl boyunca hem okudum, hem de çalıştım. Dolayısıyla Avrupa kültürünün içinde uzun bir süre kaldım. Almanya’da; Alman veya diğer Avrupa kültür yaşam tarzlarının yanında, dünyanın değişik ülkelerinden gelen onlarca etnik yapıyla, inanç kültürüyle karşılaştım. Değişik kökenden gelen insanlarla beraber okudum, beraber dolaştım, beraber çalıştım. Dost oldum, arkadaş oldum. Komşu oldum. Bu arada küçük bir parantez içinde belirteyim, sizin ülkenizden de arkadaşlarım oldu.

On beş yıl süren Almanya yaşantımın ardından yirmi dokuz yaşındayken doğduğum yere kalıcı şekilde geri döndüm. Efendim yaklaşık otuz yıllık evliyim. Bir kız, bir erkek; iki evladım var.

Bir iki saniyelik sessizliğin ardından Valeria, gülümsedi. Belli ki ikinci soruyu sormak için kendini hazırlamıştı.
-Kendinizi tanıttığınız için teşekkürlerimi sunuyorum. Ancak beni biraz meraklandıran, Almanya’da karşılaştığınız insanlarla ilgili fikirlerinizi de soracağım. Yalnız insicamın bozulmaması, konunun dağılmaması için önce Antakya üzerinden söyleşimize devam etmeği yeğliyorum.

Antakya, medeni ve kadim bir şehir. Büyülü bir atmosferi var. Sizin fikir dünyanızda Antakyalı olmayı nasıl tanımlarsınız?

Ah, Bayan Valeria. Aslında hem çok zor, hem de çok kolay bir soru bu. Zor demekteki kastım bir cümle ile Antakyalı olmanın ruhunu anlatamazsınız. Kolaycılığına kaçarsanız, dillere pelesenk olan, üç semavi dinlerin merkezi olma özelliğiyle müstesna bir yer der, geçersiniz. Hakikatte bunların çok ötesi var. Antakya’nın tarih kokan yapısı ile insan dokusu var. Tabiatı ise ayrıca anlatılması gereken bir konu.

Kanımca en önemlisi insanların sevgileriyle, görgüleriyle ve gönülleriyle ilmek ilmek asırlardır dokuduğu ve yarattığı sihirli saygı kültürüdür.

Eğitim kültürünü, genel kültürü, yaşam kültürünü Antakyalı olmanın özelliklerine eklemleyebilirsiniz. Ama bunlar bu şekilde yüzeysel kalır. Tüm bu kavramların, özelliklerin altını güçlendirecek detayları bilmek ve açıklamak lazım.
Zaten bu anlattıklarım, senin antropoloji bilimine şamildir.

Bay İsmail, sizin bana bu kadar yardımcı olacağınızı tahmin etmemiştim. İnanın şu an ben mesleğimin en keyifli anlarından birini yaşıyorum. Doğrusu bana çok kısıtlı cevaplar vereceğinizden, biraz paniklemiştim. Fakat şu an bana kaygılı düşüncelerimin yersiz olduğu hissini yaşatıyorsunuz. Size çok teşekkür ederim.

Eğer size uygun düşerse, ben sorularla sizi herhangi bir şekilde sınırlandırmak istemem. Lütfen siz, görüşlerinizi bizimle arzu ettiğiniz formda paylaşınız. Yalnız, Bay İsmail, bu şehrin derinliklerinde kök salmış Alevilik ile ilgili ayrıca bilgi almak istiyorum.

Bayan Valaria, sizin benden talep ettiğiniz şekilde bildiklerimi elbette paylaşırım. Ama baştan dikkatinizi zaman hususuna çekmek zorundayım. Size istediklerinizi detaylı anlatmam zaman alır. Özet üzerinden gidersem sorularınızın cevaplarının anlam ruhu eksik kalır.

-Bay İsmail lütfen zamanı bizim açımızdan sorun olarak görmeyin. Bizim çok zamanımız var. Önemli olan sizlerin zaman ayırmanız. Biz her açıdan size tabiyiz. Nasıl isterseniz biçimlendirin.

Bu konuşmaların ardından Antakya’mı, gözümün gördüğü, aklımın tuttuğu, gönlümün hissettiği kadarıyla anlatmaya başladım.
(Haftaya Çarşamba devam edecek)
[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ