Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,74 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,37 / Satış: 6,39

Üç Silahşor Bugün Atatürk’ü Yazdı

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 13.11.2019
  • 454 kez okundu

İki hafta önce Cumhuriyetimizin 96. kuruluş yıl dönümüydü. Bin bir mihnetle karşılaşılmış, cesaretle, kanla irfanla yoğrulmuş savaşın sonucunda kazanılmış destanımızın gününü coşkuyla kutlamıştık.

Dört gün önce ise On Kasımdı. O gün bağımsızlığımızın mimarı ve Cumhuriyetimizin banisi Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete irtihalinin 81.yıldönümünde, minnetle, şükranla, hasretle andık.

On Kasım günü sabahın erken saatlerinden itibaren kişisel ve kurumsal iletişim platformlarının tamamının yakınında Ata’sının resimlerinin ve sözlerinin yanı sıra kişisel duygularını yansıtan yoğun paylaşımlar gördüm.

Dünyada eşi bendi olmayan bu sıra dışı devasa sevginin kaynağını ve yoğunluğunu anlatmak kabil değildir. Ne kitaplara sığar ne de kalemler yeter. Sonu olmayan bu sevginin temelinde Anadolu’yu kurtarış mücadelesinden kuruluş aşamasına kadar uzanan zaferin çok ötesi var.

Bir askeri, bir devlet adamını, bir devrimci karakteri; gönlünde vatan aşkının varlığı, millet sevgisinin duygularıyla izah edilemeye çalışılsa da, aslında Cevher çok daha derinlerde yatıyor. Yıllar ötesini görebilme yetisi, birleştirici gücü, bütünleştirici anlayışı; bu cevher damarlarından bazı örnekleridir.

Gelmiş geçmiş en ünlü bilim insanlarını tetkik ettiğimizde; kendi alanlarıyla ilgili bilgiye ve ilgiye mazhar olmuş nice isimleri sayabiliriz. Sosyal bilimlerde, felsefede, dil biliminde, tarihte, matematikte vs. birçok isimleri okumuşuzdur. Sokrates, Kant, Nietzsche, Rousseau, Newton gibiler kulaklarınıza aşinadır.

Keza savaş tarihinin kahramanı olan büyük ve cesur komutanların hayat hikâyelerini öğrendik. Bu hikâyeler arasında Kartalca komutanı Hanibal, Prusya komutanı I.Friedrich Wilhelm, Fransa komutanı Napolyon veya Makedon Kralı büyük İskender gibi isimler gündeme gelir.

Bu Kral ve komutanların tamamı kurulu bir düzenin başına gelmiş veya getirilmiş kişiler. Kimileri Hem Krallık hem de Orduya başkomutanlık eden yetenekli kişiler. Atatürk hepsiyle ilgili kitapları okumuş, kendi bilgileri ile birleştirmiştir.

Atatürk’ü tüm bu komutanlardan ayıran belirgin özelliklerden biri, yoklukların varlıklardan misliyle daha fazla olduğu bir döneme denk gelmiş olmaktır. Üstüne üstlük boynunda idam fermanı vardır. Bunlara rağmen cesaretle birleşmiş kararlılık; dâhiyane strateji ve taktik hesaplarıyla yolunu çizmiştir.

Atatürk’ün dünyada her alanda gerçekleştirdiği adımlar ilklerle bahsedilir. Emperyalizme karşı mücadele eden ilk komutandır. Saltanatı ortadan kaldırıp yerine Cumhuriyet kuran ilk devlet adamıdır. Medeni hakları kadınlarımıza veren ilk mimarıdır. Ekonominin önemini vurgulamak içi iktisat kongresini ilk defa düzenleyen yine O’ dur.
Ümmeti millet; kapı kulunu yurttaş yapan düşünce onundur.

Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk yediden yetmişe kadar her vatandaşın, bir kurtuluş ve kuruluş destanının en büyük kahramanı olarak sadece tarih sayfalarının derinliklerinde değil, sinesinde sevgi ve saygı yumağına sarılıdır.

Tarihi, ilmin ve bilimi rehber eden her bireyin, Atatürk’e olan sevgi ve saygının dünya var oldukça devam edeceğinin farkındadır. Aynı zamanda O’nun vatanı adına yapmış olduğu hizmetleri gelecek nesillere en iyi şekilde anlatması ve öğretilmesinin öneminin de idrakindedir.

Bugün dünyanın geldiği noktada Atatürk’ün devrimlerinin ve ilkelerinin ne kadar da önemli olduğunu daha iyi anlıyoruz.
‘’Yurtta barış, Cihanda barış’’ sözün anlamını anlatmaya gerek yok. Yanı başımızda yaşanan savaşların yaktığı ve yıktığı ocaklara bakmak yeterli.

Atatürk’ü anlayabilmek, onun ilke ve inkılaplarını çok iyi bilmek ve uygulamaktan geçer. Kurduğu Cumhuriyetin manasını çok iyi bilmeliyiz. Cumhuriyetin faziletlerinin kıymetini özümsemeli, canımız kadar aziz kılmalıyız.

İleri görüşler ancak ufkun ötesini görebilen büyük insanlarca saptanır. Sultanların, Padişahların; Diktatörlerin ülkelerine insanlara yaşattıkları zulümleri, keyfi tutumların bedellerin ne kadar ağır olduğunu gören Atatürk, ‘’Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir’’ düsturuyla; soydan soptan, istibdattan gelen yönetim şeklini ret etmiş, yönetim şeklini halk tarafından seçimine sunmuştur.

1938 yılından beri, her 10 Kasım, Ata’mızı kaybetmenin verdiği büyük hüznün yanında, onu daha iyi anlamanın gereğinin ortaya konulması gereken bir gün olarak ta değerlendirilmelidir.

Bizim vazifemiz, aydınlattığı her vatan toprağında ilkeleri ışığında bizlere hedef gösterdiği ‘’muasır medeniyetin üzerine çıkmaya’’ çaba sarf etmektir. O’na ancak o zaman layık olduğumuzu söyleyebiliriz.

Muasır medeniyetin üzerine çıkma hedefinin formülünü de kendisi vermiştir aslında: ’’Hayatta en hakiki mürşit ilimdir’’ İlmin yarattığı nimetler daha müreffeh yaşamımızın anahtarıdır.

Bugün aslında, Üç Silahşorlerle ilgili yazı dizisinin devamını yazmam gerekiyordu. Gelecek haftaya erteledim.
Çünkü söz konusu Atatürk’ün hayatı olunca benim duygularım tarifsiz boyutlara yolculuk yapar. O’na hayranlığım bin kez daha artar. Hassasiyetim katlanır. Gözlerimden yaşlar dökülür. Başka yerlere odaklanamam.

Eşsiz Başkomutan Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve O’nun Silah Arkadaşlarını her gün artan sevgi, minnet ve saygıyla anıyorum. Tüm kahraman Şehitlerimize Allahtan Rahmet diliyorum. Ruhları Şad Olsun.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ