Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Üç Silahşor Hamama Giriyor

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 23.01.2019
  • 423 kez okundu

Hangi mevzu üzerine odaklanırsak odaklanalım, günlük sohbetlerimizin dönüp dolaşarak memleket meselelerinin etrafında şekillenmesi, sıradanlaşması halimizin beyanını yansıtıyor. Siyasetin konuşulmadığı, memleket üzerine ahkâmların kesilmediği bir Allah’ın günü yok. Maşallahımız var, bizim diyar siyasetçi kaynıyor.(!)Doğru dürüst gazete dahi okumayanlar, siyaseti bizlere, bazı hokkabaz hocalar gibi üfleyerek okutmaya çalışıyorlar (!)

Biz üç silahşorların, hokkabazlıklardan ve hokkabazlardan uzak durma gayretimiz devam edecek.

Konuyu dağıtmadan geçen haftanın hamam maceralarına geri dönelim.

Hamamlar genelde beden temizliği ve ruh dinlencesi için ideal yerlerdir. Kültürel ritüellerin kadim merkezlerinin ilk sıralarında yer alırlar. Bizler, Sabri’nin gördüğü rüyanın hayra delaleti için gelmiştik.

Nihayetinde hamamın önünde, hoş duygusallığın eşliğinde hamama Sabri’nin sol ayağını atmasının ardından içeri girdik. İçerisini fazla betimlemeden kısa pasajlarla anlatmaya çalışayım: Tarihin buram buram koktuğunu ilk andan itibaren hissettiren mimari ihtişam göze çarpıyor. Geniş bir antrenin tabanından tavanına kadar Selçuklu-Osmanlı mimarisini andıran yapısı göz alıyor. Yerde taş döşemeler, sathın büyük ölçüde korunmaya özen gösterildiği izlemini veriyor. Soyunma yerleri yerden yaklaşık bir metre yüksekliğinde bir buçuk metre eninde. Antrenin çepe çevresini saracak şekilde yapılmış. Soyunma yerine yarım metre yüksekliğinde kırk santim eninde dikdörtgenimsi taşlar boylamasına konulmuş. Merdiven işlevi gören bu taşların üstüne basarak soyunma yerlerine çıkılıyor.

Her yer açık. Tek bir bakışla herkesin herkesi görebilen bir mekânda kimsenin kendini gizleme lüksü yok. Her kişi tüm çıplaklığıyla ortada. Alınan, verilen nefes bile duyuluyor.

Bu gibi ortamlarda kimseye rahatsızlık vermeden hareket edilmesi gerektiğini içimden geçiriyordum. Cemil ile Sabri’ye; arkadaşlar lütfen burada biraz sessiz olalım. Bakın yurttaşlar buraya yıkanmaya ve kafa dinlemeye gelmişler, bizim gibi. Haklarına riayet edelim, dedim. Hemen ardından gayri ihtiyari ağzımdan ‘’Şecaat arz ederken merd-i kıbtî sirkatin söyler’’ mısrası çıktı.

Abooo, demez olaydım. İki arkadaşımın sözlü çapraz ateşiyle yandım, eridim kül oldum.

Saydırmaya başladılar bana. Sabri daha susmadan, Cemil kastı varmış gibi devamlı üzerime çullandıkça çullandı. Nefes almadan, durmaksızın söylendi. Cemil sanki 40 sene konuşma orucu tutmuşta, şimdi orucunu açmanın ruhsatıyla mitralyöz gibi tarayarak konuştu. Amanın hem de ne konuşma. Bir saniye dahi Hösmedi.

– Sessizlikmiş. Sen ne diyorsun, ne sessizliği, ne hakkı. Burası mahkeme mi? İsmail nereye geldiğimizi bilmoyon mu? Burası hamam kardaş hamam. Hamamda ne olur sana anlatayım da bilgin, kültürün artsın. Cahil kalma. Hamam, adı üzerine hamam. Özgürlüklerin kendine özgü sınırsızlığı var bu kubbeli çatı altında. Burada dışarıda yapamadıklarının çoğunu yaparsın. Dümbelek çalarsın, oynarsın zıplarsın. Zılgıt bile çekersin. Sarma iç yoğurur, yeni fikirler doğurursun.

Bak sana şunu söyleyeyim; Arşimet’i tanıyon mu, tanımıyon mu? Arşimet bir alim. Suyun kaldırma kuvvetini nerede buldu? Hamamda, hamamda, unuttun mu? Ta ilkokuldan beri öğrendik nerede bulduğunu.
-Ne demişti; Eurika, Eurika.(Buldum, Buldum).Avazının çıktığı kadar bağırarak çıpıldak dışarı fırladı. El alem onu önce manyak falan sandı, sonra sakinleşip ne bulduğunu anlatınca, akıllı olduğu ortaya çıktı. Bak şeker kardeşim, burada konuştuğumuz Türkçe bile farklı. Tam Antakye lehçesi konuşulur burda. Süslü cümleler, sokağın bilinmeyen kelimeleri burda sökmez. İçinden geldiği gibi konuşur, içinden geldiği gibi hoplarsın burda. Ama Allah’ını seversen bizim bilmediğimiz, duymadığımız sözler, kelimeler söyleme. Anlamıyok, küfür gibi geliyor bize.

Sabri, Cemile yeter kalan dedi. Sen hele bir soluklan çok heyecanlı konuştun, maazallah kalpten gidersin dedi. Ve çok şükür Cemil biraz hösstü de ben bir anlığına da olsa kurtuldum.

Sabri sazı eline aldı.

-Biz buraya bir bakıma birazda deşarj olmaya geldik. Enerji toplamaya geldik. Üzerimizde biriken yükü atmaya geldik. Bak peştamallarımızı üzerimize çektikten sonra sıcak alana geçeceğiz, orada gevşeyip ter atacağız.

-Tellakların maharetli elleri altında keseleneceğiz. Köpüklü liflerin tenimizi nasıl temizlediğini hissedeceğiz. Biraz sonra bir dünyadan başka bir dünyaya geçiş yapmış olacağız. Hatta masaj bile yaptıracağız bugün. Rüyamdaki memleketin her türlü melanetten kurtulacağını görüp hayra yoruyorum ya. Bu yorum hepimizin hayatında bembeyaz bir sayfa açacak inşallah.

-. Bak hele sen, Cemil’in söylediklerinden üzerine alınma sakın. Zaten hepimizde kalmış yarım akıl. Burada biz bizeyiz. Ne söylenirse aramızda kalır. Ben kimseye bir şey söylemem. Cemil’in ağzını zaten kerpeten bile açmaz.(!) Ama sen de bizim gibi normal davran.

Sadece tatlı bir ricam var. Cemil, senin söylediklerini anlamıyor, ben de anlamıyorum. Hepimizin anlayacağı Antekyece varken sen niye bizim anlamadığımız eski Türkçe cümle kuruyorsun. Hem de hamam gibi mübarek bir mekânda (!)

( Haftaya Çarşamba devam edecek.)

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ