Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,88 / Satış: 5,91
€ EURO → Alış: 6,48 / Satış: 6,51

Üç Silahşor Nihayet Hastaneyi Terk ediyor.

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 17.04.2019
  • 422 kez okundu

Maneviyatta âdemoğlu inanç dünyasındaki saklı hazineyi bulmak için zor kayalıkları, sarp geçitleri aşarak erdem yolunda mücadele sergiler. Maksadı kötülüklerden arınma bahtiyarlığına ulaşmaktır.

Ferasetli insanlar dünyalarında hazımsızlıklara, kine, nefrete, kıskançlığa, fesada, riyakârlığa asla geçit vermezler. Benlikleri arınmış ve halis hislerle yoğuruludur.

Kalplerini akıllarıyla buluşturur, kendilerini ilahi duygulara teslim ederler. Bu teslimiyet ancak ve ancak nefis olarak adlandırılan dünyevi yaşamın, inananın kemale ermesinin en hassas merhalesine vararak mümkün olur. Nefsimizi her türlü hasetlere karşı galebe çalarak elde ederiz. Bu şekilde öz varlığımızın farkına varır, huzur buluruz.

Akıl meleklerimize ve kalbi duygularımıza doğuştan gelen ilkelilikle, derece derece birikimler yükleyerek, hayatı daha da anlamlandırır ve o kadar da olgunlaşıp seçkin bir kimlik kazanırız.

Nefsimizi cevher gibi yontarak sonsuza kadar zarafete büründürebiliriz.

Üç Silahşorlar her birey gibi dünyada maddi mücadeleyle boğuştuğu kadar, manevi dünyanın gönül alan kudretini unutmadan yaşar.

Geçen hafta hastanede yaşananları anımsatmak isterim: Üç silahşorların beyaz çarşafla bedenimizi sararak paparazzilerden kurtulma planım suya düşmüştü. Çünkü bu şeklimle hortlağa benzeyip, bizi görenlerin, akıllarını oynatacak derecede korkuya kapılacaklarını düşünmemiştim. Felaketin daha da büyümesini engellemek maksadıyla Sabri ile Cemil’in bulunduğu odaya bir solukta varmış ve onları durdurmuştum.

Biraz soluklandıktan sonra Sabri ve Cemil’e çarşaflarınızı soyun dedim. Beni çarşaflı halimle gören insanların hepsinin yüreklerine inme indi. Neredeyse kalpleri durdu. Haytleri kurudu.

İnsanlara zarar vermeye hakkımız yok. Başka formül arayışına girmeye de artık lüzum yok. Biz buraya ne şekilde geldiysek, o şekilde çıkacağız. Hatta sosyal medya farelerini ben buraya çağırıp, en iyi açılardan çekim yapmalarını isteyeceğim. Belki de böylesi daha hayırlıdır.

Sabri çok istekli değildi. Cemil ise zaten benimle beraber artist gibi canlı yayınla peştamalla dünyanın dört bir yanında görüntülenmişti. Ha beş dakika daha az, ha beş dakika daha çok. Karizma bir defa çizilmişti. Artık ikincisinin, üçüncüsünün çizilip çizilmemesi bu saatten sonra önemli değildi.

Sabri’nin karizması henüz yerindeydi. Çizdirmesine gönlü varmıyordu. Yahu arkadaşlar, dedi. Siz çizdirdiniz diye ben de çizdirmek zorunda mıyım? Diyerek sitemkâr sordu.

Doğrusu bu soru benim biraz zoruma gitmişti. Cemil’in gözlerine baktım, Cemil sen ne diyorsun şeklinde göz kırpıp sağ elimi yarım açıp vida gibi çevirdim.

Cemil Sabri’ye dönerek; dak haneğin yeri ve zamanı değil. Buradan bir an önce çıkacağız. Bizim sittin senelik karizma gitti. Biz üç silahşor değil miyiz? İyi günde kötü günde, her şart ve ortamda, birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için diye söz vermedik mi?

Bak ben ve İsmail, bu medya maydanozlarının kurbanı olduk. Karizma gitti, bir şey demedik. Sen gökten zembille mi indin? Ne ayrıcalığın var bizden. Bir de sana sorarım üçte iki oranında karizması çizilenler kulübünde, sen üçte bir oranında kalıyorsun. Bak, üçte bir oran pek makbul bir oran değil. Yarın halk, üç ve bir sayıları üzerinden yüzlerce hikâye yazar, üçümüzün de yüzüne çarpar ha? Diyerek Sabri’ye çıkıştı.

Bana bak Sabri ‘cik, dedi Cemil. Hem sen bizim karizma çizilmişken nasıl rahat edeceksin, dostluğa sığar mı? İçin rahat bizimle dolaşabilecek misin? Kısa kes, anca beraber, kanca beraber.
Beni Cemil’in bu nutku karşısında, bir gülme tuttu ki anlatamam. Cemil, hem feylesof, hem matematik hocası, hem de sosyolog hem de biyolog kesilmişti.

İnatçı Sabri, Cemil’in serzeniş içeren söylemi karşısında yumuşadı. Duygusallığı yüzüne yansımıştı. Haklısınız, dedi. Aslında sizin karizmanızın çiziliş sebebi ben oldum. Hamamda çocukça tarzancılık yapma hevesine kapılmasaydım, buraya gelme zorunluluğunuz olmayacaktı. Kendi eşekliğimden hamam gazisi oldum. Sizler ise benim yüzümden medya maydanozlarına meze oldunuz. Şimdi de egoistçe davranıyor, sizleri üzüyorum.

Haydi, arkadaşlar dedi Sabri. Üçümüz kol kola dışarı çıkıyoruz. Kim ne yapmak istiyorsa ardına koymasın, hatta sadece Dünyaya değil, isterlerse Marsa, Venüs’e, Jüpiter’e canlı yayınla üstümüz çıplak filmler göndersin, artık umurumda değil.

Oda kapısını usulca açtım. Üçümüz üstümüz çıpıldak halde kol kola verip dışarıya doğru arşınlamaya başladık. Etrafta bizleri görenler hayretle süzüyordu, delilere bakar gibi gözlerini bize dikmiş, kaçık olduğumuzu hissettiren davranış sergiliyorlardı.

Medya fareleri ise mal bulmuş mağribi misali düğmeye basmış, canlı yayına tekrar başlamışlardı.

Biz üç silahşorlar, Hollywood artistleri gibi kimseyi tınlamadan, düm dük dış kapıya kadar geldik. Kapıyı kovboylar gibi vahşi batı usulüne uygun açtık. Her adımımız, her hareketimiz senkronize şekilde parkta duran arabamıza kadar devam etti.

(Haftaya Çarşamba devam edecek)

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ