Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,71 / Satış: 5,73
€ EURO → Alış: 6,33 / Satış: 6,36

Üç Silahşor Röportaj Hazırlığında İlerliyorlar

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 31.07.2019
  • 329 kez okundu

Cehalet, insanın en büyük hastalıkları arasındadır. Karanlık çehresiyle gerçekleri kapatır. Toplumu bir illet gibi teslim alır. Gelişmesini engeller. Sosyal yaşamı altüst eder. Her fenalığın kaynağı cehalete uzanır.

Cehaleti sadece okullardan alınan diplomalarla yenmek mümkün değildir. Lakin diploma sahibi nice adamlar ortalıkta cirit atıyor. Son günlerde Lozan antlaşması ile ilgili Prof. Ünvanlı Cahil tayfa türedi. Utanmadan, yüzü kızarmadan Lozan’ın bir hezimet olduğunu söyleyebilecek kadar ileri gitti.

Lozan anlaşmasının Türkiye Cumhuriyeti’nin beynelmilel alanda resmen kuruluş senedi olduğunu bilmezden geldi. Bunu bilmeyen her kimse, sadece cahil değil, art niyetli kara cahildir.

Lozan ülkemiz açısından, her bakımdan büyük bir başarıdır. Diplomasi zaferidir. Dönemin en güçlü devletleriyle çetin müzakerelerle elde edilen hak teslimiyetidir. Bağımsızlığımızın bütün değerleriyle tescil edildiği onur vesikasıdır.

Lozan konferansı her türdeki korkutmanın yoğunlaştığı, yüzlerce kurnaz tertibin sergilendiği uluslararası pişkinlik platformunda, başta İnönü olmak üzere bütün Türk delegeleri başarıyla çarpışmış ve alın akıyla bu mücadeleden çıkmasını bilmişlerdir.

Lozan müzakereleri bütün çıkar ve menfaat yollarının kesiştiği noktadır.

Ve tabi ki bu kesişme noktasının koordinatlarını en mükemmel akıl ve strateji ile belirleyen kişi Büyük Atatürk’tür.

Cahillerin, üstün zekâ, mantıklı strateji ve taktiksel manevra ile kazanımların elde edileceği gerçeğini kavrayabilmeleri beklenemez.

Cahiller, hiçbir zaman hakikattin aydınlığından beslenemezler. Hakikatin aydınlığını bilen toplum ise cahillere asla itibar etmez.

İngiliz gazeteci önderliğinde cereyan eden gelişmeler, iki ülke insanlarına yakışır şekilde devam ediyor. Bayan Smith’in üç Silahşorlara takdim ettiği nazik hediyeleri memnuniyetle kabul ettik. Bu jestin Karşısında elbette bizlerin de mukabele etmemiz insanlık icabıdır.

Biz ev sahibi olarak bizlere yurt dışından gelen misafirlere hediye vermek üzere hazırlıklıydık. Elbette bu bizim asli görevlerimiz arasındaydı. Cebimden üç küçük kutu çıkardım. Antakya’mızın motifleri işlenmiş hediye ambalajı ile sarılmış küçük kutucukları teker teker misafirlerimize takdim ettim.

Ardından yanımda bulunan çantamdan yine üç tane orta boy kutu çıkarttım. Bu kutulardan ikisi aynı motiflerle bir ise ayrı renkte ambalajlanmıştı. Bunların aynı renkte olanları bayan misafirlerimize ayrı renkte olanı Bay Garner’e üç Silahşorlar adına takdim ettim. Misafirlerimizin yüzlerinde yerleşen ifadelere bakılınca heyecan ve sevincin yansımalarını okuyabiliyordunuz.

Bayan Smith ve maiyetinde iki arkadaşı teşekkür ederek kutuları açmaya başladılar. Küçük kutuyu önce diplomat Bayan Hilga açtı. Kutunun içinde gümüş boyun zinciri vardı. Zinciri elinizle kaldırdığınızda Nazar boncuğu bir sarkaç gibi asılmış duruyordu. Küçük kutuların üçünde de aynı zincir ve nazar boncuğu düşünmüştük. İkinci kutuyu da yine eli çabuk olan Bayan Hilga açtı. Güneş motifli gümüş bir broş giysilere şıklık vermek için bekliyor gibi duruyordu. İki bayana aynı broş, Bay Garner’e ise Antakya’mızı simgeleyen bir çift kol düğmeleri usulünce verilmişti.

Bayan Smith: Beyler bu nazik jestinizi ömrümüz boyunca unutmayacağız. Bu hediyeleri bizler dostluğun da ötesinde, kardeşlik nişanesi olarak kabul ediyoruz. Hepinize teşekkür ederim.

Bu arada itiraf etmem gereken bir husus var. Ben sizinle diyalog kurmadan önce mütereddittim. Benim sizlerle kurmaya çalışacağım samimi ilişki karşısında nasıl bir reaksiyon vereceğinizi bilmiyordum. Sakın yanlış anlamayınız. Elbette medeni bir davranış sergileyeceğinizden hiçbir şüphem yoktu. Sadece benim sizlerle röportaj yapmamı kabul etmek isteyip istemediğinizle alakalı ince bir tereddüdüm vardı.

Bir hususa daha değinmeme lütfen izin veriniz. Verdiğiniz hediyelerin anlamını çok iyi biliyoruz. Sizlerin nazar boncuğunu her türlü musibetlerden korunması amacıyla çok sevdiğiniz insanlara verdiğinizi biliyoruz. Keza güneş motifinin hangi niyetle verildiğini, bu niyetin hayatınız güneş kadar aydınlık olsun temennilerini taşıdığını da.. Kol düğmeleri samimiyetin ve güvenin ifadesi olarak verilir.

Ardından ekledi: Çok affedesiniz. Lütfen heyecanımı mazur görün. Sizlerden rol çaldım. Hediyelerin anlamını ben değil, sizlerin anlatması daha uygun düşerdi. Bir anda kendimi kaptırdım. Beni mazur görün, lakin ben, sizden biri olarak kendimi gördüm.

Bu sefer Cemil söze daldı: Hiç bir önemi yok. Bizler olayların şekline değil, özüne dikkat ederiz. Şekle takılan ergenliğimiz kırk yıl önceydi. Başka bir tabirle biz kırk yıldır şeklin özün yanında önemsiz olduğunu kavratan yollardan geçtik. Sizler duygu yüklü insanlarsınız. Aynı bizler gibi. Doğrusunu isterseniz bizler de sizler kadar başlarda tereddütlüydük. Sizlerle röportaj yapmayı kabul etmemiz durumunda nelerle karşılaşacağımız sorusunun cevabını arkadaşlarımla aradık.

Şu ana kadar benim izlediğim, iki taraf için de gelinen seviyenin, insani vazifelerin özünü yansıtacak maiyette olduğunu ve memnuniyet ihtiva ettiğini söyleyebilirim.
(Haftaya Çarşamba devam edecek)
İ[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ