Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,76 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,35 / Satış: 6,38

Üç Silahşordan Deli Abit Üzerinden Nasihatler

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 13.03.2019
  • 361 kez okundu

Maziyi biz insanlar, eksik bir değerlendirmeyle sadece ‘geçmiş zaman’ anlarız.

Oysa mazi yaşar, canlıdır; hatta yeni bir gelecek kurmaya ihtiyaç duyulan bütün bilgilerini bizim için olgunlaştırır. Yaşadığımız yoğunluğu hücrelerimizde saklar, ihtiyaç hasıl olunca makul olanı imbiğinden süzerek bize rehberlik eder.

Mazi aynı zamanda hayatın tecrübe terazisidir. Kimi hangi kefeye, nasıl bir kesafetle tartacağımızı öğretir. Dirhemleri adilce yerleştirmemizi öğütler.

Geçen hafta deli Abit’in mazisini yazmıştım. Bugün deli Abit’in iki polis eşliğinde hastaneye geliş hikayesini anlatmaya çalışacağım.

Her gencin reşit bir duruma geleceği hayallerinin önceliklerinde halk dilinde ‘ehliyet’ dediğimiz ‘sürücü belgesi’ sahibi olmanın heyecanı vardır.
Deli Abit yaklaşık kırk yıldır araba kullanır.

Hastane koridorunda karşılaşmamızın sebebinde işte bu ehliyeti nadasa bırakma olduğunu öğrendiğimde ilk çırpıda nasıl reaksiyon göstereceğimi şaşırdım .Bir an sonra kendime geldim. Nasıl yani dedim?

Polis arkadaşlar, benim ve Cemil’in peştamalı komik halimize aldırış etmeden devlet terbiyesi almış olgunlukla, çatlak Abit’le diyalog kurmamıza mani olacak en ufak bir itirazları olmadı. Hatta meraklandığımız bazı sorulara cevap verdikleri gibi sohbetimize de katıldılar.

Ben ve Cemil’in peştamallı halimizi yedi düvele servis eden sosyal medya fenomenleri hastanenin dış kısmında bulunan kantinde çay-kahve keyfine dalmışlardı. Bizim deli Abit ve polis arkadaşlarla olan konuşmamızı fark etmemişlerdi. Fark etmiş olsalardı, kim bilir, belki bu ehliyet kaptırma meselesini de canlı canlı dünyaya yayabilirlerdi.

Polis arkadaşlar önce korkumuzu gideren açıklamayı yaptılar; telaşlanacak bir şey yok. Arkadaşınız trafik uygulamasında alkollü çıktı, dediler. Üflediği aygıttan çıkan sonuçlarına ısrarla itiraz ettiği ve buraya gelerek kan tahlili ile alkol sonucunu öğrenmek istediğini, söylediler.

Cemil, bir taraftan polis arkadaşları dinliyor, öbür taraftan Sabri’nin taburcu olma işlemlerini yapacak doktoru yanımızdan geçen hemşirelere soruyordu.

Ben tüm dikkatimle çatlak Abit’in yaptığı affedilmez kusura odaklanmıştım. Ne demekti şimdi alkollü araç kullanmak. Oysa yıllardan beri alkollü araç kullanmanın telafi edilemez günahını her fırsatta akrabalara, arkadaşlara ortamda bulunan her kese anlatıp duruyordum. Lakin deli Abit’e en az on kat daha fazla telkinde bulunmuştum.

En kısa yoldan şu ilkeyi hatırlatıyordum: Alkol alacaksan araç kullanma, araç kullanacaksan alkol kullanma. Alkollü araç kullanmanın tüm dünyada büyük tehlike olduğunu bilmeyen hiçbir insan yoktur.

Formül çok basit; Ya içtiğiniz mekandan yaya çıkacaksınız, ya da ticari taksi ile varmak istediğiniz yere gideceksiniz.

Ben düşüncelerimi dile getirdikten sonra, polis arkadaşlar almış oldukları eğitimin hakkını veren üslubu ile ders niteliğinde bilgi vermeye başladılar: ‘‘Efendim biz teşkilat olarak, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini korumakla yükümlüyüz. Gece-gündüz uygulamaları vatandaşlarımızın güvenliğini sarsacak her türlü musibetlerden korumak için eğitildik. Bu musibetlerin bir kolu da alkollü araç kullanmaktır. Biz alkollü araç kullananların rakamlarını her hafta kamuoyuyla paylaşıyoruz. Alkollü araç kullanmanın tehlikelerini de teknolojinin imkanlarıyla her ortamda vatandaşlarımızı bilgilendiriyoruz. Lütfen alkollü araç kullanmayınız.’

Doğru söze ne denir, tabi ki şapka çıkarılır.

Deli Abit’e döndüm ve sordum, sen alkollü araç kullanmanın sakıncalarını bilmiyor musun?
Abit’te alkolün etkisi biraz azalmış görünüyordu, mahcup olduğunu hissettiren hareketle başını öne eğdi. Bir kaç dakika önce gülen Abit gitmiş yerine pişmanlık duygusu ile sarılmış başka bir Abit gelmiş gibiydi. Haklısın İsmail dedi. Kusurluyum, bir daha tövbe olmayacak dedi.

Bak Abit, alkolden dolayı ehliyetinin alınmasına aslında sevindiğimi sana açıkça söylemeliyim. Böylesi aslında bir çok açıdan iyi oldu. Birincisi Allah korusun; alkollüyken bir kazaya sebebiyet vermiş olsaydın nice olurdu halin?
Ya karşı tarafın hali ne olurdu? Allah muhafaza, eğer ölüme veya yaralanmaya sebep olacak bir vaka yaşansaydı, vicdanen bunu nasıl taşıyacaktın? Ne sen ,ne de böyle bir musibete sebebiyet veren hiçbir Allah kulu, ne vicdan vahasında, ne hukuk dünyasında huzur bulamaz. Masum insanların hayatını kararttığın gibi hem kendi hayatını hem de sevdiklerinin hayatını zindan edersin.

Cemil bu süre zarfında Sabri’nin taburcu olma prosedürlerini bitirmiş, eve gitmemiz için her şeyin hazır olduğunu söyledi.

Abit ile olanlar olmuştu. Her olaydan bir ders çıkarmak insanlara özgüdür.

Atalarımız; ‘’bir musibet bin nasihatten evladır’ demişler.

Çatlak Abit nasihatten ders çıkarmamış, ama musibetten dersini aldığını umuyorum.

(Haftaya deli Abit ehliyeti nerede ve nasıl ‘emanete’ verdirdiğini heyecanla ve pişmanlıkla anlatıyor)

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ