Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,12 / Satış: 6,14
€ EURO → Alış: 6,64 / Satış: 6,66

Üç Silahşorlar: İçimiz Yandı.

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 12.02.2020
  • 670 kez okundu

Hikâyelerimiz, masallarımız, şarkı ve türkülerimizin içerikleri yaşanmışlarımız üzerine dile gelir.
Dolu, dolu aşk, sevgi vardır kuşkusuz.

Hicran, gurbet, firkat yoksulluk, yoksuzluk; alabildiğince söylenir.

Acı ve kederin bin bir hali çığırılır yanık seslerle. Yüreklerimize iner hüzünlü duygular. Sazın teline dokundukça içimizi sızı kaplar.

Arkadaş olarak duygudaştık. Dost olarak sırdaştık. Komşu olarak yardımdaştık, misafir olarak ta gönüldaş..

Kısaca, insan olarak her yerde paydaştık.

Ta ki siyaset virüsleriyle doldurulmuş ideolojiler içimizi zehirleyene kadar.

İdeoloji denilen illet önce bizi kamplara ayırdı. İnsani değerlerimizi elimizden aldı. Yetmedi bölük bölük böldü. İnanan, inanmayan gurubuna girmeye zorladı. Bununla da kalmadı; sevgimizi çaldı, yerine kin ve nefret tohumu serpti.

Tohumlar büyüdü, büyüdü memleketi zehirledi.

En sonunda elimizdeki ekmeğe göz dikti. Fakirliğe ve açlığa mahkûm etti. Çaresizliğin zindanına kilitledi.

Acılarla yüklenmiş omuzlar bu ağırlığa dayanamadı.

Yoksulluk ve yoksuzluğun sebep olduğu vakalar intiharlara kadar getirdi bizleri.
Bu intihar eyleminden birisi de geçen hafta Antakya’mızda oldu. Çocuklarının açlığına çare bulamayan bir Baba kendini Valilik binasının önünde yaktı, canına kıydı. Allah rahmet eylesin.

İçimiz yandı. Yüreğimiz kavruldu. Ne yazarsak yazalım, ne söylersek söyleyelim ateş düştüğü yeri yakıyor.

Fakat bizleri bu noktaya getiren ideoloji baronlarının müesses temsilcilerinin majör hatalarına rağmen, iktidarda kalma hırsları yüzünden korkarım daha çok canlarımız yanacak.

İnsanların aç, biilaç, sefil olduğunu Mısır’da sağır Sultan duyuyor, Fizan’dan kör aza görüyor. Ama ve lakin sorumlulardan hiç bir Allah’ın kulu oralı bile olmuyor. İnsanlarımızı bu hadde getirenlerin kalpleri kör, vicdanları sağır ve umursamaz tavır içindeler.

İç dünyamızı sarsan bu elim olay, toplumumuzun tahammül sınırının son kertesini de aştığı uyarısı veriyor.
Her can kutsaldır. Canların insanca yaşayamamasının vebali, hukuken de, vicdanen de ülkeyi yöneten siyasilerin boynundadır.

Aman, bu son olsun.

Efendim, vicdanımızı sarsan olayların bir daha yaşanmaması dileği ile geçen hafta kaldığımız yerden devam edelim.

Saatlerce konuşuyorduk. Röportajın formatından çıkmış, karşılıklı muhabbetin sıcak havası kendini gözlerimizden belli ediyordu. Alışılmışın çok ötesine geçmiştik. Sözler kehribar gibi dökülüyordu. Hem Cemil, Sabri ve ben, hem Valaria, Keewan ve Hilga memnunduk. Ara sıra Cemil her zamanki gibi zıpırlığı kimseye kaptırmıyor, Sabri’yle beraber bana takılıyordu.

Tatlı takılmalar da hayatımızı şenlendiren ve renklendiren vaziyetlerdendi.

Büyük tasavvuf üstadı Yunus Emre’mizden bahsetmiştim. Şimdi ise Mevlana Celaleddin Rumi’ye değinecektim. Çünkü edep ve edebiyatı bir araya getiren evrensel insan hazinemizdir. Tıpkı çağdaşı Hünkâr Hacı Bektaşi Veli gibi.

Aslında büyük evliyalarımızı birkaç sayfada anlatmak imkânsız. Zaman elverirse Hünkâr Hacı Bektaşi Veli’ye de değinirim dedim.

Bayan Hilga, pek memnun olurum. Şu an sizden bir ricada bulunsam yerine getirir misiniz?
Tabii efendim dedim.

Mevlana’nın kadınlara bakış açısını ve fikirlerini anlatabilir misiniz? Çok merak ediyorum.

İçimden, son zamanlarda aldığım en mükemmel rica buydu dedim. Çünkü son zamanlarda din adamı, tarikat şeyhi gibi sıfatlarla şarlatanlık yaparak, kadınlar üzerinden fetvalar veren yobazların ipliğini tekrar pazara çıkarma fırsatı geçti.
Mevlana’nın ilmi ve manevi şahsiyetiyle kadınlara karşı hürmetini anlatmaya başladım.

Efendim, Mevlana’nın hitap kitlesi bir bütün olarak insanlıktır. Ona göre kötü insan yoktur, eğitilmemiş ve yetiştirilmemiş fertler vardır. Her beşer şaşabilir. Önemli olan şaşkınlığı önlemektir. Gönülleri teskin ve tedavi etmeye kendini adamıştır.
Gel, gel, ne olursan ol yine gel/ İster Kâfir, ister Mecusi, ister puta tapan ol, yine gel
Bizim dergâhımız, ümitsizlik dergâhı değildir
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel…

Ama kadınlara ayrı değer verirdi. Erkeklerin kadınlar olmadan yarım varlık olduğunu anlatmıştır. ‘’Erkek, ancak kadınla beraberken tam varlık olur’’.

(Haftaya Çarşamba devam edecek)
[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ