Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,43 / Satış: 6,46
€ EURO → Alış: 7,08 / Satış: 7,11

Üç Silahşorlar: Kelimelerin Gücü

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 05.02.2020
  • 868 kez okundu

Düşüncesizce, saygıyı aşan üslupta bağıran-çağıran birilerini görünce tepkiniz ne olur?

Düzeysizlik, Terbiyesizlik, Hadsizlik karşısında akli selim birey uzak durmak ister. Bir tarafta sosyal medya yazı içeriklerinde, öte tarafta görsel medyada tartışma programlarında kalite, maalesef işportaya bile rahmet okutacak şekle geldi.

Kişisel menfaat hırsı ve birilerine yaranma yarışı toplumun değer yargılarını tarumar ediyor.

Gün geçtikçe bizi içten içe çürütmeye odaklı yayınların, yazıların ve paylaşımların ardı arkası kesilmiyor. Saygı, hürmet gibi değerlerin yerine hırçınlık, kabalık gibi utanç verici davranışlar, neredeyse vaka-ı adiye gibi sunuluyor.

İnsan karakterinin hassas niteliklerinden bağını koparmışçasına hemen hemen her gün ekranda arz-ı endam buyuruyorlar. Vizyon derinliği ve bilgileriyle seyircilerin fikir dünyasını zenginleştirecekleri yere, saldırgan tavırlarıyla hakarete varan söylemleriyle alçalıyorlar.

Ekrana çıkan da, çıkaran da ahlaki değerlerle nefis terbiyesinin yüceliğinin idrakini taşımalı.

Her yetişkin bireyin ,cesaret ile cüreti birbirinden ayıran nüansların bilincinde olması gerekir.

Cesaret, terbiye niteliğidir. Yiğitlik, bir cesaret unvanıdır. Sahibine gurur verir.

Cüret, cahillikle sorumsuzluğun kararttığı gözdür. Bünyesinde hadsizliğin unvanına rastlanır. Sahibini alçaltır.

İster tartışma programları olsun ister sosyal medya içerikleri olsun karşılıklı ilişkilerde adalet hissinden makul ve disiplinli düzeyden uzaklaşılmışsa, seviye dengesi bozulur.

‘’Hiddet”, “Hakaret” ve “Saldırı” üçlüsünün ilkesizliği başlar.

Hiddetle makul irade oluşmaz. Hakaretle bir yere varılmaz. Saldırıdan kahramanlık çıkmaz.

Bu üçlünün toplamından çıksa, çıksa; densizlik çıkar, seviyesizlik çıkar, düzeysizlik çıkar.

Başımızı iki avcumuzun arasına koyup düşünelim; ülkemizde nice yüksek kalitede fikir deryaları varken, neden kendilerini kontrol etmekten aciz, bağırmayı marifet adeden, nezaketsiz ve çapsız bazı kişiler ekrana çıkarılır?

Aklını ipotek ettirmeyen her bireyin vereceği cevaplar çok farlı değildir. Lakin kullanışlı kişiler, rant yarışından bir şeyler koparmaya gayret ediyorlar.

Rant uğruna değer yargıları, bu gibi kişilerin umurlarında olmaz.

Efendim Üç Silahşörlerde geçen hafta insanın insana her zaman ihtiyacı olduğundan bahsetmiştim. Bayan Hilga, Babasının dostundan gördüğü yardımdan bahsetmiş, yaşadığı bir hikayeyi bizlere anlatmıştı.
dostluğun ortak evrensel yücelik olduğunu söylemiştim.

Devamında, dostlukların kurulmasında ve korunmasında sözlerin, kelimelerin önemimi anlatmaya çalıştım.

Bazı sözler çok etkileyicidir. Tek bir cümle bazen bizi duygulandırır. Bazen coşturur. Bazen kaygılandırır.
Çünkü İnsanoğlunun ağzından dökülen her sözcük müthiş bir enerjidir.

‘’Söz ola kese savaşı söz ola kestire başı. Söz ola ağılı aşı bal ile yağ ede bir söz’’ Büyük Mutasavvıf Yunus Emre’ sözün etkisinden sekiz asır kadar önce bahsetmiş. dediğim anda , Cemil doğru söylüyorsun da…Misafirlerimiz eski şiirleri, deyimleri anlamaz sen günümüz Türkçesine çevir.

Ha ha diye atıldı Sabri, Cemil’e dönüp, anlıyorsan sen Türkçeye çevir.

Bayan Valeria tatlı didişmelerden hoşlanmış bir edayla, beyler dedi, medeni tartışmalarınıza bayılıyorum. Her cümlenin sonunda söyleyecek bir şeyleriniz mutlaka oluyor. Bazen ciddi bazen mizahla harmanladığınız açıklamalar hoşuma gidiyor.

Çok haklısın Valaria dedim. Yirmi beş yıldır aynı takılmalar, aynı didişmeler aynı mizah hiç değişmedi. Kelime henüz daha ağzımızdan çıkmadan birbirimize nasıl bir tepki vereceğimizi biliyoruz. Bunun için kasten Yunus Emre’nin şiirini eski Türkçe okudum. Cemil’in de Sabri’nin nasıl karşılayacaklarını biliyorum. Uzatmadan günümüz Türkçesini açıklayayım: ‘’Söz vardır, savaşı bitirir. Söz vardı baş kestirir’’.’’ Söz vardır zehirler aşı. Söz vardır yağ ile bal eder.’’

Sözlerin ne kadar önemli olduğunu on üçüncü yüzyılda Yunus’umuz yazmıştı. Onun nice eserleri var .Herkese tavsiye ederim. Ahlak terbiyesini, sevginin yüceliğini, insanın eşrefini, dünyada daha iyi şiirlerinde bu ihtişamla anlatan bulanmaz.

Cemil öğretmenlikten gelen birikimle adeta içini dökercesine; ‘’bizde çok zengin bir edebiyat hazinesi var fakat bundan birçoğumuz farkında değil.’’
Haklısın Cemil dedim; İngilizlerin Shakespeare’i, Almanların Goethe’si, Fransızların Voltair’i Rusların Puşkin’i var.  Bunlar dünya yazı sanatının en meşhurlarından sayılıyor ve tüm dünya tanıyor. Kendi ülkelerinin ve dünyanın edebiyat dehaları bunlar.

Bu kelime sanatçılarından çok önce bizim Yunus Emre’miz eşsiz kelimeler yaratmıştı. Yanlış anlaşılmasın hiçbir büyük üstadı başkasıyla karşılaştırma gibi düşüncem olamaz, ben sadece bizim topraklarda müthiş kelam ustalarının varlığına dikkat çekmek istemiştim. Mesela Yunus Emre’nin çağında yaşamış bir büyük dehamızdan Mevlana Celaleddin Rumi’nin emsalsiz Rubailerine değinmeden edemem.’’

İngiliz misafirlerimiz, böyle mevzuların geleceğini hiç beklemiyorlardı. Doğrusu hiç birimiz bu denli çeşitli alanları kapsayan konulara gireceğimizi düşünmemiştik. Defalarca ana konumuz Antakya ve yaşayanlar üzerinde konuşmamız yarım kalmış, daldan, dala, mevzudan, mevzuya atlamıştık.

Haftaya Mevlana Celaleddin Rumi’ye değindikten sonra Antakya Aleviliğini anlatacağım.

Haftaya Çarşamba devam edecek)
[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ