Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,84 / Satış: 6,86
€ EURO → Alış: 7,68 / Satış: 7,71

Üç silahşorlar: Sosyal Medya Yozlaşması

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 11.03.2020
  • 764 kez okundu

Eminim birçoğumuz kamuoyunu bilgi veya haber vermeyi amaçlayan profesyonelleşmiş kişi/gurupların, sosyal veya siyasi hayatımıza kattıklarını izliyorsunuzdur.

Sosyal medya denilen uçsuz bucaksız yazı-görsel denizinde kaybolmamak veya etkilenmemek için insanın serabral korteksinin sağlıklı olması şart.

Çünkü bu denizin içinde kasıtlı/kasıtsız akıtılan saysız bilgi kirliliği, yanıltıcı görseller sınır tanımıyor. Mantık ve matematiksel kodlarla yazılmış yüksek teknolojinin içinde düzeysizlik, hadsizlik, görgüsüzlük epey yaygın.

Aklımızla alay edermiş gibi, çelişkilerle dolu yazılar, yönlendirme odaklı bilgiseller, yanıltma maksatlı görseller sıradan vaka gibi her gün karşımıza geliyor.

Tabii bu tür yazın ve görsel denize gönüllü dalıp etki altında kalan kitleler az değil. Enteresan olan bu kitleler içinde bizim ‘’okumuş’’ dediğimiz yüksek okul bitirmiş insanların azımsanmayacak kadar çokluğudur.

Sosyal medyada okunan, görünen herhangi sayfanın içeriğinin doğruluğunu incelemeden/bilmeden, sorgusuz/sualsiz direkt paylaşılması, bilginin/belgenin önemini kavrama zaafımızı gösteriyor.

Her fırsatta kendi kendime; insanı bilginin inanılmaz diyarlarına fırlatan akıl dolu teknoloji çağının hayatlarımızda bırakması gereken böylesine kirli tortular olmamalıydı, derim.

Bu kirli tortunun paçalarından dedikodu, önyargı, karalama akıyor.

Sosyal medyada bazıları kendine sanal bir cephe kurmuş. Başkalarının hayat tarzına müdahale edenlerden tutun da, kendini ‘’fasulye gibi nimetten’’ sayan muhterislere varana dek; kokuşmuş egosuyla tavan yapan ‘’asla yanılmadığını’’ iddia edenlere kadar, çok yönlü, çok hedefli zatlar, her dakika kendi kendilerini suluyorlar.

Gerçek bilgiyle kafa yorma yerine göz doyurmayı yeğleyen bu kıtlıkla, fikir ve eleştirinin yerine tarafa duyulan ucuz kalıplarla bol keseden inanç ambalajlı, ahlak soslu sözde yorumlayıcı sıfatıyla niceleri fink atıyor.

Fıldır fıldır dönen gözler eşliğinde taraftarlarına ‘’marifetler’’ bahşeden profesyoneller, bu eğilimlerini ve enerjilerini müspet bilime, adalete, sosyal bütünlüğe verselerdi; hayat daha az gerilimli, daha çok huzurlu ve verimli olabilirdi.

Efendim üç silahşorların iki hafta önceden kalan serüven yazısına bugün devam ediyoruz.

Hayat zaman zaman sırtını çevirir bizlere, bazen ise yüzünü. Akışını değiştirmeye gücü yetmez insanın. Nasip der geçeriz. Üç silahşorların İngiliz misafirlerle buluşması da nasipten payımıza düşmüş. Klasik röportajın ötesine geçip dostluk kurmakta nasibimizde varmış. Nereden nereye aktı mevzular. Ya zaman.. Ömrümüzün ölçüsü olan zaman
durmadan akmıştı, bizler farkına varmadan akşam olmuş karanlık basmak üzereydi.

Cemil bana baktı, bugünlük bu kadar der gibi ifade okunuyordu bakışlarında. Sabri de aynı fikirde olduğunu tahmin ettim. İngiliz misafirlere; “geç oldu isterseniz bugünlük bu kadar yeter, uygun görürseniz yarın devam edelim’’ dedim.  Keaween’in gülümseyerek memnuniyetini belli etti. Bayan Hilga da isabetli olur derken, Bayan Valeria da tasdik etti.

Saate baktım; yediyi çeyrek geçiyordu. Yaklaşık altı buçuk saattir konuşuyorduk. Eften püften konuşulmadığı zaman insan, bu kadar zaman diliminde yoruluyordu.

Sabri ayağa kalktı. ‘’Dinlenme vakti geldi. Doğrusunu söylemek gerekirse ben yorgun düştüm. Konsantrasyonum dağıldı. Yarın arzu ettiğiniz bir saatte devam edebiliriz.’’ dedi.

Bayan Valeria, ‘’Pek tabi ki olur. Bizim vakitle ilgili sınırlamamız yok. Dönüş biletlerimizi rezerve etmedik. Bizim için önemli olan sizin uygunluğunuz’’ dedi.

Değerli arkadaşlara birkaç söz söyleyip dinlenmeye çekilmeği düşünüyordum ki, Bayan Hilga’nın akşam yemeğine davet teklifiyle karşılaştık.

Benim katılım göstermem mümkün değildi. Çünkü evime her zaman olduğu gibi geç olmadan gitmem gerekiyordu. Eşime geleceğimi söylemiştim.

Bayan Hilga’ya teşekkür edip, eşimin beni evde beklediğini söyledim. Cemil ve Sabri’nin de aynı gerekçelerle teşekkür ettiler.

Bayan Valeria üçümüze atfen; ‘’Eşlerinize saygılı tavrınızı takdir ediyorum. Eğer sizler için bir mani teşkil etmezse eşlerinizle tanışmak istiyorum’’ cümlesini duyduk hepimiz.

Pek tabii neden olmasın, cevabını verdik.

O zaman yarın öğlen saat birde kaldığımız yerden devam edelim. Akşama hepinizi saat sekizde sizlerin arzu ettiğiniz Restoran’a davetimi lütfen kabul buyurun.

Tabii efendim Teşekkür ederek dışarıya otomobillerimize doğru yürümeye başladık.

Haftaya Çarşamba devam edecek)

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ