Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,76 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,35 / Satış: 6,38

Üç Silahşorlar ve Antakya Mitolojisi

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 02.10.2019
  • 597 kez okundu

Güven duygusunun olmadığı bir hayatın çizgisinin nasıl olabileceğini hiç düşündünüz mü?
Karşılıklı güven olmadan dünyevi işlevlerimizi nasıl çözümleriz? Çözümlerin birinci kuralı güven duygusudur.

Söz gelimi bir hasta, doktoruna güven duymadan kendini ameliyat masasına yatırmaz. Sporcu, teknik direktörüne güvenmezse performans göstermez. Müşteri güvenmezse esnaftan ürün almaz.

Ama dünya her zaman sütliman değildir. Güven duygusunun kıyıldığı sayısız örnekler var.
Okuyucusunu yalan haberlerle yanıltan basın kuruluşu, vatandaşlarını aldatarak oy avcılığı yapan siyaset tayfası; güveni suiistimal eden örnekler arasında sayabiliriz.

Her ortam ve her şartta, güven, en değerli anahtardır.
Samimi sözlerin bitmediği yerlerde güven çok daha anlam bulur.

Samimiyetin şüphecilik tarafından kemirilmeden, karşılıklı güvenin yerini kötücül düşüncelere bıraktırmadan, şafak tadında ilerleyebilmek âdemoğlu için esas olmalı.

Bir arada yaşama idealinin dayanışma köprüleri, güven duygularının harcı ile karılır. İnsan ilişkilerinin hakiki provaları karşılıklı güven duygularıyla yapılır. İnsanların birbirlerini önemsemesini sağlar.

Karşılıklı güven yoksa hayatın seviyesi de yoktur.

Üç silahşorlar, karşılıklı güven duygularının verdiği gücün bilinci ile dostluk köprüleri kuruyor.
Efendim geçen hafta Bayan Valaria’ya Antakya’mız ile ilgili söyleşi sırasında Sabri, unuttuğum bazı bilgileri yansıtmamda yardım etmişti.

Antakya zarafetin timsali kadın kimliği ile özdeşleşmiş. Sadece doğunun Kraliçesi payesi ile değil, bereket tanrıçası Thyke’de bu toprağın sembolüydü. Defne ise başlı başına romantik aşkların mistik kokusuydu.

Hayata huzur veren her dokunuşta, Antakya’nın özellikleri kalıplara sığmayarak taşıyordu.

Bayan Valeria’ya bunları anlatırken, Cemil benim de ilave anlatacağım bir cümle var dedi: Bereket tanrıçası Thyke’den bahsederken iki nüansa dikkat çekmek isterim. Birincisi, Thyke sadece bereket tanrıçası değil aynı zamanda huzur tanrıçası ve şans tanrıçası olarak nitelendirilir. İkincisi Thyke heykelinin orijinali Vatikan müzesinde sergileniyor.

Mitolojide, Antakya’nın kaderini ve şansını belirlediğine inanılmıştır.

Bu zaviyeden yola çıkacak olursak anlatımlarımız klasik biçimin çok ötesine evirilecek gözüküyordu. Çünkü doğaçlama anlatımlarda aklımıza gelenleri söylerken, deyim yerindeyse ’’laf, lafı açıyordu’’. Sürekli daha derinliklere ineceğimizi hissediyordum. Fakat çok derinlere inersek söyleşinin günler alacağı muhakkaktı.

Bayan Valeria’ya hitaben; anlatımlarımızı özenle detaylandırmak taraftarıyız, fakat çok derinlere inersek söyleşimiz günler alır. Bunun için isterseniz mitoloji tarihini burada noktalayalım. Tarihin diğer olaylarına bakalım.
Evet, beyler, Hristiyanlığın ilk anıldığı yerin Antakya olduğunu tüm dünya tarih kitaplarından biliyor. Sizin ağzınızdan bu tarihi dinlemek isterim.

Sabri hafif bir tebessüm eşliğinde Cemil’e; bu sorunun cevabını en kapsamlı şekilde sen verebilirsin dercesine başıyla işaret etti. Lakin Hristiyanlık ile ilgili tarihi Hristiyan olan Cemil kardeşimizin anlatması daha isabetliydi.

Cemil; kendimi okul sınavında sözlüye kaldırılmış gibi hissediyorum. Ben size bu tarihi anlatacağım, ama bir şartım var. Anlatımımdan sonra performansımı ölçebilmem için bana, ders notu gibi on üzerinden not verirseniz anlatırım.

Başta Valeria olmak üzere hepimizi Cemil’in espritüel yaklaşımı neşelendirmişti,

Bayan Valeria Cemil’e cevaben: Estağfurullah Cemil Bey, size not vermek ne haddimize. Siz performans notunuzu hayatın içinden çok yüksek ve peşin almışsınız.

Zaten hepiniz üstün notlar aldığınız için burada bir arada bulunuyoruz.

Doğrusu Bayan Valeria’nın felsefeyle yoğrulmuş, gönül yücelten ifade şekli üçümüzü duygulandırmıştı.

Cemil masada duran bardaktan bir yudum su içti ve anlatmaya başladı: Bana öğretilen ve aklımda kaldığı kadar, Antakya kuruluşundan yaklaşık 370 sene sonra M.Ö. 64 te Roma İmparatorluğuna katıldı ve İmparatorluğun Suriye coğrafyasının başkenti oldu. Antakya Roma İmparatorluğuna katıldığı dönemlerde Hristiyanlık ortaya çıkmıştı. Malumunuz ilk Kudüs’te doğdu Hristiyanlık. Buna karşın Antakya’da yayıldı ve ilk Hristiyan kelimesi Antakya’da telaffuz edildi. Yani Hristiyanlığın isminin babası Antakya’dır. Yayılması da bu topraklarda başlar. İlk kilise burada kullanıldı.
Cemil sınıfın en çalışkan öğrencilerini imrendirecek yüksek bir düzeyde anlatıyordu. Konuya doğal olarak vakıftı. Anlatırken hepimizi mutlu bir duygu bulutu sarmış gibi cümlelerini keyifle dinliyorduk.

(Haftaya Çarşamba devam edecek)
[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ