Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Üç Silahşorlardan Biri Hamamda Tarzancılık Oynuyor

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 13.02.2019
  • 425 kez okundu

Yaşamımızı dolduran üzüntülere karşın bazı zamanlar ani bir sevinç alevi fışkırır.

Biz bu yaşam tecrübesine kısaca her işte bir hayır vardır diyoruz. Bazen üzüntülerimize sebebiyet veren bir durumla karşılaştığımızda, belki de o üzüntü, muhtemel derin olumsuzlukların koruyucu kabuğudur.

Aşağıda okuyacağınız olumsuzluk tabir edeceğimiz kurgusal mizah ile bulanmış adımlar, esasen dünyamızda atan bin bir farklı ritminin cüzi bir parçası.
Geçen haftalardan süregelen ve hamamda geçen maceraları yazmaya devam edelim.

Üç silahşor peştamal üzerimizde bir birlerimize takılarak en nihayetinde hamamın sıcak bölümüne girmeyi başardık!

Nuh zamanından kalma tahta kapıyı içe doğru ittiğimizde, karşımızda iki tellağın kese giymiş elleri müşterilerin vücutlarının üzerinde enleme ve boylamasına ustaca gidip geldiği görülüyordu.

Kese ustalarının yanına yaklaşarak; usta biz üç kişi kese yaptıracağız, ne zaman bizi keselersiniz soruma karşılık; içeride iki kişi daha bekliyor, muhtemel üççeyrek sonra sesleniriz, dedi tellağın biri. Cemil önce bana elini açıp burgu çevirir gibi döndürerek üççeyrek ne demek yahu dedi. Sabri kıvrak zekâsını hemen konuşturdu: üççeyrek 45 dakika demek, yani bizi kırk beş dakika sonra çağıracaklar diye kelime edebiyatımıza katkı sağladı, sağ olsun!

Vakit kaybetmeden sıcak bölgeye doğru yönelirken, ben; arkadaşlar adımlarımızı dikkatli atalım neme lazım kaymayalım Allah korusun valla bu yaşımızda kayarsak, şaftımız kayar ha uyarısında bulundum.

Yine nebi Nuh zamanında yapılmış, sayısız insanların elleriyle açılıp kapanmış yorgun kapıyı bu sefer çekerek açıp içeri girdik.
İçeride orta yaşlarda dört kişi göbek taşının bulunduğu yerin yakınında sessizce uzanmış, bir köşede oturan ve genç görünen üç kişinin bir birleriyle şakalaşma seslerini her kes duyuyordu.

Yıkanma odalarının sağ ve sol taraflarında ikisinin üstünde temiz peştamal asılıydı. Belli ki içeride yıkanan iki kişi vardı. Diğer odaların girişinin üst tarafında peştamal asma amacıyla sağlamca duvarlara enlemesine geçirilen boru şeklindeki barlar boştu.

Fırçalama, diklenme, söylenme fasılları bitmiş, artık nihayet klasik hamam sefasının tadına varacağımı zannediyordum. Keselenip arınacağımızı, Sabri’nin rüyasının hayra tecelli edeceğini bekliyordum.

Ta ki Sabri Efendi kendini hamamda Tarzan belleyene dek.!

Arkadaşlar dedi; ben bu barlara asılacağım ve en az 15 kere çenemin altına gelecek şekilde vücudumu yukarı doğru çekeceğim. Benimle yarışacak var mı beyler, diye atıldı. Bre abiciğim bura hamam, demin sana yürürken kayarak düşme tehlikesi uyarısında bulundum. Aman ha bu barlara asılma, bak yerler ıslak, buhar her tarafı kuşatmış, barlar marlar falan her taraf nemli ve tehlikeli aman ha dedim.

Cemil de uyardı, bak Sabri dedi biz artık genç değiliz, böyle atraksiyonlar yapamayız. Hele hamam gibi sıcak bir yerde vücudumuzu zorlamaya tabi tutmak doğru değil, İsmail haklı, her taraf kaygan aman ha, otur oturduğun yerde, diye uyarımı destekledi.

Tüm uyarılarımız Sabri’nin bir kulağından girmiş, öbür kulağından çıkmış olsa gerek, borudan yapılmış barın önüne geldi. İki eliyle barın yükseltisini ölçtü.
Cemil ile ben sakın ha dediğimiz anda inatçı Sabricik, bir zıplayışta Tarzan gibi elleriyle bara doğru hamle yaptı. Barı yakalamasıyla yere cumburlop düşmesi yıldırım hızında oldu.

Eyvah hem ne eyvah, belli ki her tarafta olduğu gibi bar üzerinde de nem kaygan bir tabaka oluşturmuş. Sabriciğimizin elleri o tabakaya vücut ağırlığıyla asılınca kaymış aşağı doğru vücudu savrulurken yere çapraz şekilde düşme esnasında yerlerin de kaygan olması dengesini tamamen yer çekim kuvvetine teslim etmek zorunda bıraktı!

Ayakları yere kavuşurken kaymanın etkisiyle sırtı ve kafası eşzamanlı yere çarptı. Aman Allah’ım ne olur Sabriciğimize kötü bir şey olmasın diye dua ederek yerde baygın duran Sabri’nin yanına Cemil ile beraber fırladım. Hamamdaki diğer insanlarda koştular. Sabri nefes alıp veriyor, başka hiçbir tepki vermiyordu. Başının altından süzülen kan damlasını görünce sanki kanım çekildi, şoka girmek üzereydim. Cemil de benden farklı değildi.
Bir anda sakin olmam yönünde bir telkin düştü aklıma. Birdenbire bu gibi kaygılı-korkulu zamanlarda sükûnetle hareket edilmesinin gerekliliğini hatırladım. Sakin olun, hemen ambulans çağırın diye seslendim.

Sabriciğin etrafına soğuk su dökerek sıcaklık nedeniyle azalan oksijenin çoğalmasını sağlamaya çalıştım. Sabriciğe herhangi bir fiziki müdahalenin sadece uzmanlar tarafından yapılması gerekliliğini biliyordum. Ondan dolayı Sabri’ye her hangi bir temasa izin vermedim. Allah sakınsın, böyle kazalarda vücudun en hassas yeri boyun kısmı zarar görmüş olabilir idi. Dolayısıyla sağlık uzmanı tarafından boyunluk takılarak sedyeye alınması hayati önem taşıyordu.
Sabırla, soğukkanlılıkla beklemekten başka çaremiz yoktu.

Birkaç dakika sonra ambulansın hamamın kapısına yaklaştığı haberi geldi.

(Haftaya Çarşamba devam edecek)

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ