Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Üç Silahşorların İngiliz Gazeteci İle Tanışma Faslı

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 26.06.2019
  • 377 kez okundu

Sağlıklı bir canlı için her an bir kıymettir aslında. Nefes alma bir kıymet, sevinç bir kıymet. Duymak bir kıymet, konuşmak bir kıymettir.

Hayatımızda bazı hikâyeler vardır, hiç bitmesin isteriz… Ruhumuzun her tarafını sarar sarmalar. Her hücremize öyle bir işler ki; asla bırakmak istemeyiz. Ona Umut diyoruz. Nefes aldığımız her ortamda ruhumuzu güçlendiren, hayatımızı destekleyen manevi duygunun adı umut.

Elimizle tutamadığımız, gözlerimizle göremediğimiz, yine de varlığını hissettiğimiz bu duygu muazzam kuvvetiyle yüreğimizde inancın tohumunu eker. Umut ve inanç ikilisi kâinatın boşluğunda kaybolduğumuz anlarda bizlere, maviliklerin yönünü fısıldarlar. Bu muhteşem ikili, İnsan olmanın kılavuzluğunu gönüllü üstlenmiş yüce duygularıdır.

Kaygıya kapıldığımızda umuda, boşluğa düştüğümüzde inanca sarılırız.
Evde, okulda, sokakta.. Hayatın yaşandığı her yerde kaybedilen bir bedelin yeniden kazanılma arzusu inanç ve umutla beraber gerçekleşir. Umut ve inanç olmaksızın hayatın dinamikleri sönük ve takatsiz olur. Bir milim ilerleme, bir dirhem güçlenme olmaz.

Kısaca Umut ve inançlarımız bizleri ayakta tutan, nefes gibi büyük bir kıymet, emsalsiz bir nimettir. Onlarla son nefese kadar aynı ruhun içinde yaşarız.

Her şeyin çok güzel olacağı umudunun ve inancının manevi yaprağı bu ruhta demlenir.

Efendim umut ve inancın her nefeste size refakat etmeleri dileklerimi sunarak üç silahşorların maceralarına kaldığım yerden devam edeyim.

İngiliz basın müşaviri Brian Clarke ile görüşme sona erdi. Ben, devletler için tarihin büyük öğretmenlik yaptığını iki arkadaşıma anlatmaya çalıştım. Lakin tarihten ders almayan toplumlar acılarla tekrar karşılaşırlar. Coğrafyamızda İngiliz casuslar olan Getrude Bell ve Thomas Edward Lawrence’ın ne türlü şeytanlıklarla devletleri ve insanları yerlerinden yurtlarından ettiklerini anlattım. Nice masum insanların canları ve malları bu ecnebilerin umurlarında değildi. Hiç bir zaman da olmadı. O ecnebi düveller sadece ve sadece kendi menfaatlerini düşünür, gerisinin berisinin hiç önemi olmazdı.

Üç silahşorlar bu tarihi bilgilerle hafızaları tazeledi. Her şeyden önce Cumhuriyetin Öğretmenleri bizleri; vicdanı hür, irfanı hür, ilmi hür karakterli yurttaşlar olarak eğitmişlerdi.
Bu saatten sonra iş, İngiliz The Sun gazetesinin yazarı aynı zamanda antropolog olan Valeria Smith’in bizimle diyalog kurmasını beklemeye kaldı. Hissiyatım gün içerisinde beni telefonla arayacağı yönündeydi. Lakin basım müşavirinin konuşmasında bir aciliyet sezinlemiştim.

Üç silahşorlar yaklaşık iki saat istişare ettikten sonra Sabri konunun dışına çıkarak; ‘’arkadaşlar bugünlük bu kadar yeter, işimize gücümüze bakalım. Benim kalkmam ve işime odaklanmam gerekiyor. Bir gelişme olursa yine haberleşiriz’’ diyerek müsaade istedi. Cemil de aynı nedenlerden kalkma zorunluluğunu dile getirdi. Benim durumum da farklı zira ben kendi iş yerimde iki arkadaşı ağırlamış, hiçbir yere girme zorunluluğum yoktu.

Rutin günlük koşuşturmanın son anlarında büromu kapatmak üzereyken telefonuma Whatsapp ile bir kısa mesaj geldi.

Türkçe yazılmış bir mesajda ‘’Bay İsmail; lütfen bana telefonla aramak için uygun bir randevu verebilir misiniz? Sizin arzu ettiğiniz bir zaman diliminde aramak ve konuşmak isterim.’’ altında Bayan Valeria Smith’in ismi yazıyordu.

‘’Ne zaman arzu ederseniz beni arayabilirsiniz, hatta şimdi bile aramanızda benim açımdan bir mani yoktur’’ cevabını yazdım. Üç dört dakika geçmeden telefonum çaldı. Arayanın Bayan Smith olduğunu tahmin etmek zor değildi.

Tahminimde beni yanıltan sesin çok genç birine aitmiş gibi gelmesiydi. Ses yirmili yaşlarda birine ait gibi dinamik ve enerjik geliyordu.

Sohbet böyle başladı: Bay İsmail öncelikle kendimi sizlere tanıtmama izin verin. Benim Adım Valeria Smith. The Sun gazetesinde yaklaşık öğrencilik yıllarımdan bu yana çalışıyorum. Doktora tezimi antropoloji üzerinde yapıyorum. Yaşımı siz merak etmeden ben rahatça söyleyecek güce sahibim. Efendim yirmi yedi yaşındayım ve bekârım. Hayatımı enteresan olayların yaşandığı yerlerde insanların hikâyelerini yazarak geçiriyorum. Sosyal medyada üçünüzün hal ve davranışlarınızı izleyince çok etkileyici duygulara kapıldım. Eminim bu duygular başka meslektaşlarımda da yaşanmıştır. Öncelikle sizinle tanışma izni verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Sizinle yüz yüze tanışacağım zamanı lütfen bana söyleyebilir misiniz?

Bu konuşma üzerinde ben kısaca: Bayan Valeria; siz ne zaman gelmek isterseniz kapımız açıktır. Sizin, bizlerin ne kadar misafirperver olduğumuzu yakından bilen nazik bir bayan olduğunuzu düşünüyorum. En azından söylediğiniz üzere aldığınız eğitimle bunu bildiğinize inanıyorum.
Buyurun tarihi siz belirleyin, sizleri üç silahşorlar olarak bekliyoruz.

(Haftaya Çarşamba devam edecek)
[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ