Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Üç Silahşörler Hastaneden Bir Türlü Çıkamıyor

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 10.04.2019
  • 378 kez okundu

Önyargı sırtımıza taşıdığımız en kötücül tümevarımdır. Şekilciliğe rağbet gören yanımızın ağır basmasıyla tümdengelimi pas geçeriz. Oysa insan insana haksızlıklara karşı durmayı öğretmiştir.
Hayatımızı etkileyen bazı olayları hatırlayalım. Çoğunda bir kusurumuzun, bir eksikliğimizin olması muhtemeldir.

Bazen saf görünen bir kişinin ne çok yetenekler taşıdığını bilmeden, incitici hüküm cümleleri kurarız.

Hor görmek, aşağılamak ayıplı önyargının cühela inancından beslenir. Maalesef bazı insanlar beslendikleri kara inancı etrafa saçıp kötülükler üretirler.

Şüphesiz hayat eczanesinde kötülüklere karşı iyi devalar var. İyi bir terbiye ile gelen içtenlik, hoşgörü, mütevazilik, samimiyet çok etkindir.

Üç silahşorların hayat deneyimleri aslında başkalarından farksızdır. Sizlerin hayatta karşılaştığınız ne kadar iyi-kötü hadiseler varsa, üç silahşorlar de yaşamın gerçeklerinden payını almaktadır.

Burada üç silahşörler üzerinde yazdıklarımın mizah kurgusundan ibaret olduğunu tekrar belirtmeliyim.

Sosyal medya fenomenleri Sabri ‘çiği rahat bırakmaya niyetleri olmadığını bildirdiler. Bunun üzerine kurduğum planı devreye sokmak üzere bir koşuda beyaz çarşafa sarılı halimle oda kapısından koşarak çıktım.

Çıkış ki ne çıkış. Ya latif ya latif. Hastane hastane olalı böyle bir enstantane görmedi, duymadı. Zira bir anda çarşafla sarılı hareket eden cismi hayalet sanarak içlerine inme düşmüş gibi oldular. Aman yarabbi, ben ne yaptım. Çarşafa dolanmış hareket eden cismi görenler neredeyse kalpten gidecekler. Bağrışlar, çağırışlar birbirine çarpıyordu.
Ellerini açmış Fatiha okuyanlar, Elham okuyanlar, Kelime-i şehadet getirenler duyuluyordu.

Ben her türlü detayı düşündüğümü sanmıştım. Yanılmışım. İnsanların beyaz çarşafla sarı halimle beni hortlağa benzeteceklerini ve korkacaklarını tahmin edememiştim. Sağlık personelleri şoktaydılar Güvenlikçilerin yüzü benzi solmuştu. Paparazziler taş kesilmişlerdi. Herkes titriyordu. Benim onları derhal sakinleştirmem gerekiyordu. Aksi takdirde vebali ağır olacak, taşıyamayacaktım.

Önce başımı örten kısmını yavaşça açtım. Yüzümü görülecek hale getirdim.

Lütfen sakin olunuz cümlesini telaffuz ettim. Ben sizin gibi insanım, korkmayın dedim. Amacım sadece bu sosyal medya farelerini atlatmaktı, sizi korkutmak değil. Hepinizden özür dilerim, bir hata işledim. Böyle bir etki yaratacağını düşünemedim.

Sakinleşmeleri kolay değildi. Ben bile kendi kendimden biraz korkmuştum.
Ama bir hata yapmıştım. Sabri ‘ciği paparazzilere yem etmemek uğruna, suçsuz günahsız insanları bir iki dakika içinde korkutmuş, şoklar yaşatmıştım.

Bir taraftan insanları sakinleştirmeye uğraşırken, aklıma planımın bir parçası olan Sabri ile Cemil’in yapacakları geldi. Eyvah dedim. Zira onlarda benim ardımdan çarşafa dolanıp hastaneden dışarı fırlayacaklardı.

Bir hortlağı görüp te dehşete düşenler, bir iki dakika sonra iki hortlakla karşılaşınca mutlaka felç geçirir, aklını oynatır. Allah muhafaza çok daha fenalıklar olurdu. Neticede hiçbir insan böyle olağan dışı bir tablo görmemiş, duymamıştı.

Biz insanlar, her gün görmemize alışık olduğumuz halde, her hangi bir canlı önümüze aniden çıkınca irkiliriz.

Bu insanlar gece vakti hortlağa benzer varlıkları görünce ne hallere düşeceklerdi?

Artık paparazzi maparazi umurumda değildi. İnsanın bütüncül sağlığı her şeyden önemliydi. İnsanlarda olumsuz etkiler bırakacak her adımı durdurmak icap ederdi.

Hemen Sabri ile Cemil’in odasına hamle yaptım. Zaman akıyordu. Benim Sabri ile Cemil’i odadan çıkmadan durdurmam ve vaziyeti anlatmam gerekiyordu. Aksi takdirde olacakların düşüncesi dahi çok sarsıcıydı.

Kendimi bir gerilim filminin sahnesinde hissediyordum. Hayatımız bir filmden ibaretti sanki. Biz ise sadece oyuncularıydık.

Kendimi bir solukta varmak istediğim odanın kapısı önünde buldum. Nefes nefese kalmıştım. Aman yarabbi nasılda hızlı koşmuşum. Kapıyı bir çırpıda açtığımda karşımda Sabri ile Cemil üzerlerindeki libasla hayaleti andırıyorlardı, aynı benim andırdığım gibi.

Durun dedim. Aman ha dışarı böyle çıkamayız, biraz soluklanayım size olanları anlatırım.
(Haftaya Devam Edecek)

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ