Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Üç Silahşörler Hastaneden Taburcu Oluyor.

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 27.03.2019
  • 373 kez okundu

Yanılgı insanidir. İnsan bir olaya yanlış açıdan bakabilir. Has olan yanılgı belirginleşince açıyı değiştirerek doğru ile buluşmadır. Doğruyu kavramak için bilgi, tecrübe ile mayalanır bilinç oluşur.

Bilinçli bireylerin belirgin özellikleri doğal ve sade olmalarıdır. Şekilciliğe bürünecek kurnazlığa prim vermezler. Hayatlarında, şahsiyetlerinde kamufle eden kurnazlığa, ucuzluğa yer bırakmazlar.

Üç silahşorların diğer insanlar gibi macera dolu olayların akışında sürprizlerin eksik olmaması doğal yaşamın tezahürüdür.
Hayat bazen maksatlarımızın, muratlarımızın aksine kendi dayatmalarıyla karşımıza gelir. İşte sürprizlerin esasları ile mücadele o zaman tekrar başlar.
Hastane koridorlarında deli Abit ile yaşanmış hikâyeleri geçen haftalarda yazmıştım. Bugün üç silahşorların mizah dünyasına konu olacak kadar heyecanlı aksiyonlarına devam edelim.

Deli Abit’in bizimle karşılaşmasıyla beraber anlattığı pişmanlık içeren ehliyet kaptırma hikâyesinin ardından iki polis eşliğinde hastaneden ayrıldı.

Sabri’nin taburcu olabilmesi Cemil ile beni sevindirmişti. Sabri’nin odasına taburcu evrakları ile girdik. Sabri bizi görünce gözleri parladı ve bize; Arkadaşlar, ben galiba sizleri yoracak bir şeyler yaptım, dedi.
Cemil her zamanki atikliğiyle; hayır bizi yoracak bir şey yapmadın, sadece ufak bir hamam kazası geçirdin, hepsi o kadar, cümlesiyle karşılık verdi.

Sabri’nin hiç gülesi yoktu, bana ne yutturmaya çalışıyorsunuz, ben kaç yıllık arkadaşınızım, ben sizi üstü çıplak bir tek deniz tatillerinde gördüm, bir de hamamda. Ama şimdi burada hastanede peştamalla sarılmışsınız ve üstünüz açık. Bu ne ifade ediyor?

Bana maval okumayın, bu şekilde buraya gelmek zorunda kalmanız, benim sizi yorduğum manasını çıkarır. Sizin hakkınızı ben nasıl öderim. Allah hepinizden razı olsun. Başta sağlıkçılar, kimin emeği varsa Allah onlardan bin defa razı olsun.

Evet, Sabri’nin yürekten gelen sezgileri aslında biz insanların hak teslimiyet kadirşinaslığının dışa vurulmuş haliydi.
Ne kadar gönül okşayıcıydı Sabri’nin sesi. Ben Sabri’den duyduğum iki tatlı kelimenin tesirinde kaldım. Cemil’in yüzüne baktım, hissiyat yoğunluğu yaşayanlara özgü bakışlarla Sabri’ye odaklanmıştı.

Dayanışma dünyanın en mutedil duygusu değil miydi? En soğuk şartlarda dahi insan yüreğini ısıtan asil duyguyu anlatmak namümkündü. Sadece yaşanan, anlatımlara sığmayacak kadar yüce bir duyguydu bu.

Dayanışma duygusu kendini insan ruhundan alırdı. O duygu olmadan insan tek başına bir hiçti. Ancak beraberce, omuz omuza dayanarak, gönül gönüle vererek, hayat bahçemiz yedi veren gülistana dönüşebilirdi.

Sabri’ye eve gidiyoruz dedim.

Hayırdır ne evi; daha misyonumuz bitmedi, hamamda gördüğüm rüyamın gerekliliğini yapmadan eve gidilemez, dedi.
Sabri yatağından inmek için üstündeki örtüyü kaldırdı. Bir kendi vücuduna baktı bir bize.. Kendisi de bizim gibi peştamal sarılı üstü açıktı. Emir kipi üslubunda; haydi, arkadaşlar istikamet hamam, marş marş gidelim, dedi.

Tam bu esnada kantinde çay içen sosyal medya fenomenleri Sabri’nin taburcu olduğunu öğrenmiş, odasının kapısı önünde fırsat kollamaya başlamışlardı. Sesleri odanın içinden rahatça duyuluyor, Sabri henüz ne olduğunu bilmiyordu. Bir an önce dışarı çıkmak istiyor, hamam sefasını tamamlamanın hayalini kuruyordu.

Cemil Sabri’ye biraz sabret, ben bu sosyal medya fenomenlerinden canlı yayın çekmemeleri ve bizi rahat bırakmaları için rica edeyim. Onlarla anlaşmaya vardıktan sonra çıkarız. Sabri afalladı. Tabii ki kendi müşahede odasında uyurken dışarda kıyamet kopmuştu. Tüm dünyaya ben ve Cemil’in sadece peştamal çekilmiş üstü çıplak vaziyetimizi tüm dünyaya servis etmişlerdi. Bir bakıma tüm dünyada komedi artistleri gibi güldürü konusu olmuştuk.

Ben sakince Sabri’ye sosyal medya farelerinin-pardon fenomenlerinin bize ettiklerini anlatmaya başladım.
Beni dinledikten sonra Sabri; ben bu zokayı yutmam, kendimi katiyen çektirmem.Yatak çarşafıyla tüm vücudumu sarar kapatırım. Yüzümü dahi göremezler. Bende görebilecekleri sadece ayak parmaklarım ve gözlerim. Başka hiç bir yerimi onlara göstermem.

Sizin için geçmiş olsun. Neyse, her şeyde bir hayır var. Baksanıza söylediğiniz kadarıyla tüm dünyada tanınmış, çıpıldak halinizle şöhretli olmuşsunuz. Yani biraz rezil olmuşsunuz artık, yapacak bir şey yok. Dünya ekranına çıkmak size böyle nasip olmuş, der demez beyaz çarşafı bir çırpıda üzerine doladı. Arap çöllerinde yaşayan bedevilerin ustalığına nazire yapar gibi üç-beş saniye içinde hayalete benzer bir görüntü sergiledi.

Sabri, fenomenlere karşı adeta fantom olmuştu.

Sabri bu taktikle fenomenleri atlatabilecek, dolayısıyla Cemil ve benim gibi gülünç hale düşmekten kendini kurtaracaktı.
Aklıma kurt düştü. Burada fenomenleri atlattığımızı düşünsek dahi, acaba bizi takip edip paparazzilik ederler mi? Ne de olsa istikametimiz hamam olacaktı. Bu paparazziler hamama peşimize gelip meşhur halimizi daha da pekiştirme cihetine kapılır mıydılar? Benim ve Cemil’in alışılmışın dışında görüntülerimizle de olsa, meşhurluğumuz sınırları aşmıştı.

(Haftaya Çarşamba devam edecek)
[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ