Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Üç Silahşörün İlk Sorulara Tepkileri

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 28.08.2019
  • 443 kez okundu

Çağımızda bilimin her koluyla ciddi mesafeler alınıyor. Tıbben bedenin her organına, sistemine nüfuz edebilecek tıbbi yetenekler elde edilebiliyor. Fakat aynı dünyada yaşayan erkek, kendini tamamlayan kadına karşı hala asli görevini yapmıyor. Üstelik haksızlık yapmaktan utanmıyor.

Yüce yaratanın her iki varlığa eşit haklar verdiği gerçeğini; vahşi erkek aklı, barbar erkek ahlakı, ilkel erkek zihniyeti çarpıtıyor. Erkek kendini öncelikli, ayrıcalıklı, imtiyazlı gören kör bir aklın rehberliğinde kadına yönelik şiddeti meşrulaştırmaya çalışıyor.

İnsan haklarında cinsiyet ayrımı yoktur, olamaz. Yaşam haklarında da cinsiyet ayrımı olamaz. Erkeğin sahip olduğu tüm haklara kadınların da eşit oranda sahip olması, insan olabilmenin en asgari ön şartıdır.

Ne yazık ki; ataerkil bir toplumda kadın olmak çok zor bir iştir. Çünkü böyle bir toplum kadını pek önemsemez, özel durumlarını, özel ihtiyaçlarını bilmek istemez ve yaşamında üst üste emirler yağdırır.

Kadının yaşamını çocuk, mutfak ve yatak odası arasında bir dünya düzeniyle sınırlandırır. Gülmeyi ona yasaklar. Eğlenmeyi haram eder. Erkeğe biati farz kılar.

Kadın; salt bir erkeğin açlığına şehvet, gözlerine arzu, bedenine ısı, okuna hedef, evine hizmetli ve çocuklarına bakıcı olmaya mahkûm edilemez.

Toplum düzeninin yegâne mimarı olan kadınların hakkı verilmedikçe; topraklar çorak kalır, bağlar viraneye döner.

Yaşam ancak ve ancak kadınlarla beraber eşitlikçi karakterle tohumlanır, yeşillere dönüşür.

Üç silahşorlar kadına şiddet uygulayanları telin eder, ayrımcılık yaparak erkek geçinen tüm mahlûkları kınar.

Her zaman olduğu gibi; başımızın tacı, gözümüzün nuru, kalbimizin huzuru olan tüm kadınlarımıza saygılarımızı sunmayı vazife sayarız.

Efendim, üç silahşorların geçen haftadan devam eden hikâyesine dönersek; büyük tesadüflerin yaşandığını hatırlarız.

Bayan Smith kendini meraka saran hususları bize sorarken Bayan Smith’in biraz ürkek davrandığı hissediliyordu. Lakin soruyu sorma şeklinden biraz tereddütlü olduğunu fark etmemiz kolaydı. Ses tonu biraz daha cılız çıkıyor, sohbetimizin ortalarındaki rahatlık sanki biraz azalmış gibiydi.

-Değerli kardeşlerim, size sorularımı yöneltmeme izin vermenizi rica ettim. Sorularım biraz hassasiyet içerebilir. Lütfen beni yanlış anlamayın, benim öğrenmek istediğim hiçbir malumatın sizi üzmesini istemem. Bundan dolayı önce ben bir konuya açıklık getirdikten sonra sorumu sizlere yöneltmem daha faydalı olacaktır.

Biraz önce Londra’da beni ailem haricinde Sünni Emel teyze ve Alevi Sinan amcanın büyüttüğünü anlatmıştım. Küçüklüğümden itibaren, bu ailede İslam dinini, Aleviliği, Sünniliği öğrendim. Hristiyanlığı zaten benim dinim olduğu için biliyorum.

Şimdi bir antropolog kimliğimle önce bilgimi, sonra sorumu aktarıyorum. Sosyal medya fenomenlerinin canlı yayınında görüntülerinizin beni etkilediğini anlatmıştım. Canlı yayından sonra doğal olarak derhal kimliklerinizi araştırdım. Elçilik görevlileri çok kısa bir anda bana kimlik bilgilerinizi ve ikamet yerlerinizi bildirdiler.

Bu kadar tesadüfün bir araya geleceğini asla aklıma getirmemiştim. Beni evlatları gibi yetiştiren ikinci ailemin doğduğu Antakya’da olmanız bahtiyar etti. Şimdi en güzel yanına geliyorum. Üçünüz de aynı toprağın insanısınız.

Fakat üçünüz farklı inanç gurubuna, kültürüne mensubusunuz. Ben bunu muhteşem buluyorum.

İsmail Bey siz Alevi’siniz, Sabri bey siz de Sünni’siniz, Cemil bey siz ise Hristiyan’sınız. Sizler buna mozaik diyorsunuz. Tanımlamanız son derece isabetli. Ben buna inanç cevherleri diyorum.

Benim öncelikli gayem bir antropolog ve gazeteci olarak bu konuyu derinlemesine yerinde incelemek ve yaşam kültürünüzü detaylıca öğrenerek gazetemiz üzerinden dünya kamuoyuyla paylaşmaktır. Fakat bu konuyla ilgili konuşmak yorum yapmak istememenizi de saygıyla karşılarım. Çünkü bu konuların çok hassas olduklarını, yıllardır kaşınmak istendiğini, sinir uçlarınızın test edildiğini bilen bir kardeşinizim.

Konuşmasına devam ederken, Sabri’nin ani sesi, Bayan Smith’in sözünü durdurdu.
Güleç bir yüz ifadesiyle Bayan Smith’i rahatlatma gayesi olduğu anlaşılan ses tonuyla karşılık veren Sabri:

Bayan Smith lütfen kendinizi baskılamayın. Buna hiç gerek olmadığını sizlere bildirmek isterim. Sizin bize karşı çekinerek sorduğunuz sorular bizler için son derece olağandır. Zira biz, yüz yıllardır bu tür soruların cevaplarını yaşam biçimimizle veriyoruz. Fakat yine de hangi formatta isterseniz vermeye hazırız.

Cemil de cevap hakkını kullandı. Bayan Smith sizin burada rahat etmeniz için açık yüreklilik ile cevap vereceğimizden emin olabilirsiniz. Bildiğimiz her şeyi sizlerle paylaşmaktan geri durmayacağız.
Buna isterseniz resmiyeti bırakarak başlayabiliriz. Size Bayan Smith yerine sadece adınızla hitap etmemize ne dersiniz? Size sadece isminiz Valeria şeklinde hitap edebilir miyiz?

Hay hay çok memnun olurum. Benim de size Sabri abi, Cemil abi, İsmail abi şeklinde hitap etmeme müsaade eder misiniz?
Ne demek efendim, çok seviniriz derken saate baktım.

Zaman ne kadar hızlı akıp gitmişti. Saat gece yarısını geçmiş, sohbetin olumlu enerjisi zamanı unutturmuştu.
Valeria benim saate baktığımı görünce kendi de baktı. Hayret ifadesiyle, oh, aman tanrım ne kadar da geç olmuş.
Sizlerden özür dilerim, geç olduğunun farkına varmadım. İzin verirseniz yarından itibaren resmi ve detaylı röportaja başlayalım.

(Haftaya Çarşamba devam edecek)
[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ