Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,74 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,38 / Satış: 6,40

Ülke ve Vatandaş Çok Sıkışık.

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 11.11.2019
  • 456 kez okundu

Türkiye’nin içinde bulunduğu gündemi üzerine fikrinizi sorsam nasıl cevap(lar) verirdiniz?

İçeride ve dışarıda olmak üzere onlarca gündem sayabileceğinizi düşünüyorum. Çünkü halk tabiriyle ’’sıkışık’’ durumdayız. Bu sıkışıklığı atabilecek kabiliyetleri heba ettik.

Dün sıkışık olduğumuz gündem ile bugün sıkışık olduğumuz gündem sadece sıralama açısından değişkenlik gösteriyor.

Misal dün enflasyon birinci gündem iken bugün hayat pahalılığı birinci sıraya yerleşiyor. Dün zamlar öncelikli gündemi belirlerken bugün işsizlik birinci sıraya yerleşiyor.

Dış politikada sıkışıklık ayrı bir gündem. Özellikle Suriye iç savaşı patlak verdikten sonra o mecradaki sıkışıklık, ABD, Rusya, AB arasındaki sıralamada değişiyor. Dün Rusya İle sıkışıktık, bugün ABD ile sıkışık durumdayız. Yarın neler yaşanır sıralama nasıl olur akışan koşullara göre değişebilir.

Aklınıza büyük ihtimalle neden bu kadar sıkışık durma geldik sorusu gelebilir. Zaten benim de amacım bu soruların cevaplarını kısmen de olsa bulmaya çalışmaktır.

Kanımca nedenler arasında siyasi iktidarın; ekonomi, işsizlik, hukuk, dış politika ile ilgili reel sorunların yeteri ölçüde tartışılmasını istememesi. Dolayısıyla kâfi derecede tartışılmayan sorunlara doğru çözüm yolları oluşturulamıyor. Koyulan hedefler ıskalanıyor.

Lakin şu ana kadar koyulan işsizlik ile ilgili hedefler, ekonomi ile ilgili hedefler, hukuk ile ilgili hedefler tutturulamadı.

Dış politikada koyulan ‘’sıfır sorunlu’’ komşu ülke hedefi galiba başlı başına tersten okundu. Sıfır, sadece matematik rakamıydı, sorunlu olmadığımız komşu ülke kalmadı.

AB. ye girmemiz temel hedeflerimizdi. Onların yaşam kalitesini, hukuk standartlarını, ekonomik güçlerini bizim vatandaşlarımıza yansıtacaktık. Hayalimizdi, hayal oldu.

Bizi sarmalayan bunca sıkışıklıktan ötürü hükümet rasyonel politikalar üretemiyor. Reel sorunları tartışma imkânı oluşmayınca da bu kısırdöngülerden krizlerden kurtulamıyoruz.

Şuradan şöyle bir gözlem ortaya çıkıyor: Siyasi iktidarın gündemin sorunlarını aşma yönünde bir projesi yok. Gündemin akışına kendini vermiş görüntüsü veriyor. Geçmişten günümüze taşıdığı politika geliştirme becerilerini geniş bir perspektiften ele alarak değerlendiremiyor. Dar ve tutucu bir alanda pozisyon alarak günü kurtarmaya çalışıyor.

Siyasi iktidar, kendi kişisel varlığını sürdürme gayretinde. Öncelikli kendine tehdit algısı üzerine politik manevralar geliştiriyor. Kendine yönelmiş en ufak bir eleştiri karşısında, ‘Fetocu’’,’’Pkk dilli’’, ‘’Esatçı’’ gibi kavramlarla suçlama mitralyözleri devreye giriyor.

Hal böyle olunca sorunlar yönetilme bağlamından kopuyor. Yukarıda yazdığım gibi günün sadece akışına bırakılıyor.

Çok kritik sorunların eşiğinde bulunuyoruz. Hayat pahalılığı, tarihimizde olmadığı kadar derin yaralar, travmalar yaratıyor. Vatandaşlar bunalım geçiriyor, intihara sürükleniyor. Sözün bittiği yerdeyiz.

Hukuk, kâğıt üzerinde yazılı duruyor. Pratik ile teori uyuşmuyor. Adalet, hak arayanlara eşit ilkelerle dağıtılmıyor.

Dayısı, babası olanı kayırıyor. İktidara yakın siyasi kimliklere bakınız. Eski Büyükşehir Belediye Başkanının Damadının; Eski Meclis Başkanının Damadının ceza almadan davalardan sıyrıldığını görürsünüz.

Sıkışıklık her alanda kendinden bahsettiriyor. Bu sıkışıklık tek bir kişinin gücüyle aşılamaz.

82 milyon insanın yaşadığı büyük bir ülkenin sorunları medeni tartışma kültürünün ortaya çıkaracağı rasyonel akılla çözüme kavuşabilir.

Siyasi iktidar önyargısız, özeleştiriye açık bir kapı aralayarak, her kuruluşla tartışmaya zemin hazırlamalı.

Aksi takdirde bu‘’ sıkışıklık’’ sadece sıralama değiştirecek, pestilimiz daha da fazla çıkacak.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ