Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Ülkede Ahlakın İhmali

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 24.02.2020
  • 508 kez okundu

Türkiye’nin dev boyutlara varan sorunlarına her gün yenileri ekleniyor. Çözüm odaklı yaklaşım kültürünü yaratamamamızın ağır yükünü hepimiz taşımak zorunda kalıyoruz.

Sorunları çözmenin yolları üzerinde dahi uzlaşacak iradeye, eksiklerimizi giderecek mutabakata bir türlü varamıyoruz.
Siyasetçilerin yaptığı karşılıklı suçlamalarla kendilerini temize çekme manevraları, vatandaşa ‘’sorun çözüyorum’’ senin için çalışıyorum algısı yaratma illüzyonundan başka bir şey değildir.

Sorun çözmek yerine, sorun yaratmakta , hatta sorunun bir parçası olduğunu anlamak istemiyor, kabul etmiyor. Toplum olarak dibe çöktükçe çöküyor, çürüdükçe çürüyoruz.

Bu konularda müthiş bir ülkeyiz!

Şimdi izninizle birçoğumuzun bildiği ‘’Baba’’ filminin ilham kaynağı olan Mario Puzzo’nun aynı isimli romanında ülkemizle bağdaşan iki temel tespitimi Eric Fromm’un bilimsel tespitleriyle beraber anlatmaya çalışacağım.

Birincisi, ‘’Yanlışlığı emziren korku’’.

İkincisi, ‘’İnsanoğlunun en dayanıksız boyutu’’.

Dünyanın en ünlü psikanalisti, sosyoloğu Eric Fromm’a göre insanoğlunun en dayanıksız boyutu “maneviyat buhranı” yaşanırken gösterdiği çözülmeymiş. Bu buhranın üç karanlık dehlizi varmış.

Birincisi, ‘’Adalet’’ sisteminde yaratılan kavgalarmış. Bir çatışma çıkarılır ve taraflar, gerçekçi olmayan davranışlarla hukuksal yaklaşıma karşı bir hukuksuz üslup yaratırlarmış.

En son örnek, Osman Kavala ile ilgili hukuk garabeti.

Bu kavganın hüküm cümlesi basittir: “Vicdan geri planda kalınca, adalet öne çıkamaz.”
İkincisi, “ahlâk sisteminde” yaratılan bozuk düzenmiş…

Toplumun sağduyusu köreltilirmiş. Sevgi ve tevazua dayanan terbiye bozulur, saygı boşluğunu nefret doldurur ve toplum allak bullak edilirmiş. Çözüme giden yollar tıkanır, ipucu diye bataklığın kapıları açılırmış.

Örnek mi istiyorsunuz? Buyurun, ‘’Bizler ve Onlar’’ üzerindeki kutuplaştırmaları ve ayrımcılığı gözlerinizin önüne getiriniz.

Bu çöküşün hüküm cümlesi çok ağır: “Ahlaki kalıbı olmayan hiçbir adımın güven ve mutluluk vermesi mümkün değildir.’’

Üçüncüsü, “Kişi karakterinin aşağılanmasıymış.” Kendine güvenenleri ve gerçeği söyleyenleri zora sokmak temel amaç olurmuş. En ahlâklı kişilerin bile bilinçaltı arzuları bulunup masumiyeti kirletilirmiş. Gizli hevesleri tatmin isteği kişisel çökertmeyi hızlandırırmış. Küçük tuzaklarla sahte belgeler üretilirmiş. Temiz zihinler en çok böyle aldatılır, böyle saptırılırmış…

En acı örneklerden: Trol ordularının, en temiz kişilere acımasızca iftira kampanyaları düzenlemeleridir.

Bu boyutta gelmiş vakalara hüküm cümlesi kurmak zordur: Eric From buna sebep olarak”Kötülüğün egemen olması, iyilerin hiçbir şey yapmamaları’’ olarak tarif etmiş.

Yıllardır kendi elleriyle birbirini yemeye çalışan siyasetçilerin ülkeyi dertlerden kurtaracakları yere, yarattıkları felaketi ne zaman göreceklerini, anlaşılan daha çok bekleyeceğiz!

Yukarıda belirttiğim gibi, Mario Puzzo ‘’Baba’’ romanında yanlışlığı emziren korkudan bahsediyor. Bu korku bireysellikten kollektif olarak, kurum ve kuruluşlara değin uzanıyor. Basını da içine alıyor, sivil toplum örgütlerini de.

Korkunun emzirmesiyle büyüyen yanlışlıklar toplumun güven duygusunu ve huzurunu darmadağın ediyor. Yanlış kişileri seçmemize neden oluyor.

İnsanların dayanıksızlık boyutuna başka açıdan değineceğim: Kah yeteneksizlikten, kah kifayetsiz muhterislerin yarattığı sorunlar karşısında omurgalı duruş ortaya koymayanları kast ediyor. Omurgasızlığın sıradanlaşması tehlikesine dikkat çekiyor. İster bürokraside, ister diğer meslek örgütlerinin veya sendikaların asli amaçlarının ihlaline dem vuruyor.

Beterin beteri var diyerek kendimizi yıllar yılı aldatıyoruz.

Genel ahlâkın ihlâlinden daha beteri, siyasi ahlâkın ihmalinde yaşanıyor. Ortaya saçılan günahları gidermek için siyasi liderlerde ortak davranış disiplini görebildiniz mi?
Hayır!..
Her biri günahları yok etme yerine bir başkasına bulaştırma şeytanlığında melekleşmek istiyor.

Ne hazin ki; kötüler kendilerini “en iyi” olarak yutturuyorlar…
[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ