Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,43 / Satış: 6,46
€ EURO → Alış: 7,08 / Satış: 7,11

“Uzlaşma ya da Yarışma… Ama asıl önemlisi, sonrasında birleşme…!”

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 19.02.2020
  • 540 kez okundu

CHP’nin 37’nci Olağan Kurultayı 28-29 Mart’ta yapılacak. Büyük kurultayın ilk gününde Genel Başkan seçilecek, ikinci gün Parti Meclisi belirlenecek. 60 kişilik Parti Meclisi’nin içinden seçilecek isimlerle, yeni Merkez Yönetim Kurulu şekillenecek.

Cumhuriyet Halk Partisi için aslında il ve ilçe kongreleri, parti içi demokrasinin de bir miladıdır. Bakın bir etrafınıza, ilçe ya da il yönetimlerini ya da başkanlarını “adil, eşit, demokratik” bir yolla seçebilen kaç parti var. Kaç partide, tüzüğünde olsun ya da olmasın, önseçimle ilgili bir heves ya da eğilim var.

Cumhuriyet Halk Partisi, bütün bunları yapabilen, kendi geleceğini, örgütüne ve örgüt içinde yıllardan beri elinde bayrak ‘o miting senin bu miting benim’ koşturan örgüt emekçilerine borçlu bir partidir. Gerçekten de, kökleri Kuvayı Milliye’den gelen eşitlikçi, adaletten yana, demokrat bir tavır sergileyebilen bir siyaset aktörüdür.

Bu dönem için CHP için aynı şeyleri söylemek çok zor da olsa, yine de kendi örgüt seçimlerinde demokrasiye en yakın duran parti yine CHP’dir. Siz hiç AKP’de “Kongre heyecanı” diye bir sözcük duydunuz mu? Siz hiç MHP’de, “Örgüt eğilimi ve insiyatifi” diye bir kavrama rastladınız mı? Ya da İyi Parti’de; “Kongre yapılacak ancak örgüt genel merkez gibi düşünmüyor” diyen bir yönetici gördünüz mü?

Daha da öteye gidelim; kendisini, CHP’nin çok solunda niteleyen HDP’de siz hiç “Tabanın eğilimi ne diyor” ya da “üye ve delegeler genel merkezin adayına çok sıcak bakmıyor” diye bir sızlanma duydunuz mu?

Siyasi partilerin temel yapısında demokrasi, adil seçim, özgür tercih ve eksiksiz bir yarış olmadığı zaman, ülkede hangi demokrasiden söz edeceksiniz? İktidar partisini en sert dille “ilkel bir biat kültürüyle hareket ediyorlar” diye eleştirirken, siz kendi içinizde “biat değil ama zorla uzlaşma” deme lüksünüz var mı?

Bakın açık söyleyeyim; gazetecilikte de taraf olmalısınız. Doğrudan, haktan, demokrasiden, adaletten, eşitlikten, laiklikten, milletten, cumhuriyetten ve Atatürk’ten yana olmalısınız. Aslında bunun adı tarafgirlik değil, sözcüğün tam anlamıyla “Yurtseverlik”’tir.

Yurtsever olunmadan yapılan tarafgir gazetecilik sadece yandaşlık, şakşakçılık ve yalakalık anlamına gelir.

Ben de ulusundan taraf bir gazeteci olarak bunları söylüyorum…

Bakın, niye bunları yazıyorum, biliyor musunuz…

23 Şubat’ta Hatay’da CHP İl Kongresi var. Hangi partide; sonucunu önceden bilmediğiniz, örgütün gücüyle sandıkların belirlendiği, sandıktan çıkmak için demokrasinin tüm kurallarının işletildiği bir kongre anlayışı var?

Eksik, gedik, yetersiz, kısmen zedelenmiş de olsa, CHP’de örgütün gücü hala efendilerin gücünün üzerindedir.

Unutmayın ki 2010 Mayıs kurultayında, daha önce Deniz Baykal ve ekibinin tek tek belirlediği kurultay delegeleri, ezici bir üstünlükle şimdiki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu alıp partinin zirvesine taşımıştır. CHP’de önceden kurgulanan sayısal çoğunluğun anlamı bir yere kadardır. Partili, kurultaya ya da kongreye geldiği zaman “emir-komuta” ile değil, vicdanıyla davranır.

Öncelikle 23 Şubat CHP Hatay İl Kongresi hem partiye hem de Hatay’a şimdiden hayırlı uğurlu olsun. İyi olan, örgüte kendini kabul ettiren, partiyi gelecekte iktidara taşıyabilme gücü ve kapasitesi olan kazansın diyelim.

Ancak bundan daha önemlisi; uzlaşma ya da yarışla olsun ya da gruplar arası ittifaklarla gerçekleştirilsin, sonuçta kazanan parti olmalıdır. Yakında bir erken seçim görünüyor. Cumhuriyet Halk Partisi, bu erken seçime (ki bu seçim Türkiye’nin demokrasisiyle, insan haklarıyla, özgür ve aydınlık yaşamıyla, karnı tok sırtı pek mutlu insanları yaşatma gücüyle var olma ya da yok olma seçimi ile eş anlamlıdır) ayrılmadan, bölünmeden, kavga etmeden hazır olmak zorundadır.

Partinin bir tek neferini, üyesini, milletvekilini, belediye başkanını küstürme ya da kaybetme lüksü olmamalıdır. Herkes, örgütün özgür iradesine saygı duymalı; uzlaşmaysa uzlaşma, yarışsa yarış, ancak her şey son sandık açılana kadar sürmelidir.

Kongre sonrası Hatay halkının özlediği tablo; bir siyasi partide eşit, adil, özgür bir yarıştan sonra herkesin kol kola, omuz omuza, yan yana durduğunu görebilme özlemidir…

Hiç kimsenin, kendi kişisel çıkarı uğruna, bu partiye emek veren seçmeni, üyeyi, örgüt emekçisini hayal kırıklığına uğratma hakkı yoktur…

Yarınlar için kavga çok büyüktür; emek ister, dayanışma ister, yardımlaşma ister, el ele vermeyi zorunlu kılar.

Herkes, bu kongrede hesabını buna göre yapmalıdır…

Şimdiden hayırlı ve uğurlu olsun….

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ