Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,92 / Satış: 5,94
€ EURO → Alış: 6,59 / Satış: 6,62

Vatandaş, Domatese, Patlıcana, Bibere Gel!

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 18.02.2019
  • 268 kez okundu

Her insanın konuşmasını, yazdığını anlamaya çalışırım. Okuduğum, dinlediğim bir hikayenin kökenini, yazılma nedenini öğrenmeye çalışırım.

Hükümet yetkililerin demeçlerini, konuşmalarını ezelden beri pür dikkat takip eder, muhalefetin eleştirel bakış açısını çözmeye çalışırım.

Tüm bu takiplerin yanında, işverenin, işçinin, esnafın, tacirin ve garibanların yani vatandaşların seslerine kulak kabartırım.

Sorunları birçok bakış açısıyla irdelemenin, çözüm yollarının bulunmasında etkin olduğu kanısını taşırım.

Bugün sebze-meyve meselesini mizah yoluyla anlatmanın az da olsa bize iyi geleceğini düşündüm, ve gündemin sıcak içeceklerini espri tepsisiyle servis etmeye niyet ettim.

Son günlerin hararetli tartışmalarının vagonunda fiyatları fahiş şekilde yükselen sebze-meyve oturuyor. Lokomotif kompartımanında ise Domates, Biber Patlıcan(!)

Bu üçlü işbirlikçilik yapmış görüntüsü vermekten korkmadan bildiklerini okuyan tavırlarıyla kendilerini kahraman zannediyorlar galiba. (!)

Ne demek efendim, Bibermiş, kendini ne sanıyor, kiminle kendini kıyaslamaya çalışıyor. Altı üstü yarım karışlık boyuyla kiminle boy ölçüşmeye cüret ediyor. Kal kaldığın yerde. Zaten senin acı acı yakan bir özelliğin var.

Ama cürmünle sadece değdiğin yeri yakarsın. O kadar. Zaten eğri büğrüsün, biz olmasaydık yüzüne bakan olmazdı. Bizim sayemizde kıymete bindin, şimdi utanmadan üstümüze binmeye kalkışıyorsun(!)

Patlıcan sen kim oluyorsun. Dikkat et ,sakın ileri gideyim deme, sabrımızı test etme. Bulunduğun yerde pat-pat patlatırız seni, canına okuruz. Ne Patlı’n kalır, ne de Can’ın. Dolma oyar gibi oyarız seni, içini boşaltır, bizim istediğimiz şekle sokarız. Biz neye karar verirsek öyle doldururuz seni. Hizaya gelmezsen iplere geçirir, güneşte kurutur içi boş kupkuru halde pazarlarda teşhir eder, satarız seni. Mendeburluk etme(!)

Birde banadura var. Yahu sen kimsin. Biz senin cemaziyelevveliyatını biliriz. Sen ki Amerika’da gariban bir sarı meyve iken, bizim vatana getirip bağrımıza bastık. Sana bizim ülkenin pasaportunu vedik.Bizim mümbit topraklar sayesinde sağlığına kavuştun. Renk geldi sana. Soluk sarı renginden kırmızıya döndün. Tayinini biz çıkardık. Terfiini biz düzenledik. Bir üst lige biz yükselttik. Gariban bir meyve iken, bizim sayemizde sebze oldun. Her eve girebilecek vizeyi dahi biz verdik. Her mutfakta dolaşma özgürlüğünü bir yarattık.(!)

Şimdi bakıyoruz, bu Banadura kendini hem Kral, hem Kraliçe sanmaya başlamış. Yarım avuçluk hacmiyle, dünya devine kafa tutuyor .Bana bak Banadura, bana bak.Sen Kral olsan kaç yazar, Kraliçe olsan kaç yazar. Biz gücümüzle senin emperyalist imparatorunu dize getirmişiz. Senin tacını iki dakikada sadece indirmekle kalmaz, kaynar kazanlarda seni haşlar, istersek salçanı bile çıkartırız. Haddini bil(!)

Bu örgüt sanmayın ki sadece üç sebzeden mürekkeb. Bunlar sadece bugün elebaşları. Bunlar çete,çete. Bunlar kılıktan kılığa girerler ve bizleri kandırmaya çalışırlar. Bir gün karşımıza soğan kimliğiyle çıkarlar. Başka bir gün Patates. Baktılar, istediklerini elde etmediler, lahanayı meydanlara salarlar. Bu lahana var ya, dost gibi görünür, ama dış görüntüsüne aldanmamak lazım. Yüzünü iyi gösterir, ama kalbi fesat dolu. Yapraklarını bir bir soyunca foyası meydana çıkar. Bu sinsi sebzeyle her kes baş edemez, sadece İşbilen güçlü eller baş eder. Aksi takdirde bizleri yapraklarının altında ezer. Biz kaçın kurasıyız. Kendimizi değil bir lahanaya, feriştahına ezdirmeyiz. Bil akis bize kast edenlerin bostanlarına gireriz, evvel Allah(!)

Bir de utanmadan sıkılmadan saçı başı birbirine dolanmış, kendini bilmez soğan çıkardılar. Güya gözlerimizi yaşartacaklar. Sen kimsin ya. Bizim müsamahamız olmazsa sen nerede yetişeceksin, ey nankör sebze. Sana toprak verdik, gübre verdik, hastalıktan korumak için ilaç verdik. Sen utanmadan sıkılmadan hem gözlerimizi yaşartmaya uğraşıyorsun hem de cüzdanımızı eksiltiyorsun. Sen ne tipsin be, gören de bir şey beller. Biz istersek seni yerinde gömülü bırakırız. sittin sene gün yüzü görmezsin. Ama bakıyoruz ki kalleşlik senin cibilliyetinde var.

Seni çuvala doldurur, sokak sokak dolaştırarak yaptıklarının hesabı sorar, dünyayı dar ederiz(!)

Hıyar var ya hıyar. Ona kimliğini biz kazandırdık. Dün daha kadar hıyarın ‘H’sini kimse bilmezken biz onu tanıttık. Neydi adı biliyor musunuz? Salatalıktı, salatalık .Baktık bu salatalığı kimse bu lakapla bilmiyor, hemen kampanya çalışması yaptık ve oybirliğiyle karar alarak isim tebdili yaptık. O gün bu gün hıyar tüm dünya tarafından bilinir bir marka oldu. Kimin sayesinde? Elbette bizim sayemizde. Şimdi ne yapıyor bu hıyar?. Hıyarlık yapıyor.

Ah ulan hıyar sen şükret, elimde bıçak yok. Yoksa ben seni dilim dilim doğramasını bilirim. Sakın kurtulduğunu zannetme, nefesim ensende. Sen bize komplo kuran kripto sebzenin en hıyar versiyonusun(!)

Sebzeler, meyveler; hepinize sesleniyorum, kendinize çeki düzen verin ve memleketin evlatlarını üzmeyin.

Aksi takdirde önümüzdeki mevsimlerde bizim topraklardan istediğiniz gibi toplanıp rekolte elde edemeyeceksiniz(!)

Son kez uyarıyoruz; ya kendi doğallığınıza gelirsiniz, ya da afra tafranızı alır gidersiniz.(!)

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ