Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,74 / Satış: 6,77
€ EURO → Alış: 7,56 / Satış: 7,59

Vatandaşa Yardımda Ayrım, Kayırım mı Olur?

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 06.04.2020
  • 414 kez okundu

Malum, dünya karşı karşıya olduğu salgın nedeniyle alışagelmiş birçok düzeni değiştirmeye zorluyor. Sınır ve kimlik tanımayan bu ölümcül illetin devletlere onlarla müteşekkil insanoğluna vereceği tahribatın sınırlarının nereye kadar uzanacağını kimse bilemiyor.

Her devlet kendine özgü şartlar altında önlem almaya çalışıyor. Bazı devletler başta bu illeti küçümsemesinin bedelini yitirdiği on binlerce can ve derinden etkilenen milyonlarca insanın, doğal ve sosyal yaşam düzenlerini kaybederek ödüyorlar.

Bu kayıpları minimize etmeye her devletin niyeti olsa da, gücü ve birikimlerinin yeterli olmadığı faş oldu.
Almanya, Kanada, İngiltere, Fransa gibi devletler kendi vatandaşlarının zayiatlarını telafi etmenin formüllerini devasa para rakamlarıyla açıkladılar. Hiç kimsenin işini kaybetmeyeceğini, hiçbir firmanın kapanmasına müsaade etmeyeceklerini garanti ettiler. Devletlerinin yeterli olan güçlerini ve birikimlerini seferber edeceğini paylaştılar.

Bu salgınla tüm dünya gibi bizim ülkemiz de mücadele veriyor. Mücadele alanları hemen hemen aynı yöntemlerle sürüyor. Yalnız aramızda birkaç alanda hem siyasi mentalite hem de güç-birikim farklılıkları var.

AKP Hükümetinin ilk etapta açıkladığı destek kalkanı paketinin muhtevası, yukarıda belirtiğim dört ülkenin paketlerinin yanında ancak teselli ikramiyesi gibi kalır. Aynı nüfusa yakın olduğumuz Almanya’nın öncü paketi nakit 550 Milyar Euro civarında. Bizde açıklanan paket ise 13,5 Milyar Euro civarında. Bazı aklı evvel vatandaşların ‘’bizi kıskanıyorlar’’ dedikleri ülkelerin destek paketleriyle kendi ülkelerinin açıkladıkları paketleri yan yana koyup aradaki farkın ayırdında olurlar mı? bilemem.

Aramızda bu devasa farkın nerelerden kaynaklandığı açıklamak için başlı başına kitaplar dolusu yazılar gerektirir.

Konuyu dağıtmadan devam edeyim.

Bizim paketin muhtevasında bulunan kolonya ve maske ile dertlere deva olunacağını zannedenler acaba bugün ne düşünüyorlar? Hele yeni konut almak isteyenler için getirilen peşinat avantajının koronayla mücadeleye hangi katkıyı sunacağını hala çözemedim.

Hükümetin ilk açıkladığı destek kalkanına katkı sağlamak ve vatandaşa yardım amacıyla bazı büyükşehir belediyeleri kendi çaplarında kampanyalar yürüttüler.

Bu başarılı ve olumlu intiba bırakan kampanyaların öncülüğünü başarılı şekilde İstanbul ve Ankara çekerken birden hükümet tarafından frenlendi. Gerekçeleri; belediyelerin valiliklerden özel izin almadan kampanya yapmaları ve yardım dağıtmaları kanuna aykırıymış. Devlet içinde devlet olmazmış.

Bu olağan üstü durumda muhalefet belediyelerinin vatandaşlara vermek istedikleri yardımların önünü keserek banka hesaplarına bloke konmasının ahlaki ve vicdani tarafını bulamadığım gibi dayandırmak istedikleri kanun maddesine de rastlamadım.
Kaldı ki geçmiş son 25 yılı incelediğinizde hemen hemen her hükümet dönemlerinde belediyeler aracılığıyla yardım kampanyaları toplanmış. Bosna’ya yardım amacıyla Süleyman Mercümek tarafından buharlaşan paraların çoğunu, o zamanki belediyeler tarafından toplanıldığını cümle alem biliyor.

Keza 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra şehit ailelere verilmek üzere yardım kampanyalarının bir kısmının belediyeler üzerinden yürütüldüğün de hafızalarımızda tazeliğini koruyor.

Bugün özellikle İstanbul, Ankara, Adana gibi büyükşehir belediyelerini CHP’nin kazanmasından sonra hükümetin tavrının eşitlik ve adalet ilkelerinden çok uzaklaştığını gösteriyor.

Elbette yapılan yanlışları belirterek, eleştiri hakkımızı kullanacağız. Fakat; artık ruhumuzu daraltan siyasi dar gömlekleri soymak zorundayız. Kalbimize saplanan tüm siyasi armaları sökmeliyiz. Yapılan yanlışlardan bir an önce kurtulmanın yollarını bulmalıyız.

Bu ülke hepimizin. Vatandaşların verdikleri oylar üzerinden ayrım yapmadan, hakkaniyet belirleyici ölçümüz olsun.
Yaralarımız çok derin. Bir an önce bu yaraları sağaltacak çareler yerine sen-ben kavgalarına devam edersek çok daha dibe çökeriz.

Tarih kutuplaşmalar yüzünden tökezleyen ülkeleri yazıyor. Aynı tarih birleşerek yükselen ülkeleri de sıralıyor.
Bu salgın dünyada tüm paradigmaları değiştiriyor. Bundan kimsenin kaçması mümkün değil. Ama bu paradigmaları
ne kadar çabuk bizim lehimize çevirsek o kadar zararımız azalır.

Bütün belediyeler devletin bir parçası. Seçilerek göreve gelirler. Bütün demokratik ülkelerde olduğu gibi meşrudurlar.

Bu bağlamda seçilenlerin aslında atananların da üstünde bir yetkinlikleri vardır. Ve bu yetkinliği haklı olarak AKP ilk kurulduğu dönemlerde yüksek perdeden dile getirmiştir.

Dolayısıyla hükümetin ayrım-kayırım yapmaksızın, tüm belediyelerle beraber, omuz omuza vererek vatandaşa yardım etmesinde ne sakınca olabilir ki?

En son cümlemi Platon’dan alıntılayarak bitireyim: Platon, bir insanda en büyük güç olan aklın, ölçülülükle birleştiği zaman, en iyi devlet düzeni ve en iyi yasaların oluşumunun gerçekleşeceğini belirtiyor. Ona göre bir devlette yasalar çiğneniyorsa, yıkılış kaçınılmazdır; ama yasa yöneticilerin üstündeyse ve yöneticiler ona sadakat gösterir ise, devlet güçlenerek yücelir.
[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ