Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Vazgeçmek kolaydır… Kalıp da savaşmak lazım…

Tamer Yazar
Tamer Yazar
  • 16.08.2019
  • 333 kez okundu

Sonuna kadar git, deriz ya hani…

Peki, kaçımız…
Kaçımız gider o SON’a ?
Kaçımız mücadele eder, ısrarla ?
Kaçımız vazgeçmez ve adımlar inatla ?

Ben mi ?

Emin değilim…

Bugünün hikayesi buna dair, kendinden emin bir şekilde adımlayanlara dair, ki ihtiyacımız olanı bize verenlere dair…

O zaman hikayemiz gelsin ve güne de noktayı koysun…

İki sene önce eşim bir iftiraya uğradı. İşinden atıldı ve hapse girdi. Eşyamıza haciz geldi. Ev alıyorduk, ama ödeyemeyince banka el koydu.

Hayatımın en zor zamanlarıydı. O günler gitsin inşallah, bir daha geri gelmesin. Üç yaşından küçük iki çocukla, biraz annemlerde, biraz kaynanamlarda… O kadar çok zor günler geçirdim ki, ancak yaşayan bilir.

Altı ay sonra eşim hapisten çıktı. Ben, sonuna kadar inanıyorum, eşim suçsuz… Ama kimse inanmadı. Günlerce iş aradı, ama maalesef bulamadı. Ev ev üstüne yaşamak, sanki bir azap.

Her şeyimiz göze battı. Kaynanamlarda bir süre kaldık, ama bize etmediğini bırakmadı. Oysa ben, evin bütün işini yapıyor ve harçlığımı çıkartmak için patik örüp internetten satıyordum. İçtiğimiz çay, kahve, hatta çocukların sütü bile sorun oldu. Büyük bir kavga sonunda annemlere gittik. Bir süre kalınca, bu sefer babam başladı eşime… “Kızıma, torunlarıma bakıyorum, bir de sana mı bakacağım” diye. Eşim çıktı, ben de çocukları aldım peşinden gittim. Ucuz bir pansiyon bulduk, orada kalıyoruz. Eşim ağlayarak… “Ayrılalım” dedi. “Sen, ailenin yanına git, ben ailemin yanına. Ben, çocukların birini alayım, sen birini al.” ‘Hayır’ dedim. Gerekirse dileneceğiz, ama ailemizi dağıtmayacağız. Eşimle birbirimize sarılıp ağladık. Çocuklar da ağlamaya başladı bizi görünce. Koro halinde ne kadar ağladık, bilmiyorum. Bütün gece dua ettik eşimle, gözyaşı döktük. Rabbimden, bize bir rızık kapısı açması için…

Ertesi gün televizyon açıktı. TRT belgeselde bir program çok ilgimizi çekti. Şehirde yaşamaktan usanan bir aile, köye yerleşmiş. Sebze ekiyor, hayvan yetiştiriyor. Çok ilgimizi çekti. Pür dikkat izledik. Belgesel bitince, eşimle göz göze geldik ve gülümseyerek… “Senin de aklından aynı şey mi geçiyor” dedi.

“Evet” dedim. Eşimin dedesinin, köyde terkedilmiş bir evi vardı. Bakımsızlıktan nerdeyse dağ olmuş, bağ ve bahçenim içinde. Köye uzak, bakımsız, terkedilmiş toprak bir ev. Hoş, köyde de kimse kalmamış zaten, bir kaç yaşlıdan başka. Senede bir iki kere pikniğe giderdik, o kadar.

Evi, bahçeyi temizledik. Dedenin sepetli motoru, biraz tamirden sonra çalıştı. Bahçeyi temizleyip, milletin yol kenarlarına çuvalla attığı soğanları, çillenmiş patatesleri ucuza alıp bahçeye diktik. İlk zamanlar evde elektrik bile yoktu. Mum yakıyor, ocak yakıp bir şeyler pişiriyorduk. Eşim eski asker olduğu ve belki aylarca dağlarda kaldığı için yiyecek bir şeyler buluyordu. Avlanıyor, balık tutuyor, mantar topluyordu. Elektrik, su, kira derdi yok. Köy hayatı, şehir gibi değil. Gidip biraz ot topluyorsun, sana yemek oluyor. Şehirde her şey para.

Daha önce çiftçilik yapmadığımız için, bilmediklerimizi köyün yaşlılarına sorduk. İnternetten araştırdık. Epey tecrübe edindik. Tavuk alacak paramız olmadığı için, civciv alıp büyüttük. İneğe, koyuna gücümüz yetmediği için, iki oğlak alıp büyüttük. Üşümesinler diye, bebek gibi yanımızda yatırdık bahara kadar. İlk kışımız da çok zor geçti.

Şimdi çoğaldılar. Tavuklarımız ve keçilerimiz var. Dolayısıyla yumurtamız, sütümüz artık bedava. İnek paramız nerdeyse birikti. En önemlisi de, kimsenin minneti altında yaşamıyoruz. Ailemiz dağılmadı. Ailelerimizle de barıştık. Evi, bahçeyi, hayvanları görünce çok şaşırdılar. Bizi çok takdir ettiler. Her geçen gün yeni bir kazanç kapısı buluyoruz. Mesela evin önündeki ağaçlara bakıp, dibini yapınca, sulayınca, meyve vermeye başladı. Koca ağaç ‘karadut’ vardı. Ben bunu meyve olarak satmak yerine, reçel yapıp satmayı düşündüm. Küçük kavanozlara reçel yaptım. Sebzeleri turşu yaptım, domatesleri salça. Fikrim işe yaradı, iyi para kazandık. Asma yaprağını salamur yaptım. Hem bozulmuyor, hem yıl boyunca satma imkanı var.

O kadar mutluyuz ki. Hayatımız alt üst oldu derken, nereden bilirdik, altının üstünden güzel olabileceğini. Çözüm aramayıp ayrılsaydık, ailemiz parçalanıp gidecekti. Belki birilerine örnek olur diye yazmak istedim. Rızık Allah’tandır ve aramak lazım. Nerede bulunacağını bilemeyiz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ