Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,69 / Satış: 6,71
€ EURO → Alış: 7,22 / Satış: 7,25

YAŞANANLAR… Ben, sen o, aynı gemideyiz…

Tamer Yazar
Tamer Yazar
  • 27.03.2020
  • 507 kez okundu


Yol uzun, uzak…
Kalbimizden başka pusula da yok, gövdemizin cebinde…

…demiş Sezai Karakoç, ki çok haklı, hele ki bugünlerde !

Koronavirüs denen yeni gerçeğimizin bizlerde yeni (!) BİZLER yarattığını fark ediyoruz muyuz peki ?

Değişiyoruz…
Sessizleşiyoruz…
Deve kuşu misaliyiz…
Kafamızı kuma gömüyoruz…
Her şeyi unutup kaybolmak için…

Ama olmuyor…

Her kumdan çıkışımız, duvara da toslayışımız oluyor…

İspanya’da, Madrid’de bir hastanede yaşananlara denk geliyoruz mesela… ve söylenenlere… Konuşan mı ? Bir hemşire… Son 24 saatte yaşananlarla ilgili söyledikleri mi ? “Çok zordu… Yüksek ateşli hastaları saatlerce bekleme salonunda bekletmek zorunda kaldık… İş arkadaşlarımın çoğu ağlıyordu… Çünkü kendi başlarına, yakınlarını son kez göremeden ölen hastalar vardı…”

İspanya, 6 bin 820 kişinin hayatını kaybettiği İtalya’nın ardından en fazla ölümün görüldüğü ikinci ülke… Salgının kontrol altına alındığı ve ölüm oranının azaldığı Çin’deki toplam can kaybı ise 3 bin 270…

Ben bu yazıyı yazarken, bu rakamların yerini yenileri alacak, bunu da biliyoruz değil mi?

Hatta siz bu sayfayı okuyup, diğer sayfaya geçerken de…

Bir arkadaşım şöyle anlatmış ruh halini…


Eskiden bu kadar değildi…
Şimdi daha çok okuyorum sanırım…
Ama bazen, aynı sayfaya dalıp gittiğim oluyor…
Ardından, tekrardan ilerliyor gözlerim kelimelerde…
Ama bir diğer cümleye geçerken, bir şeyi fark ediyorum…

Aslında okumak için okumuyorum !

Unutmak istiyorum…
Şu an içinde olduğum her şeyi…
Kulağıma çalınan haberlerin hemen hepsini…

Eskiden olsa, sırt çantamı hazırlar, seyahate çıkardım…

Şimdi mi ?

Evin bir salonundan diğerine adımlıyorum… Çalışma tempom yüzünden 1 senede izlemediğim kadar film izledim şu son birkaç günde… Filmlerden aldığım molalarda mı ? Cep telefonumun ekranında akıp duran cümleler arasında benle sohbet etmeye çalışan insanların sanal ruhlarına dokunuyorum… Birbirimize emojiler gönderiyoruz… Gülümseyen, somurtan, dil çıkaran yüzler… Garip olan nedir biliyor musun ? O an gülümsemezken, gülümseyen bir surat gönderiyor oluşun… Kendimizi mi kandırıyoruz, yoksa karşımızdakini mi, bilmiyorum…

Geçen gün bir cümle okudum…

“Çocukluğumun masallarından birine dalıp gitmek istiyorum”, diyen bir cümle… Aslında şimdi tam sırası ! O masalların hep MUTLU sonla biten hikayeleri içine dalma zamanı… Aksi halde, bizi hapsettikleri evlerimizin dijital ekranlarında kaybolup gideceğiz ister istemez…

Haksız mı ?

Peki, BEN NE HALDEYİM, diye sorun bir kendinize…

Evdeyim, ama…

FARKSIZ MIYIM, diye bir sorun…

Ardından biraz düşünün, en çok da, çocukluğunuzun masallarını… 😉

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ