Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,12 / Satış: 6,14
€ EURO → Alış: 6,64 / Satış: 6,66

“Yeryüzü cennetine ‘Yaşayan İnsan Hazinesi’ ödülü …!”

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 14.02.2020
  • 709 kez okundu

İpek ve ipek böceği yetiştiriciliği, aslında çok eski bir tarihe kadar uzanır. İpekçiliğin; M.Ö. 300 yıllarında Çin İmparatorluğu döneminde, sarayın bahçesinde, dut yapraklarıyla beslenen tırtılların gözlemlenmesi neticesinde gerçekleştiği anlatılır.

Aslında İpek, bugünkü uygar, geçmişin barbar kavimlerinden oluşan batının çok da bildiği bir şey değildir. “İpek Yolu” ile batı, bu parlak ve şaşırtıcı elyafı tanımış ve başta giysileri olmak üzere, günlük kullanımına sokmuştur.

İpek böceğinin Anadolu’da yaygınlaşması ise Bizans döneminde, Imparator Justinien tarafından Türkistan’a gönderilen iki rahip sayesinde olmuştur. İpek üretimini öğrenen rahipler, bastonlarının içine sakladıkları kozaları Anadolu’ya kazandırmışlardır. İpekçilik, o dönemlerde öylesine büyük bir öneme sahip olmuştur ki, bir devlet sırrı, uğruna ajanlık yapılan bir sanat olarak kaynaklarda yerini almıştır.

İpek, Anadolu’da aslında çok da bilinen bir şey değildir. Anadolu topraklarında ipekçiliğin tarihi, Doğu Roma İmparatorluğu’na kadar uzanır. Ve Anadolu’daki Roma uygarlığının iki merkezi, Hatay (Antiochia) ve Bursa (Prusa), ipekçilik ve ipek böceği yetiştiriciliği konusunda öncülük yapmıştır.

Ancak tarih kitaplarına baktığınızda, milattan önce 500’lü yıllarda, “Doğunun Kraliçesi” olarak bilinen Antakya’da ipekçiliğin adı ilk olarak geçer. İpek yetiştiriciliğiyle ilgili İmparatorluk kaynaklarında az da olsa çeşitli bilgilere rastlarsınız (O dönemlerde Doğu Roma İmparatorluğu’nun en önemli kenti, 500 bini aşan nüfusuyla Antakya’dır ). Özellikle bugünkü Samandağ ve Vakıflı (Anadolu’da bugüne kadar ulaşan ve yaşayan tek Ermeni köyüdür) bölgesinde, Roma sonrası “Ortodoks Rumların” en önemli geçim kaynaklarından biri ipekçilik ve ipek böceği yetiştiriciliğidir. Buna, hem iklim hem de bitki örtüsü son derece uygundur.

İpekçilik aslında, Hatay’da, Hristiyan kökenli yurttaşlarımızın ilmek ilmek geliştirdiği bir sanat ve üretim biçimidir. Şal, kravat, mendil, elbise, eldiven gibi ipekten üretilmiş pek çok ürünü, Hatay’da, özellikle Samandağ bölgesinde bulmanız mümkündür.

Bölgenin çalışkan, dürüst, güvenilir, inançlı ve kararlı Arap-Alevi yurttaşları da, İpek böceği yetiştiriciliği ve İpekçilik konusunu Hristiyan yurttaşlarımızdan bir ölçüde devralmış ve günümüze kadar getirmiştir.

Neden buna değinme ihtiyacı duydum biliyor musunuz…!

Hemşerimiz; Defne Gümüşgöze’li, 80 yıldır ipek böcekçiliği yapan Hasan Büyükaşık (Büyükaşık Ailesi, Antakya’da dürüst, çalışkan, güvenilir ve köklü bir ailedir), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan “Yaşayan İnsan Hazinesi” Ödülü aldı.

Öncelikle onu tebrik ediyorum…

Aslında bu ödül sadece Sayın Büyükaşık’a değil, tüm Hatay’a verilmiş oldu…

Çünkü unutulmaya yüz tutan, aslında bir sektör olarak da varlığını sürdürme konusunda inatçı bir direniş gösteren İpek böcekciliği yetiştiriciliği ve İpekçilik, mutlaka Hatay’da desteklenmelidir. Başta Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Lütfü Savaş olmak üzere, herkesin bu desteğini mutlaka sürdürmesi gerekir.

Özellikle Türkiye’nin her tarafına yayılan kalitesiz ve doğal olmayan Çin İpeğine karşılık, Anadolu’nun dolgun, saf, parlak ipeğinin mutlaka anlatılması gerekir. Hatay’ın, bu konuda bir üretim ve ihracat deposu haline gelmesi de mümkündür.

Gelelim “Yaşayan İnsan Hazinesi” ödülü alana…

Hasan Büyükaşık kimdir?

“1934 yılında Hatay ili Harbiye Beldesi Gümüşgöze Köyü’nde doğar. İlkokul mezunu olup, ipek böcekçiliğe ve dokuma işine 7 yaşında başlar. Mesleği, babasından öğrenir. 1950 yılında kendi evinde ilk tezgâhını kurar. Kendisi de çocuklarına bu mesleği öğretir. 2011 yılında, İstanbul Kültür Üniversitesi tarafından, Hasan Büyükaşık’ın hayatını anlatan ‘Büyükaşıklar’ Belgeseli çekilmiştir. 2017 yılı Mayıs ayı içerisinde Antakya Ottoman Palace Otel’de düzenlenen ‘Hatay Sarısı İpek Turizm Çalıştayı’nda kendisine plaket verilmiştir. Bunların dışında, sayısız belgesel çekimine konu olmuş Hasan Büyükaşık, halen kendi evinde, geleneksel yöntemlerle zanaatını icra etmeye devam etmektedir. ”

Aslında Hatay’da ipekçilik, bir kutsal ayin gibi yapılır…

Bu konuda geçmişi ve üretim kültürü biraz önce söylediğim gibi Roma yıllarına kadar dayanır…

Antakya Gazetesi’nden, Gazeteci dostumuz Cemil Yıldız’ın anlatımına göre, Hatay’daki ipekçilik şöyle yapılıyor;

“Hatay da ipek üretimi, kutsal bir ayin gibi yapılırmış. Serin bir ortamda, rutubetsiz ve temiz bir kap içinde saklanan tohumlar, baharın gelişi manasına gelen Hıdrellez haftasında, beyaz bir bez içine konulup, gül fidanına asılırmış. Hıdrellez günü, evin küçük kızı, bezi fidandan alır ve bakım odasına götürürmüş. Hıdrellez kaması olarak anlatılan bu işlemden sonar, ipek böceği tohumlarının olduğu bezi, evin en yaşlı kadını göğsünde tutarmış. Tohumların hayat bulması için gerekli ısının sağlanması, tohumların birkaç gün kadınların koyunlarında bekletilmesiyle olurmuş. Belki de bu yüzden, ipek giysiler kadının güzelliğine güzellik katıyor, kadınla bütünleşiyor. Bu yitik bir gelenek, bir söylence olarak, ipekle ilgili yapılan sohbetlere renk katan bir hikaye olarak kalmıştır.”

Üretimden başka çıkış yolu olmayan Türkiye ve Hatay’ın, yerel değerlerine bir an önce sahip çıkması gerekiyor…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ