Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 8,66 / Satış: 8,69
€ EURO → Alış: 10,14 / Satış: 10,18

Yolumuz Antakya’dan Geçti

Yolumuz Antakya’dan Geçti
  • 20.08.2018
  • 1.591 kez okundu

Posta Yazarlarının kaleminden, ‘Biz’…

‘POSTA’ ile Kentler Zirvesi’nin ilk durağı Silivri olurken, geride kalan günlerin son adresi ise Antakya oldu. Posta Gazetesi’nin kadim kent durağına katılan isimlerden biri Nedim Şener olurken, kaleme aldığı yazının başlığında ise Antakya Arkeoloji Müzesi’nin en değerli parçasına işaret etti… “Ergenekon sanığı Kral Şuppiluliuma!”

Türkiye’nin kentlerini yazmak için ‘ziyaret’ etme geleneğini sürdüren Posta Gazetesi, 2018 senesi başında start verdiği bu ziyaretleri Antakya ile devam ettirdi. Bu konudaki bir açıklamada, “Posta olarak; gelişen, değişen, büyüyen kentlerin sesi olmayı gururla sürdürüyoruz. Tarihinden mutfağına, sosyal yaşamından eğlence hayatına, yerel kültüründen eğitimine kadar kentlerimizi sizlere tanıtmak için yazarlarımızla sizleri ziyarete diyoruz” denirken, “Yaşayarak, gezerek, görerek yazmak çok önemli” mesajının altı özenle çizildi.
Antakya özelinde Hatay’ın kültürünü, yemeğini, tarihini ve yatırımlarını yerinde görme imkanı bulan Posta Gazetesi Yazarlarının bizler için söyledikleri mi? O zaman isim isim o yazılanlara yakından bir bakalım!
-HALUK LEVENT-
Hatay, Ortadoğu ve Anadolu arasındaki konumu, bir tarafı Akdeniz’e açılan stratejik önemi ve doğasıyla tarih boyunca cazibe merkezi olmuştur. Binlerce yıldır uğradığı işgal, talan ve deprem gibi birçok felaketten, içinde barındırdığı farklı din ve etnik kökenden insanların dayanışmasıyla yeniden yapılanmış, ayakta kalabilmiş. Bu açıdan bakınca Hatay’da tüm insanlığa çok önemli dersler var.
Dünya zor bir dönemeçten geçiyor. Bir yanda küresel ısınma ve insan kaynaklı çevre felaketleri, bunları büyüten dev çıkar kutuplaşmaları, sıcak, soğuk, fiziki, dijital yüzlerce sür git savaş, ırk, din, fikir tanımadan topyekûn insanlığın geleceğini tehdit ediyor. Artık insanlığın, bir çocukluk yanılsaması olan farklılık masallarından kurtulması, her dinden, her ulustan insanla omuz omuza, dünyanın ve dünyadaki tüm canlılığın sorumluluğunu hep birlikte alabilecek olgunluğa gelmesi gerek.
Bunu küçük ölçekte yaptık. Hatay’da binlerce yıldır yaptığımızı artık dünya ölçeğine taşımamız gerek. Dünya; bir tek bizim inancımız, uygarlığımız, mahallemizden oluşmuyor ve böyle bir şey de asla olmayacak.
Giderseniz göreceksiniz; çeşitli farklarımız var görünse de, birbirimizle barış ve huzur içerisinde rengarenk bir hayatı binlerce yıl yan yana yaşayabileceğimizin kanıtı, Hatay’da hâlâ dimdik ayakta duruyor.
-ŞORAY UZUN-
Hatay’dan ayrılırken bu şehir bana bir şeyi tekrar hatırlattı:
-Her gün oluk oluk kanın aktığı bu coğrafyada kardeşçe yaşamak bal gibi mümkün. Hatay bunun en güzel örneği. Bu şehirde her dinden, her mezhepten binlerce insan yüzyıllardır barış içinde yaşıyor.
-BİLAL EMİN TURAN-
Destek verilmesi halinde, Türkiye ekonomisine önemli katkılar sunmaya aday. Akdeniz Havzası’ndaki 42 ülkeyle komşuluk yapması da, ihracat ve ticaret potansiyelini gösteriyor. Hatay, 2.3 milyar dolara ulaşan ihracat hacmiyle Türkiye’nin en çok ihracat yapılan 16’ncı ili. Ayrıca üç kutsal dinin kesiştiği bir yer olarak hem kültür hem de inanç turizmi açısından oldukça avantajlı.
Hatay’ın ekonomisini canlandırmak için yapılan projelerden biri de, Hatay Deniz Otobüsü (HADO) Projesi. 3.8 milyon Euro’ya 35 Knot’lık bir gemi alındı. Proje onay bekliyor. Ancak Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, projenin onaylanma sürecinde yaşadıkları bürokrasiden şikayetçi. Aldıkları geminin faaliyete geçmesi için iki aydır kıyıda bekletildiğini ifade eden Savaş, onay alınırsa, Hatay’dan Mersin ve Kıbrıs’a deniz yoluyla ulaşım sağlanacağını hatta 3 saatte Beyrut’a gidileceğini söyledi.
-SEVİM BÜYÜKTAŞ DEMİR-
Hatay Büyükşehir Belediyesi, Suriyeli çocukların eğitimiyle ilgili birçok projeye imza attı. Bunların en önemlisi, belediyenin kardeş şehirleri Almanya’nın Kiel ve Aalen kentleri ile birlikte Reyhanlı’da yapılan 24 derslikli okul. Reyhanlı’nın büyük çoğunluğunu Suriyeliler oluşturuyor. Onun için, bu okul, Suriyeli çocukların eğitiminin aksamaması için büyük önem taşıyor. Okulun hemen yanında, yine Hatay Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan büyük bir spor kompleksi var. Burada farklı branşlarda eğitimler veriliyor. Kardeş şehirlerin desteğiyle Altınözü’nün Hacı Paşa Köyü’nde de 4 derslikli bir okul yapıldı.
Okulun Suriyeli çocukların eğitimleri için önemli olduğunu söyleyen Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, “Suriyeli çocuklara yarım kalan eğitimlerine Türkiye’de devam etme imkanı veriyoruz. Savaş mağduru ve eğitimden yoksun çok çocuk var. Bugün kalem tutamayan çocuklar, yarın silah tutacak. Sadece bu coğrafya için değil, tüm dünya için sorun olacak. Bu nedenle eğitime çok önem veriyoruz. Adaptasyon sorunu yaşanmasın diye şu anda 100 Suriyeliye Türkçe eğitim veriyoruz” dedi.
-SABANUR KIRAÇ-
Son yıllardaki gelişmelerle Suriyelilere ev sahipliği yapmaya başladığını duymuş ve okumuştum. Bu durum, açıkçası Hatay’a yapacağım ziyaretlerde beni tedirgin ediyordu. Bu kadar yoğun bir Suriyeli istilasıyla eskisi gibi yaşanır bir yer olabilecek miydi Hatay? Ancak birkaç gün önce yaptığım gezide gördüm ki, Hatay Büyükşehir Belediyesi, topraklarına yerleşen Suriyelilere destek vererek hem Hataylıları hem Suriyelileri refahta tutmayı çok iyi başarmış.
Yetişkin bir kadın gözüyle ilk kez Hatay’ı keşfetme imkanı buldum. Bu sefer gözüm kadın ve çocuklardaydı. Modernlik ve eğitim seviyesinin hangi noktalara geldiğini görmek istiyordum. Bu bağlamda gözüme ilk çarpan yer, Hatay Büyükşehir Belediyesi Spor Kompleksi ve Yaşam Merkezi oldu. Bugüne kadar gördüğüm en başarılı sosyal tesisti. 25 spor branşını bünyesinde bulunduran, verdiği ücretsiz eğitimlerle gençleri ve çocukları sporla tanıştıran bu kompleks, gerçekten görülmeye değer.
-KEREM KÖFTEOĞLU-
Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Hatay, sahip olduğu tarihi ve kültürel birikimini artık geleceğe taşımak istiyor. Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, kentin diğer rakiplerin önüne geçerek EXPO 2021’e ev sahipliği yapmaya hak kazandığını hatırlattıktan sonra, “Kentimizi bir turizm ve ticaret merkezi yapmayı amaçlıyoruz. EXPO’nun yaratacağı rüzgârdan da yararlanarak, Hatay’ın önümüzdeki yıllarda 1 milyon turisti ağırlamasını hedefliyoruz” diyor.
Hatay’ın birçok konuda ilklerin öncüsü olduğunu belirten Doç. Dr. Savaş, kentin Kurtuluş Caddesi’nin dünya üzerinde ışıklandırılan ilk cadde olduğunu söylüyor. Kurtuluş Savaşı’nda da düşmana ilk kurşunun Hatay’da sıkıldığını belirten Doç. Dr. Savaş şunları söylüyor: “Habib-i Neccar Camisi, Türkiye sınırları içinde inşa edilen ilk cami olma özelliğini taşıyor. Cami ismini Hz. İsa’nın havarilerine ilk inanan ve bu nedenle yaşamını kaybeden Habib-i Neccar’dan almış. Hatay Müzesi sergi alanı olarak dünyanın en büyük, mozaik eserleriyle de dünyanın 2’nci mozaik müzesi. Tarih, doğa zenginliğimizin yanı sıra, ziyaretçilerimize tarifleri yazılmış 600 çeşit yemek sunabiliyoruz.”
8 bin 500 yıllık tarihinde dünyada yaşayan 23 medeniyetin 13’üne ev sahipliği yapan ve üç semavi dinin yıllarca kardeşçe yaşadığı Hatay’da; dünyanın 2’nci mozaik müzesi olan Hatay Müzesi, Arkeoloji Müzesi, St. Pierre Kilisesi, Habib-i Neccar Camisi ve Antakya Kalesi’ni gezin. Antakya’nın eski şehir merkezindeki dar sokakları ve eski Antakya evlerini mutlaka keşfedin.
-NEBİL ÖZGENTÜRK-
Asırlar boyu çok dilli, çok dinli olması nedeniyle de ‘medeniyetler buluşması’nın örneğidir. Zaman zaman hırpalansa da, kem gözlere batsa da cazibesini korumaktadır. Çan, ezan ve hazan kentidir Antakya bu yüzden.
Bu çok kültürlü yapısı nedeniyle lezzetin de başkentlerinden biridir. Adana gibi, Mardin gibi adı anıldığında yemeğiyle de öne çıkar. Hatta sıkça bir tanımlama yaparım pek çok yazı ya da belgeselimde. Oruk olarak bilinen Antakya köftesinin lezzetli olmasının sırrı, asır boyu süren el emeğidir.
O köftenin harcında, Türkmen kadınlarının emeği, Musevi annelerin göz nuru, Alevi ablaların lezzet ustalığı, Katolik teyzelerin el atması, Ermeni kadınlarının işçiliği, Arap kadınlarının sabrı, Süryani ninelerin şenliği vardır. Bu yüzden lezzet fışkırır Antakya evlerinden…
Hele ki Samandağ’ın lezzetleri zirve yapar. Üç gün üç gece emek verilerek yapılan onlarca anne yemeği, kınalı el sofraları. Antakya’ya her gidişimde, sofraya ‘dostlarımın ve sevdiklerimin yoğun olduğu’ Samandağ’da başlar, Harbiye’de devam eder, Antakya merkezde künefeyle sonlandırırım.
-RIZA SÖNMEZ-
Hatay Mozaik Müzesi’nde bir şişe şarap, iki somun ekmekle keyif yapan yani “NEŞELİ” iskeletinden mesaj var. Millattan sonra 3. Yüzyıldan getirdiği mesajda diyor ki “Ölüm kapıda neşelen, tadını çıkar elindekinin.” Aç şimdi interneti Hatay’a bir hafta sonu kaçamağının planını yap. Eğer damağından Hatay lezzetlerini geçirmediysen bu dünyadan damağın mahzun, gözün açık gidersin, bizden söylemesi.
-NEDİM ŞENER-
POSTA gazetesi ekibi olarak kısa süren Hatay gezisinde hak ettiği kadar zaman ayıramadığımız yerlerden birisi ‘Hatay Arkeoloji Müzesi’ oldu. Toprağın altından çıkarılan binlerce eser müzede keşfedilmeyi bekliyor. Müzede karşımıza 1.5 metre uzunluğunda, 1.5 ton ağırlığında bir heykel çıktı. İnanılmazdı, yıllardır adını duyduğum Hitit Kralı Şuppiluliuma, çakmak çakmak gözleriyle karşımdaydı.
Kral Şuppiluliuma ile 2009’a dayanan çok özel bir ‘hukukumuz’ vardır. 2011’de tutuklandığım Ergenekon operasyonunda deliller arasında telefon dinleme kayıtları da yer alıyordu. Bir nevi dava arkadaşım yani! Dava dosyama giren o kayıtlardan birisi de gazeteci Musa Ağacık ile yaptığım telefon görüşmesiydi. Musa Ağacık bir gün telefonla beni aramış. Sekreter arkadaşımız, “Kim arıyor diyelim?” diye sormuş. Musa Ağacık da, “Hitit ülkesi Hattuşaş’tan Nedim yoldaşımın mücadelesine gönülden selam, Şuppiluliuma’nın torunu Musaluliuma dersiniz” demiş. Böylece 3 bin 500 yıl önce yaşamış Hitit Kralı Şuppiluliuma’nın adının geçtiği telefon konuşması da deliller arasına girer. Musa Ağacık’ın ne kadar esprili olduğundan habersiz polisler Şuppiluliuma’nın 3 bin 500 yıl önce yaşadığını nereden bilsin!
FETÖ üyesi polisler kimbilir Şuppiluliuma’nın kim olduğunu araştırmak için neler yapmışlardır. O gün bugündür ne zaman ismini duysam bu yaşadığım trajikomik olayı hatırlarım. O yüzden müzede Şuppiluliuma’nın heykeli beni çok şaşırttı. Kral Şuppiluliuma’nın heykeli ve olağanüstü mozaik koleksiyonu Hatay’ın bence kıymeti bilinmemiş bir hazinesi. Dünyada benzeri bulunmayan eserler için ziyarete açık alanları ve depolarıyla 35 bin metrekare alana sahip müze, Hatay’ın turizm merkezi olması için yeter de artar bile. -Tamer Yazar-

Etiketler: / / / / / / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ