Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 8,30 / Satış: 8,34
€ EURO → Alış: 9,69 / Satış: 9,73

Yorulduk, şehirlerden… Köyden bozma hallerinden…

Tamer Yazar
Tamer Yazar
  • 15.09.2020
  • 264 kez okundu

“Çok düşündük, hatta bavullarımızı doldurduğumuz gibi defalarca boşalttığımızı hatırlıyorum! Hiç kolay olmadı, anlayacağınız! Her gün, bir diğer gün, ‘değişir miyiz’ diye birbirini izledi. Eşimin de, benim de iyi birer mesleği vardı, iyi de para kazanıyorduk ama… Mutsuzduk! Bu, bizle alakalı bir mutsuzluk olmadı hiç! Her gün iç içe olduğumuz hayat, şehir, kokuşmuşluk, sahtelik, yavanlık… Ve karar verdik! O kararın ardından toplanan bavulları ise ulaşacağımız yere kadar açmadık.”

Evet…

Uzun yıllar, İstanbul’da finans sektöründe çalıştıktan sonra YETER deyip, Ege’ye, Muğla taraflarına, satın aldıkları bir köy evine yerleşen bir çifte dair bu sözler… Aslında ŞİKAYET ettikleri şeyler, bizlerin burada, Antakya özelinde şikayet ettiği şeylerden çok da FARKLI DEĞİL…

Azalan YEŞİL…
Artan TRAFİK…
Çukur YOLLAR…
Yükselen BETON…
Kirlenen bir ÇEVRE…
Bozuk bir ŞEHİRLEŞME…
Ve kaybolan KENT SİLUETİ…

Kendi bloglarında da, o gidiş öncesi bir paylaşım yapmışlar…

Dedikleri mi ?


Diyorum ki…
Toplasak tası tarağı,
Kapatsak telefondaki tüm hesapları,
Hiç kimsenin bilmediği bir köye yerleşsek !
Küçük bir bahçesi…
Bahçesinde köpeği…
Yemişler dikelim fidandan…
Biraz da domates falan…
Akşam erken yatıp,
Sabah ezanıyla uyansak…
İlk önce bahçeye inip,
Çiğ düşmüş biberleri toplasak…
Ağaçları sulayıp, fesleğenleri okşasak…
Ayağımız toprağa bassa…
Gelen geçenle selamlaşsak…
Etrafımızda kuş sesleriyle,
Balkonda bir kahvaltı…
Kahvaltıda tereyağlı köy yumurtası…
İkindi vakitlerinde asma çardağı altında,
Komşularla semaverde çay sefası…
Çilek kokusu getiren meltem esintileri ve
Kucaklaşan gönül sohbetleri…
Akşam olunca çeksek perdeleri…
Sobayı yakıp kestane atsak…
Kıvrılıp, miskin bir kedi gibi yerdeki mindere…
İliklerimize kadar uykuya dalsak…
Diyorum ki, gitsek buralardan !
Ardımızda lüzumsuz telaşlar…
Heybemizde yeni huzur…
Tek derdimiz, yumurtlamayan tavuk…
Çürümüş domates…
Çiçeğine dolu vurmuş kiraz olsa…
Ne trafik gürültüsü,
Ne bir yere yetişme arzusu,
Tüm bu kargaşayı şehirlere bıraksak…
Ağrıyan başımızı,
Yorgun ayaklarımızı alıp,
Kirlenmiş ruhumuzla
Yola koyulsak…
Diyorum ki;
Gitsek buralardan…
Ne varsa bizi yaşamaktan alıkoyan.
Arkamızda bıraksak…

Antakya’yı, kadim kenti, eski Roma şehrini, medeniyetler coğrafyasını, tarihin ve kültürün vazgeçilmez destinasyonunu İÇİNDE YAŞANILMAZ hale getirenler de bizleri BENZER paylaşımlar içine itiyor, desem… Hatta bunu yapanların, EN BAŞARILI başkan ünvanlarını ofislerinin başköşesine yerleştirmelerini anlamıyoruz, diye eklesem…

Abartır mıyım ?

Yoksa alıştık mı ?

Azalan YEŞİLE…
Artan TRAFİĞE…
Çukur YOLLARA…
Yükselen BETONA…
Kirlenen bir ÇEVREYE…
Bozuk bir ŞEHİRLEŞMEYE…
Ve kaybolan KENT SİLUETİNE…

Düşünün !
Ama alışmayın !

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ