Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,76 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,35 / Satış: 6,38

Yurtta sulh, cihanda sulh…

Nabi İnal
Nabi İnal
  • 25.10.2019
  • 351 kez okundu

Güney sınırlarımızın gerisinde hareketli günler yaşanıyor.

Bir zamanlar mayınlı bölgelerin temizlenerek tarıma açılması için projeler üretilen güney sınırlarımız, 2011 yılından sonra adım adım dikenli gül bahçesi haline geldi.

Suriye’deki iç çatışmalar nedeniyle, uzunca bir sınır komşuluğumuzun bulunduğu bölgeler güvensiz hale dönüştü.

Bunun sonucu olarakta ,kendi güvenliğimiz açısından, sınırlarımızın ötesinin terör örgütlerinden temizlenmesi yolunda çalışmalar başlatıldı.

Son olarak barış pınarı harekâtını izleyen günlerde ABD ile bir anlaşma yapıldı.

Neticede, ABD Başkan yardımcısı ile varılan mutabakat sonucunda da, güney sınırlarımızın, barış pınarı harekâtının başlatıldığı bölgelerindeki terörist unsurlarının geriye çekilmesi ve bu bölgeden terörden temizlenmesi için harekâta 120 saatlik bir ara verildi.

Bu süre içerisinde terör örgütü, geriye çekilmek suretiyle, o bölgenin terörden arındırılması yolunda önemli bir adım atılmış oldu.

Yine bu arada Rusya devlet başkanı Putinle, Soçi’de sınırlarımızın geri kalan bölgelerin önemli bir kısmının da, terör unsurlardan temizlenmesi için görüşme yapıldı, bu doğrultuda mutabakata varıldı ve 150 saat içerisinde bu bölgedeki terörist unsurlarında geriye çekileceği yapılan anlaşmada belirtildi.

Soçi’deki on maddelik mutabakat anlaşmasında, önemli hususların da olduğu gözlemlenmiştir. Özellikle Suriye’nin, Siyasi ve coğrafi bütünlüğünün sağlanacağı yolundaki madde ve bu maddedeki, Türkiye’nin sınırlarının güvenliği açısından endişelerinin giderileceği yolundaki taahhütler büyük bir önem taşımaktadır.

Bu aşamaya kadar işin askeri cephesi ön plana çıkmış idi. Artık bundan sonra diplomasi devreye girecek ve söz diplomatlarda olacaktır.

Daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi güç, bir noktaya kadar gereklidir. Ondan sonrası ise diplomatlara kalır.

Bu nedenledir ki; tüm dünya devletleri, deneyimli, birikimli , kafaları boş olmayanlardan oluşan dış işleri teşkilatını oluştururlar.

Şimdi söz sırası hariciyecilere gelmiştir.

Bundan sonra hariciye devreye girecek, karşılıklı görüşmeler olacaktır. Artık diyalog dönemi başlamıştır.

Bu bağlamda, elbette ki tek taraflı yarardan söz konusu edilmeyecek, karşılıklı yararlar göz önünde tutulmak suretiyle, ilişkiler oluşturulacak, kesilmiş olan dış ilişkiler yaşama geçirilecek ve dünyanın yeniden huzura ve sükûna kavuşabilmesi için de diplomasi en ince dokuması ile gerekenleri dokuyacaktır.

Durumun böyle olduğunu bilen ve dünyadaki huzurun, sulhun, birlikte yaşama ve karşılıklı çıkar ilişkilerini dengeleme konusunda diplomasinin önemini kavrayan ve bunu hiçbir zaman aklından çıkartmayan devletimizin kurucusu M.Kemal Atatürk, Yurtta sulh ,cihanda sulh ilkesini kendine örnek almış ve bu ilkeden hiçbir zaman sapma göstermeyerek, Genç Türkiye Cumhuriyetinin dünya devletleri arasında etkin ve saygın bir yer almasını sağlamış idi.

İşte şimdi de aynı ilke doğrultusunda hareket etmek suretiyle, Genç Türkiye Cumhuriyetinin huzur ve sükûna kavuşması, insanlarımızın mutlu bir yaşam elde etmesi için, sınırlarımızın güvence altına alınması yolunda diplomatlarımızın gereken çabayı göstermelerinin tam zamanıdır.

Umuyoruz ki; diplomasi bu kez de ağırlığını koyacak ve gerekeni yapacaktır.

Bu nedenle önümüzdeki günlerin diplomasi açısından çok hareketli geçeceğini akıldan çıkarmamak gerekir.

Eğer diplomatlarımız kendine düşeni yerine getirir, çalışmalarında yurtta sulh ,cihanda sulh ilkesini kendilerine rehber etmek suretiyle gerekeni yaparlarsa, bilinmelidir ki; sonuç hem ülkemiz , hem de tüm dünya için hayırlı olacaktır…

[email protected]

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ